Dissolving türkçesi Dissolving nedir

  • Erime.
  • Dağılan.
  • Eritme.
  • Parçalarına ayrılan.
  • Eritici.
  • Çözünme.
  • Çözülen.
  • Parçalanan.
  • Katı, sıvı, gaz evrelerinde bulunan özdeklerin, molekül ya da atomlarını bir arada tutan kuvvetleri yenerek bir başka özdeğin içinde dağılmaları olayı.
  • Parçalarına bölünen.
  • Sıvıya dönüşen.
  • Kimya alanında kullanılır.
  • Sıvılaşan.
  • Eriyen.

Dissolving ingilizcede ne demek, Dissolving nerede nasıl kullanılır?

Dissolving power : Eritme gücü.

Dissolvability : Parçalara bölünebilir. Ayrılabilme. Çözünürlük. Çözünebilme. Eriyebilirlik.

Dissolvable : Feshedilebilir. Eritilebilir. Erir.

Dissolve : Çözlgenle karıştırarak, bir özdeği çözeltiye sokmak. Kontrolunü kaybetmek. Zincirleme eylemi. Fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yok olmak. Çözülmek. Kaptırmak. Zincirlemek. Eritmek. Çözünmek.

Dissolve in tears : Gözyaşları boşanmak. Gözünden yaşlar boşanmak.

Dissolvent : Eritici. Çözücü. Eritici madde. Çözücü madde.

Dissolve marriage : Evliliği sona erdirmek. Evliliği sonlandırmak.

Dissolver : Eritici. Çözme tertibatı. Çözücü.

Dissolve into thin air : Ortadan kaybolmak. Yer yarılıp içine girmek. Kayıplara karışmak.

Dissolved the government : Hükümeti feshetti. Hükümeti dağıttı.

İngilizce Dissolving Türkçe anlamı, Dissolving eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Dissolving ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Activated coal : Etkin kömür. Çözeltilerden renk giderme ya da gaz karışımlarından kimi gazlan ayırma amacıyla yüze yutma özelliği geliştirilmiş kömür. Aktif kömür. Etkinleştirilmiş kömür.

Additive : Bir ürüne, kimyasal ya da fiziksel özelliklerini geliştirmek, kalımlı kılmak, çekici yapmak vb. nedenlerle eklenen özdek. Toplamsal. İlave. Eklenecek. Katkı maddesi. Katkı. Katılacak. Ek katkı. Katılan kimyasal madde.

Diluents : Sulandırıcı madde. Çözücü. Sulandırıcı. Seyrelti. Seyreltici. İnceltici. Seyreltken.

Aldehydes : Bir (r) alkil köküne ya da hidrojene bağlanmış, (-cho) formil kökünü taşıyan organik bileşikler. Aldehit. Aldehitler.

Dissociations : Çözülüm. Dağılım. Çözülme. Ayrışma. Ayrılma. Çözünüm. Kişilik çözünmesi sonucu çıkan savunma mekanizması. Ayırma. Kopma.

Solution : Çözüm. Çözünen ve çözücüden oluşan tektürel, karışım. Eriyik. Bir ya da daha çok sıvı ya da katının tekdüze dağılmış özdeciklerini içeren bir sıvı ya da katı ortamdan oluşan karışım, anlamdaş eriyik. İzah. Mahlul. Fizik, kimya, madencilik, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Halletme. Çare.

Aliphatic compounds : Alifatik bileşikler. Düz ya da dallanmış karbon iskeletinden türemiş olan hidrokarbonlar sınıfı. örn.

Lysis : Kırım. Hastalığın gerilemesi. Hücre çözülmesi. Erime. ateşin yavaş yavaş düşmesi. hücre zarının veya bakteriyel hücre duvarının yıkımı, hücresel içeriğinin salınımı ve hücrenin ölümü. Kesilme. Liziz. Hücrelerin eriyip yok olması. Lizis. Göze çözülmesi. Kırılma.

 

Meltdown : Tümerime.

Crumbliest : Ufalanan.

Dissolving synonyms : disentangled, alcohols, fluxing, liquefaction, resolution, acid radical, ablation, alicyclic compounds, fusions, smelting, crumbling, liquefactive, thawing, dissolvent, dissolver, tabescent, ablations, fundere, resolutions, dissolution, deliquescent, meltdowns, active passive metal, dissolutions, acid salt, crumblings, active metals, fusion, solvation, acier inoxydable, solvent, fuzing, defroster.

Dissolving ingilizce tanımı, definition of Dissolving

Dissolving kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Breaking up. Vanishing. Melting.