Foul charge türkçesi Foul charge nedir

  • Bir oyuncunun ayaktopu kurallarına aykırı olarak vücudu karşı takım oyuncusunun üzerine abanması.
  • Futbol alanında kullanılır.
  • Kuralsız yüklenme.

Foul charge ingilizcede ne demek, Foul charge nerede nasıl kullanılır?

Foul : Tıkanmış. İğrenç. Bulaştırmak. Kirlenmek. Hilebaz. Kokuşmuş. Kurallara aykırı. Kirletmek. Çirkin. Hain.

Charge : Vazifelendirmek. Ödetmek. Suçlamak. Sorumlu tutmak. Kanunla belirlenen bazı kamu hizmetlerinden yararlanma karşılığında alınan vergi. Taarruz. Üzerine atmak. Yük. Kredi kartından almak. Bir özdeğin ya da bir ortamın eksicik önelcik dengesinin bozulması ile oluşan elektriklik hali. 2— bir elektrik çevriminin ya da bir işlergenin güç çıktısı.

Foul air : Grizu. Pis hava. Bozuk hava.

Foul anchor : Çaprazlı demir.

Foul bill of lading : Rezerveli konişmento. Kirli konşimento. Hasarlı yüklenen yükü belirten konşimento. Rezerveli konşimento. Kusurlu konşimento.

Foul blow : Kurallara aykırı olarak yapılan vuruş.

İngilizce Foul charge Türkçe anlamı, Foul charge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Foul charge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bounce up : Kimi nedenlerle hakemce durdurulan oyunu yeniden başlatırken hakemin topu eliyle yere bırakarak oyuna sokması. Hakem atışı.

 

Candidate : Sınava giren kimse. Ulusal ya da karma takımlarda oynatılmak üzere türlü takımlardan seçilen oyuncular. Namzet. Talip. Aday. Namzetlik.

Back scissors kick : Bir oyuncunun, kendisini sırt üstü yere atarken ayaklarını havada devindirip makaslama vuruşla topu geri çevirmesi, bk. makaslama vuruş. Ters makas.

Centre flag : Orta bayrağı. Ayaktopu alanının orta çizgisinin iki yanında bulunan gönderlerin üzerindeki bayrak. (bu bayraklar, uzaktan orta çizgiyi gösterir.).

Charge with the body : Çarpmak. Karşı oyuncuya, iki ayağı yerden kesmeden, gövdenin bütün ağırlığı ile yüklenmek.

Backheel pass : Topuk pası. Topu, topuk vuruşu ile takım arkadaşına aktarmak. Topukla aktarmak.

Centre kick : Oyunun ikinci dönemine başlarken ya da savılardan sonra orta çizgi üzerinden yapılan vuruş. Orta vuruşu.

Committee of organisation : Ayaktopu karşılaşmalarını düzenlemek ve oyunlarla ilgili işleri yürütmekle görevli kurul. Organizasyon komitesi. Düzenleme kurulu.

Centre forward : Akıncı katının en orta yerinde yer alan ayaktopu oyuncusu. Orta akıncı. Santrfor.

Attacking game : Karşı kaleye akın yapmaya dayanan bir oyun yöntemi. bu biçimde oynayan bir takım, akın üstüne akın yaparak topu daha çok karşı yarı alanda bulundurmaya çalışır. Ofansif oyun. Akıncıl oyun.

Foul charge synonyms : bali, backheel, amateur player, central disciplinary committee, centre spot, centre.