Sit in türkçesi Sit in nedir

  • Çocuk bakıcılığı yapmak.
  • Başında durmak.
  • Vekalet etmek.
  • Yerini almak.
  • Birinin yerini almak.
  • (toplantı veya ders vb'ye) konuk olarak alınmak.
  • Bir başkasının yerine temsil elmek.
  • Bakıcılık yapmak.
  • Bakmak.
  • Yerine bakmak.
  • Katılmak.
  • Oturma eylemi yapmak.
  • Gözlemcilik yapmak.

Sit in ile ilgili cümleler

English: Ali likes to sit in the back of the classroom next to the door.
Turkish: Ali kapının yanındaki sınıfın arkasında oturmayı seviyor.

English: Ali can sit in my chair.
Turkish: Ali benim sandalyemde oturabilir.

English: Ali and Mary usually like to sit in the front row.
Turkish: Ali ve Mary genellikle ön sırada oturmaktan hoşlanırlar.

English: Ali found it pretty enjoyable just to sit in the sun and listen to music.
Turkish: Ali sadece güneşte oturmayı ve müzik dinlemeyi oldukça eğlenceli buldu.

English: Ali always wants to sit in the front row.
Turkish: Ali her zaman ön sırada oturmak ister.

Sit in ingilizcede ne demek, Sit in nerede nasıl kullanılır?

Sit : Oturuma katılmak. Oturmak. Konmak. Kuluçkaya yatmak (tavuk). Olmak (imtihan). Tam oturmak. Poz vermek. Oturtmak. Tünemek. Toplanmak.

In : Dahili. İçine. İktidardaki. Tutulan. Olarak. Çok moda olan. Da. Halinde. İç. Mevsimi gelmiş.

Sit in for : Yerini almak. Yerine bakmak. Birine vekalet etmek.

 

Sit in judgement : Karşısındaki hakkında karar vermek. Yargıç olarak başkanlık etmiş. Karşısındakini yargılamak.

Sit in on : Dinleyici olarak bir toplantıya katılmak.

Sit in the anxious seat : Diken üzerinde oturmak.

Stage a sit in : Oturma eylemi yapmak. Oturma grevi yapmak.

İngilizce Sit in Türkçe anlamı, Sit in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sit in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accede : Tahta çıkmak. Yanaşmak. Razı olmak. Yerine getirmek. Yönetime geçmek. Uymak. Kail olmak. Kabul etmek. Onaylamak.

Replaces : Yerine koymak. Değiştirir. Değiştirmek. Ahizeyi yerine koymak. Yenisiyle değiştirmek. Yerini tutmak. Yerine geçmek.

Beholds : Görmek. Farkına varmak. Dikkat etmek. Seyretmek. Dikkatle bakmak. Gözlemlemek.

Oust : Zorla yerini almak. (birini) (yerinden veya koltuğundan) devirmek. Yerinden etmek. Ayağını kaydırmak. Defetmek. Yerini almak (zorla). Dışarı atmak. Çıkarmak. Mahrum etmek.

Baby sit : Çocuğa bakmak.

Adhering : Bitiştirmek. Girmek. Bağlı olmak. Üyesi olmak. İltihak etmek. Bağlanmak. Bağlı kalmak. Yapışmak.

Relay : Yeniden sermek. Anahtarlamak. Naklen yayınlamak. Yerini alan kimse. Yedek malzeme. Bir denetim hareketini başka bir harekete değiştiren denetim aygıtı. örnek: düz hareketi ters harekete değiştirmek. Rölelerle iletmek. Posta. Yorulanın yerini alan grup. Yeniden yayınlamak.

Adhered : Yapışık. Bitiştirmek. Bağlanmak. Yapışmak. Bağlı kalmak. Bağlı. Sadık.

Ally : Birleşmek. Ticaret serbestliği. Dost. Müttefik ülke. Arkadaş. Müttefik. Katmak. Birleştirmek.

Displace : Sürmek. Yerinden çıkmak. Yerine geçmek. Yerinden çıkarmak. Çıkarmak. Azletmek. Yerinden etmek. Yerini değiştirmek. -in yerine geçmek.

 

Sit in synonyms : affiliate with, deputised, act the part, be in charge of, attends, affiliate, be in charge, acceded, nurses, behold, care for, replace, displacing, deputising, displaces, deputizing, beat about, administer to, deputises, relayed, nurse, acceding, attend on, cut in, cast a glance, nursed, act for somebody, adheres, affiliates, attend, deputized, cares for, babysit.