Sit in for türkçesi Sit in for nedir

  • Yerini almak.
  • Yerine bakmak.
  • Birine vekalet etmek.

Sit in for ile ilgili cümleler

English: Who is going to sit in for you?
Turkish: Sizin yerinizi kim alacak?

Sit in for ingilizcede ne demek, Sit in for nerede nasıl kullanılır?

Sit : Tam oturmak. Oturuma katılmak. Burnunu sürtmek. Oturmak. Toplanmak. Kalmak (bir yerde). Poz vermek. Modellik yapmak. Sınava girmek. Tünemek.

In : Gelmiş olan. Çok moda olan. İçeri doğru yönelen. İçine. İç. Halinde. İçinde. Dahili. İktidardaki. Olarak.

For : Süresince. -den dolayı. İçin. -e elverişli. Karşılığında. Uğruna. Ocak. Adına. Çünkü.

Sit in : Başında durmak. Gözlemcilik yapmak. Çocuk bakıcılığı yapmak. Katılmak. Oturma eylemi yapmak. Birinin yerini almak. Yerine bakmak. Bakmak. (toplantı veya ders vb'ye) konuk olarak alınmak. Bir başkasının yerine temsil elmek.

Sit in judgement : Karşısındaki hakkında karar vermek. Karşısındakini yargılamak. Yargıç olarak başkanlık etmiş.

In force : Cari. Geçer. Geçerli. Büyük kuvvetlerle. Yürürlükte olan (geçerli). Yürürlükte bulunan. Yürürlükte. Bütün gücüyle. Tam kuvvetle.

In form : Formda. Şeklen.

Stage a sit in : Oturma grevi yapmak. Oturma eylemi yapmak.

In for a penny : Battı balık yan gider.

Sit in on : Dinleyici olarak bir toplantıya katılmak.

 

İngilizce Sit in for Türkçe anlamı, Sit in for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sit in for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Displaces : Yerinden çıkarmak. Sürmek. Azletmek. Yerinden etmek. Yerine geçmek. Yerini değiştirmek. Ülkesinden çıkarmak. Yerinden çıkmak. Çıkarmak.

Relaying : Poz. Aktarma. Yayın yapmak. Naklen yayın yapmak. El değiştirmek. Yerine koymak.

Sit in : Oturma eylemi yapmak. Katılmak. Çocuk bakıcılığı yapmak. Başında durmak. Bir başkasının yerine temsil elmek. Birinin yerini almak. Bakıcılık yapmak. (toplantı veya ders vb'ye) konuk olarak alınmak.

Ousts : (birini) (yerinden veya koltuğundan) devirmek. Yerinden etmek. Ayağını kaydırmak. Defetmek. Zorla çıkarmak. Mahrum etmek. Çıkarmak. Zorla yerini almak. Yerini almak (zorla).

Deputizes : Vekil olarak atamak. Atamak. Göreve vekalet etmek. Tayin etmek. Vekalet etmek. Vekil tayin etmek.

Deputised : Atamak. Temsil etmek (deputize olarak da yazılır). Temsilci atamak. Göreve vekalet etmek. Vekil tayin etmek. Vekil olarak atamak. Temsilcilik etmek. Vekalet etmek. Tayin etmek.

Replaces : Yerini tutmak. Yerine geçmek. Ahizeyi yerine koymak. Yenisiyle değiştirmek. Yerine koymak. Değiştirir. Vekalet etmek. Geri ödemek.

Cut in : Sollayıp yolunu almak. Devreye sokmak. Araya girmek. Hisse vermek. Ortak yapmak. Lafa girmek. Dansta eşini almak. Birinin sözünü kesmek. Müdahale etmek.

Replaced : Yenisiyle değiştirmek. Geri ödemek. Değiştirildi. Vekalet etmek. Değiştirmek. Ahizeyi yerine koymak. Yerine geçmek. Yerine koymak. Yerini tutmak.

Act for somebody : Vekalet etmek.

Sit in for synonyms : deputize, deputizing, deputise, relayed, deputising, hold the fort, displacing, replacing, displace, deputises, stand in for, relay, oust, deputized, replace, stand in.