Forts türkçesi Forts nedir

Forts ile ilgili cümleler

English: All my efforts are nothing in comparison with yours.
Turkish: Tüm çabalarım seninkilerle karşılaştırıldığında hiçbir şey.

English: All his efforts came to nothing.
Turkish: Onun bütün çabaları beyhude.

English: General Montcalm attacked several British forts in 1757.
Turkish: General Montcalm 1757'de birkaç İngiliz kalesine saldırdı.

English: He built forty-eight forts.
Turkish: O, kırk sekiz kale yaptı.

English: A good lawyer would leave no stone unturned in his efforts to defend his client.
Turkish: İyi bir avukat müşterisini savunmak için yeri göğü titretecektir.

Forts ingilizcede ne demek, Forts nerede nasıl kullanılır?

Best efforts underwriting : En iyi çaba yükümlülüğü. Eniyi çaba yüklenimi. Bir yatırım bankası ya da grubunun, bir şirket tarafından yeni çıkarılan hisse senedinin tümünü eniyi çabayı göstererek satmayı üstlenmesi, satamadıklarını ise çıkarana iade etme anlaşması. krş. aracılık yüklenimi, eniyi çaba ilkesi.

Comforts : Teselli etmek. Yatıştırmak. Cesaretlendirmek. Rahat ettirmek. Yardım etmek. Rahatlatmak. Avutmak. Memnun etmek.

Creature comforts : Refah. Bedenin rahatını sağlayan şeyler.

 

Derail efforts : Raydan çıkarma çabaları. Yolundan çıkarma girişimleri (bir plan proje vs'yi).

Discomforts : Üzmek. Keyfini kaçırmak. Rahatsız etmek. Sıkıntı vermek. Rahatsızlık. Rahatını bozmak. Ağrı. Rahatını kaçırmak. Bozmak.

Fort wayne : Indiana'da bir şehir (abd). İndiana eyaletinde şehir.

Fort lauderdale : Florida eyaletinde şehir. Florida'da tatil şehri (abd).

Fort : Kışla. Takviye edilmiş yer. İstihkam. Kale. Sığınak. Yürütmek. Ordu üssü. Düşmanın gelmesi beklenebilen yollar üzerinde, askeri önem taşıyan kentlerde, geçit ve darboğazlarda güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı. Müstahkem mevki.

Hold the fort : Göz kulak olmak. (yokluğunda) devam ettirmek. Birinin yerine işi yürütmek. Yerine bakmak. (yokluğunda) işi yürütmek. (yokluğunda) yerine bakmak. Yokluğunda işi yürütmek.

Untiring efforts : Büyük gayretler.

İngilizce Forts Türkçe anlamı, Forts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Forts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stronghold : İyi korunan yer.

Filches : Çalmak. Aşırmak.

Fortress : Büyük hisar. Kirman. Büyük kale.

Barracking : Bağırarak desteklemek. İtiraz narası (spor karşılaşması sırasında). Bağırarak sözünü kesmek. Eğreti yapı. Koğuş. Baraka. Kulübe. Beğenmeme sonucu bağırma. Tezahürat yapmak.

Cardinal : Biyoloji, tarih alanlarında kullanılır. Asıl. Esas. Katolik başpapazı. Belli başlı. Ötücü kuşlar (passeriformes) takımının, ispinozgiller (fringillidae) familyasından, 20 cm kadar uzunlukta, kuzey amerika'da yaşayan bir tür. Başlıca. Önemli. Kardinal. Papayı seçen, ona danışmanlık eden ya da onun bakanları görevini yapan yetmiş başpapazdan her biri.

 

Citadels : İç kale.

Bunker : Yakıt bölmesi (gemi). Yığak. Yakıt almak. Kömür konulan oda. Golfte topu engelleyen tümsek veya çukur. Kömür ambarı. Dökme gereç deposu. Kömürlük. Hazne.

Caserne : Askeri bir kışladaki askerler için geçici konaklama yeri veya baraka (ayrıca casern).

Citadel : Eski çağlarda, insanların ve askerlerin, içine kapanıp yağıya karşı direnmeleri için kurulan yüksek ve kalın duvarlı, kuleli, burçlu ve mazgallı büyük yapı. İç kale.

Bastion : İyi korunan yer. Tabya. Burç. Kale burcu. Kale burç.

Forts synonyms : 40, twoscore, pioneer, pioneered, pioneers, bastions, ramparting, bulwark, military engineering, fortlet, filched, conduct, castle, coverts, bunkered, towered, casern, cabbaging, asylums, quarterage, ramparted, quarters, goaling, cove, covering, covert, cabbages, bomb shelter, cafes, enforce, fortification, billet, bolt hole.

Forts zıt anlamlı kelimeler, Forts kelime anlamı

Ordinal : Sıra. Sıra gösteren. Takıma ait. Sıra sayısı. Derece gösteren. Takımla ilgili. Sırasal. 2. Sıra sayı gösterimi 1. Takıma ait (biyoloji terimi).

Liability : Başkasına ilişkin bir dokuncanın buna yer verenince karşılanması, ödenmesi. sorumlu olma. Engel. Yüküm. Söz verme, zorunluluk, yüklenme. Pasif. Yabancı kaynak. Mükellefiyet. Mesuliyet. Eğilim. Yükümlülük.

Weak point : İnsanın zayıf tarafı. Zayıf nokta. Zayıf yön. Zaaf.