Frontogenesis türkçesi Frontogenesis nedir

  • Cephe oluşması.
  • Cephe oluşumu.
  • Yeni cephe doğuşu.
  • İki hava kitlesinin bir araya gelmesi (meteoroloji).
  • Frontojenez.

İngilizce Frontogenesis Türkçe anlamı, Frontogenesis eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Frontogenesis ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gametogenesis : Eşey organlarında birinci dereceli gametositlerden ikinci dereceli gametositlerin ve bunlardan da eşey hücrelerinin meydana gelmesi. gametogenez. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Üreme hücreleri yaratma. Üreme hücreleri gelişimi. Eşey hücresi oluşması. Gamotogenez. Gamet oluş. Gametogenez. Memelilerde ilkel erkek ve dişi cinsiyet hücrelerinin gelişip olgunlaşması, proontogenezis. Gametojenez.

Rooting : Eşelemek. Araştırmak. Köklenme. Kökleşmek. Burnu ile eşelemek. Kök sökme. Kökleştirmek. Deşmek. Kök salmak. Yerleşmek.

Morphogenesis : Morfogenez. Morfojeni. Hücrelerin embriyolojik olarak farklılaşması. Bir canlının gelişmesi ya da ontogenisi sırasında büyüme ve hücre farklılaşması ile özel şeklini alması olayı. Morfojenez.

Development : Geliştirme. Açınma. Geliştirim. Kalkınma. Hazırlık. Bir yerin yapıdüzenini sağlama, orayı geliştirip güzelleştirme, yaşama koşullarını uygunlaştırma, iyileştirme ve bayındır duruma getirme. Ontogeni. Aşınma payına bağlı bir varlığın, daha uzun bir süre varoluşu, yüksek bir üretim ya da verim gücüne ulaştırılması amacıyla geliştirilmesi. Yalından karmaşığa, aşağı olandan üstün olana doğru ilerleyen, olayların iç eğilimlerinin ve özünün aydınlanmasını sağlayan, yeninin ortaya çıkmasına götüren kendi kendine devinim süreci. Bir kentin, kasabanın tümünün ya da bir yerleşim yerinin bir bölümünün kendiliğinden gelişmesine engel olmak, bu gelişmeye toplum yararına bir biçim vermek amacıyla, yerleşim yerinin işlevleriyle toprak kullanımı arasında bir ilişki kurmayı öngören, geleceğe dönük bir kamusal eylem türü.

 

Kenogenesis : Senojenez. Senojenetik.

Efflorescence : Çiçeksime. Efloresans. Kimi sulu örüt bileşiklerin havada su yitirerek, yüzeyden başlayan toza dönüşme özelliği. örn. çamaşır sodasının tozlaşması. Gelişip olgunlaşma. Tozlaşma. Toz olma. Tozlanma. Toz haline gelme. Ufalama. Olgunlaşma.

Growth : Büyüme. Geliştirme. Filiz. Sürgün. Yaşlanma. Büyümüş şey. İnkişaf. Ürün. Gelişme. Yükseliş.

Vegetation : Sebze. Herhangi bir yörede, ayırt edici yapısal özellikleri nedeniyle ayrıca adlandırılabilecek bitki toplulukları. Ot gibi yaşama. Bitkilenme. Vejetasyon. Tümör. Bitki örtüsü. Bitki gibi büyüme. Olgunlaşma.

Suppression : Duygu bastırma (bilinçli olarak). Yok etme. Tutma. Tarayıcı demetin satır başı ya da resim başı yapması sırasında, istenmeyen imlerin ortaya çıkmasını önlemek ve eşleme imleri gibi belirli biçimdeki imleri göndermek için resim bilgisine verilen ara. Bastırma. Organ işlevinin önlenmesi, özellikle herhangi bir bezin salgılama görevinin baskı altında tutulması, salgının durdurulması. Sindirme. Boşluk. Bastırı. Gizleme.

 

Angiogenesis : Anjiyogenez. Kan damarlarının oluşumu. Kan damarlarının gelişimi.

Frontogenesis synonyms : myelinisation, psychosexual development, virilisation, biological process, organic process, cytogeny, cainogenesis, kainogenesis, infructescence, psychomotor development, cenogenesis, myelinization, odontiasis, juvenescence, growing, apposition, gastrulation, caenogenesis, teratogenesis, masculinization, palingenesis, cytogenesis, foliation, sprouting, virilization, germination, auxesis, intussusception, florescence, dentition, cohesion, psychogenesis, amelogenesis.

Frontogenesis zıt anlamlı kelimeler, Frontogenesis kelime anlamı

Cenogenesis : Senojenetik. Senojenez. Türünün karakteristiğini göstermeyen embriyonik gelişim (biyoloji terimi).

Palingenesis : Paleojenez. Palinjenezi. Yeniden doğma. Palinjeni.

Nondevelopment : Gelişmeme. Kalkınmama.