Hold the fort türkçesi Hold the fort nedir

  • (yokluğunda) işi yürütmek.
  • Birinin yerine işi yürütmek.
  • Yokluğunda işi yürütmek.
  • Yerine bakmak.
  • Göz kulak olmak.
  • (yokluğunda) devam ettirmek.
  • (yokluğunda) yerine bakmak.

Hold the fort ingilizcede ne demek, Hold the fort nerede nasıl kullanılır?

Hold : (ağırlık) taşımak. Kavramak. İyi çekim. Gözaltına almak. Muhafaza etmek. Geçerli olmak. Karara bağlamak. Durmak. Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Sadık kalmak.

The : Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Fort : Düşmanın gelmesi beklenebilen yollar üzerinde, askeri önem taşıyan kentlerde, geçit ve darboğazlarda güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı. İstihkam. Sığınak. Kale. Takviye edilmiş yer. Hisar. Kışla. Müstahkem mevki. Ordu üssü.

Hold the bag : Kabak başında patlamak.

Hold the field : Üstünlüğünü korumak. Dayanmak. Saldırılara karşı durmak. Durumunu korumak.

Hold the market : Piyasayı elinde tutmak.

Hold the reins : Dizginleri ele almak.

Hold the pass : Yolu tutmak. Geçişi tutmak. Geçidi tutmak. Geçiş yerini savunmak.

 

Hold the line : Phr. Hatta kalmak. Telefonu kapatmamak. Çınkada beklemek. Dayanmak. Mevcut durumu korumak. Hatta kalmak (telefon). Lütfen hattan ayrılmayın. Telefonu kapatmayıp beklemek. Sınır koymak.

The forty thieves : Kırk haramiler.

İngilizce Hold the fort Türkçe anlamı, Hold the fort eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hold the fort ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Have an eye on : İlgilenmek. Dikkatini vermek. Göz dikmek. Dikkat etmek. Gözü kalmak. Gözlemlemek. Yakından izlemek. Bakmak. Gözü üzerinde olmak. -e karşı ilgili olmak.

Sit in : Katılmak. Birinin yerini almak. Oturma eylemi yapmak. Çocuk bakıcılığı yapmak. Gözlemcilik yapmak. Vekalet etmek. Bakıcılık yapmak. Başında durmak. Bakmak.

Replaces : Yerini tutmak. Geri ödemek. Yerine geçmek. Yenisiyle değiştirmek. Değiştirir. Değiştirmek. Ahizeyi yerine koymak. Yerini almak. Yerine koymak.

Replaced : Değiştirmek. Ahizeyi yerine koymak. Yenisiyle değiştirmek. Yerine koymak. Yerini tutmak. Değiştirilmiş. Sökülüp değiştirilmiş. Yerine geçmek. Değiştirildi.

Keep track of : Takip etmek. Dikkat etmek. Teması kesmemek. İzini kaybetmemek. Görüşmeye devam etmek. Aklında tutmak. İzlemek.

Be a father to : Korumak. Bir baba gibi davranmak. -e baba olmak (genellikle biyolojik). Nasihat vermek. Öğüt vermek. Büyütmek.

Watch over : Kollamak. Beklemek. Gözkulak olmak. Bakarak olmak. Nezaret etmek. Gözlemek. Özen göstermek. Korumak.

Overseeing : Seyretmek. Denetlemek. Sınavda gözetmenlik yapmak. İzlemek. Bakmak. Yönetmek. Gözetmek. Nezaret etmek.

Take care of : Gözetmek. İlgilenmek. Karşılamak. Bakımını üstlenmek. -e dikkat etmek. Dikkat etmek. Dövmek. Halletmek (bir meseleyi). Muhafaza etmek.

Oversee : Bakmak. Gözetmek. Sınavda gözetmenlik yapmak. Nezaret etmek. Yönetmek. Seyretmek. İzlemek. Denetlemek.

Hold the fort synonyms : oversees, give an eye to, act for somebody, replacing, oversaw, keep an eye out for, replace, sit in for, look after.