Fusions türkçesi Fusions nedir
- Birleşme.
- Kaynaşma.
- Erimiş kütle.
- Eritme.
- Füzyon.
- Erime.
- Birleştirme.
Fusions ile ilgili cümleler
English: Every function should have comments describing its purpose in order to avoid confusions.
Turkish: Karışıklıklardan kaçınmak için her fonksiyonun amacını açıklayan yorumları olmalı.
Fusions ingilizcede ne demek, Fusions nerede nasıl kullanılır?
Affusions : Dökülme. Afüzyon. Dökme. Affuziyon.
Confusions : Karmaşa. Şaşkınlık. Alavere. Sersemlik. Kargaşa. Konfüzyon. Kafa karışıklığı. Karıştırma. Utanma. Keşmekeş.
Diffusions : Diffüzyon. Nüfuz. Yayın. Difüzyon. Yayınma. Dağıtım. Yayınım. Yayılma. Dağılma. Yayma.
Effusions : Akma. Akıtma. İçini dökme. Bolluk. Açılma. Efüzyon. Taşkınlık. Coşkunluk.
Infusions : Demleme. Aşılama. İçine dökme. Katma. Telkin. Damara zerketme. Demlenmiş içecek.
Suffusions : Kızarma. Kaplama. Kızartı. Sufüzyon. Saklanma. Yayılma. Gizlenme. Yayma.
Fusion protein : Bazı virüs ailelerindeki virüslerin zarfında bulunan ve hücreyle viral zarfın kaynaşmasını sağlayarak virüsün hücre içerisine girmesini sağlayan veya virüsün hücre dışına çıkmadan doğrudan enfekte olmamış hücrelere geçişine imkan tanıyan protein, füzyon proteini. Kaynaşma proteini. Füzyon proteini.
Fusion frequency : Kaynaşma sıklığı. Birleşme frekansı. Görüntülerin birbirini izleme sıklığının belirli bir değeri. (bu değerin üstündeki frekanslarda görüntülerin renk ya da öznel parıltı ayrımları algılanamaz.). Erime frekansı. Görüntü erime frekansı.
Fusion of culture : İki ya da daha çok ekinin birleşerek yeni bir ekinsel bileşim oluşturmaları süreci. Ekinsel kaynaşım.
Fusion reaction : Füzyon reaksiyonu.
İngilizce Fusions Türkçe anlamı, Fusions eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Fusions ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Meltdowns : Tümerime.
Dissolving : Dağılan. Çözünme. Parçalarına bölünen. Eriyen. Eritici. Çözülen. Parçalarına ayrılan. Katı, sıvı, gaz evrelerinde bulunan özdeklerin, molekül ya da atomlarını bir arada tutan kuvvetleri yenerek bir başka özdeğin içinde dağılmaları olayı.
Melting : Eritici. Ergitme. Ergime. Bir katının katı evresinden ısı ve basınç etkisiyle sıvıya dönüşümü. Eri. Eriten. İzabe. Isı etkisiyle örüt yapıları çözülen katıların, sıvı evreye geçmeleri olayı ; donmanın tersi.
Binding together : Birbirine bağlamak. Bir araya getirme. Bütünleştirme.
Fluxation : Akıtma.
Bond : Belirli miktar paranın, belirli bir vade sonunda ödeneceğini gösteren, üzerinde düzenleme yeri veya ödeme yeri ifadelerinden en az birinin bulunduğu bir yıldan kısa vadeli borç senedi. krş. adi senet, tahvil. Atom ya da yükünlerin, bağımsız moleküller oluşturmasını sağlayan kuvvetlerden doğan etkileşim türü. (durgun elektriksel etkileşimlerin oluşturduğu yükünsel bağ, elektron ortaklaşmasından doğan ortaklaşma bağı gibi türleri vardır.). Yapışma. Tahvil. Bono. Resmi. Antrepoya koymak. Yapışmak. Ancak belirli doğrultu ve uzaklıklarda güçlü olan, özel kimyasal kuvvetlerden kurulu öğeciklerarası bağlam. Birleşmek.
Amalgamation : Cıva ile bir başka madeni karıştırma. Karışım. Güçlü bir ortaklığın tecimsel gücünü ve hukuki görüntüsünü kaybetmiş diğer bir ortaklığın borçlu ve alacaklı değerleriyle yükümlenmek ve bunlardan doğacak her çeşit sonuçları da üzerine almak suretiyle onunla birleşmesi. Şirketlerin birleşmesi. İki firma ya da şirketin, hukuki varlıklarını sona erdirerek, yeni yasal unvan altında bir araya gelmeleri sonucu, her türlü varlık ve yükümlülüklerin yeni oluşturulan firmaya devredilmesi ya da bu iki firmadan birinin diğerine katılması. Şirket birleşmesi amacı ile uygulanan tasfiye işlemleri. Karıştırma. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
Saturations : Koyuluk. Doyurma. Massetme. İçine alma. Canlılık. Doyma. Canlılık (renk). Saturasyon. Özümseme. Soğurma.
Bondings : Topraklama. Sahil duvarı. Tutturma. Bağlayan. Bağlama. Yapışma. Bağlanma. Yapıştırma.
Aggregation : Toplanma. Kümelenme. Yığın. Hücrelerin yuvarlaklaşması ve üzüm salkımı biçiminde bir araya toplanması. birleştirme, toplayıp yığma, kümelenme, kan pulcuklarının kümelenmesi gibi. Toplanma, bir araya gelme, kümeleşme. saldırı, canlılar arasında beslenma, çiftleşme, yuva alanının korunması gibi savunma, korku veya rekabetle ilgili davranışlar. Sosyete teşkil etmeyen bir türün bireylerinin bir yerde toplanması. Birikim. Yığışma. Bir araya gelme.
Fusions synonyms : angered, anchylosis, affiliations, mixtures, amalgamations, aggregations, enraged, infuriated, flux, bindery, conglutination, fluxing, deliquation, commingling, cohesion, deliquescent, meltdown, lysis, bonding, smelting, thawing, assemblage, contraction, fuzing, dissolutions, coalition, fierce, alliance, angry, association, cohesions, resolution, ankylose.
Fusions zıt anlamlı kelimeler, Fusions kelime anlamı
Nonviolent : Sessiz. Pasif. Şiddete başvurmayan.
Fusions antonyms : unangry.

Bu kısımda Fusions kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Fusions ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Fusions anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Fusions ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.