Frontline türkçesi Frontline nedir

  • (futbol) bir takımın çizgi hakemi (spor) ön taraf en uzak yerde oynayan oyuncular.
  • Cephe hattı.
  • Eğimli yüksek tavanlı.
  • İki farklı pozisyon arasındaki sınır (savaşta, politikada, vs.).

Frontline ingilizcede ne demek, Frontline nerede nasıl kullanılır?

Frontlighting : Önden aydınlatma. Far. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Işık kaynağının, konunun önünde yer alması, konu üzerine önden ışık göndermesi durumu.

Frontless : Yüzü olmayan. Önü olmayan. Önsüz. Yüzsüz (eski kullanım). Yüzsüz.

Frontlet : Alın (hayvan). Alın bağı. Hayvan alnı.

Frontlets : Alın bağı. Hayvan alnı. Alın (hayvan).

Front and rear : Ön ve arka. İleriye ve arkaya doğru en uzak olan bölüm.

Front cover : Ön dışkapak. Dış ön kaplama (kitap, dergi, vs.). Dışkapağın kitabın yüzüne gelen bölümü, bk. dışkapak. Servis kapağı. Ön kapak.

Front bumper : Ön tampon.

Front door : Ön kapı. Sokak kapısı.

Front axle : Bağımlı askı düzenlerinde ön tekerlekleri birbirine bağlayan ve aracın ön bölümünü taşıyan dingil. Ön aks. Ön dingil. Öndingil.

Front court : Akın bölgesi. Bir takımın akın yaptığı çemberin altında, dip çizgisiyle orta çizgi arasında kalan alan.

İngilizce Frontline Türkçe anlamı, Frontline eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Frontline ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Building line : Ön yüz çizgisi. İnşaat hattı. Önyüz çizgisi. Yapı çizgisi. Bir yerbölümün önyüzünden ya da kenarlarından belli bir uzaklıkta bulunan ve yasal olarak ondan daha ilerde yapıya izin verilmeyen varsayımsal çizgi. Bir yapının ön yüzünün bir yola ya da yaya kaldırımına ne ölçüde yakın olabileceğini belirleyen sınır çizgisi.

Trawl line : Çapari. Çaparı. Paraka. Çok çengelli olta.

Battlefront : Cephe. Düşman birliklerine en yakın olan bölüm. Savaş cephesi. Muharebe cephesi. Bir savaş alanında ön kısımda yer alan bölge.

Field : Cevaplandırmak. Otlak. Tarla. Bir araştırma konusu ya da sorununun taşıyıcısı olan ve belli ayrıtları bulunan gözlem birimlerinden oluşmuş araştırma evreni ya da bu evrenin içinde gözlendiği gerçek yaşam bağlamı. Tarım coğrafyasında, dar anlamıyla "sürülen, ekilen" toprak. Sahaya çıkarmak. Cevabı yapıştırmak. Bir özdeğin, bir mıknatısın ya da bir elektrik yükü'nün çevresinde uyarılan kendini kuvvet etkisi ile belli eden yönleçsel, doğabilimsel nicelik. Çayır. Futbol, bilgisayar, bilişim, coğrafya, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Battleground : Savaş alanı. Savaş bölgesi.

Battlefield : Muharebe meydanı. Savaş meydanı. Savaş alanı. Cenk meydanı. Muharebe sahası. Missouri eyaletinde şehir. Harp meydanı.

Front line : Ön çizgi. İleri hat. Cephe.

Trawl : Kayık arkasından çekilen çok çengelli olta. Ağ. Trol ile denizin dibini taramak. Oltayla balık avlamak. Ağla balık tutmak. Trol avcılığı yapmak. Çaparı. Taraklı balık ağı. Trol. Tarak ağı.

 

Line : Sahne yukarısındaki palangalar yoluyla sarkıtılıp çekilebilen, genellikle çelikten yapılmış halat. Kırıştırmak. Askı halatı. Sıralamak. Bir sokaktaki yapıların, birbirine bakarak içerde ve dışarda yerleşmelerini önlemek, sokağa koşut ve sokaktan eşit uzaklıkta yer almalarını sağlamak üzere, önyüz çizgilerinin çakışması ya da koşut gitmesi istenen varsayımsal çizgi. Hat. Sürütme oltaları. Çizgi çizmek. Kaplamak. Düzdizim çizgisi.

Front : Örtübaşı. Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. Önemli mevki. Önde bulunan. Karşı olmak. Maske. Ön. Cephelenmek. Önünde bulunmak. Paravana.

Frontline synonyms : field of battle, field of honor, setline, fishing line, spiller.