Diluents türkçesi Diluents nedir

Diluents ingilizcede ne demek, Diluents nerede nasıl kullanılır?

Diluent : Seyrelti. Sulandırıcı madde. Seyreltici. Eritici. Bir özdeğe eklenerek onun yığınsal oylumunu ya da kütlesini artıran, çözünen özdeğin derişiminin azalmasını sağlayan ve tepkime vermeyen bir sıvı ya da katı. Çözücü. Sulandırıcı. Seyreltken. İnceltici.

Dilute : Etkisini azaltmak. Seyreltmek. Hafifletmek. Cansızlaştırmak. Seyreltik. Hafif. Su katmak. Daha çok çözgen katarak derişikliği azaltmak. İnceltmek. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Dilute acid : Seyreltik asit.

Dilute labor : Deneyimli işçilerin arasına niteliksizleri katmak.

Dilute labour : Deneyimsiz işçilerin yanına deneyimlileri de almak.

Diluting agent : Seyreltici madde. İnceltici katkı. Seyreltici. Seyreltici katkı.

Diluter : Seyreltici. Sulandırıcı. İnceltici.

Dilute solution : Çözünmüş özdeğin, çözücüye oranının düşük olduğu çözelti. Zayıf çözelti. Seyreltik çözelti. Seyreltik çözeltisi.

Dilutes colors : Türev donlar. Tayın doğduğunda sahip olduğu dona zamanla beyaz kılların girmesiyle sonradan meydana gelen, kır, ahreç ve boz donlar.

Dilutee : Niteliksiz işçi. Deneyimsiz işçi.

 

İngilizce Diluents Türkçe anlamı, Diluents eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Diluents ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Solvent : Eritici madde. Bütün borçlarını ödeyebilen (kimse). Maddeleri çözebilen sıvı, solvent. Muteber. Çözümleyen. Para yönünden saygınlığı olan, borcunu ödeyebilen. Borcunu ödeyebilen. Eritken. Ödeyebilir.

Dilutions : Eriyik. Sulandırma. Cansızlaştırma. Seyreltme.

Warpers : Bozan. Çözgü makinesi. Saptırıcı. Çözgücü. Büken. Bozucu. Bükücü. Yün çözme tezgahı. Saptıran.

Defroster : Eriten bir şey. Özellikle otomobil veya uçakların ön camlarında oluşan buzlanmayı engelleyen cihaz. Buzu ortadan kaldıran veya eriten aygıt. Buz çözücü. Buzçözer.

Resolvent : Çözücü (madde). Çözücü madde. Çözücü veya eritici madde. Rezolütif. Halleden. Çözen. Çözümleyen.

Dissolver : Çözme tertibatı.

Flick : Seğirmek. Fiske vurmak. Fiske. Film. Çabuk bir sallama hareketi. Vurmak. Fiske atmak. Parmak şıklatmak. Kamçı ve benzerini şaklatmak. Çırpınmak.

Diluent : Bir özdeğe eklenerek onun yığınsal oylumunu ya da kütlesini artıran, çözünen özdeğin derişiminin azalmasını sağlayan ve tepkime vermeyen bir sıvı ya da katı.

Dissolving : Çözülen. Parçalanan. Sıvılaşan. Parçalarına bölünen. Çözünme. Sıvıya dönüşen. Katı, sıvı, gaz evrelerinde bulunan özdeklerin, molekül ya da atomlarını bir arada tutan kuvvetleri yenerek bir başka özdeğin içinde dağılmaları olayı. Eriyen. Parçalarına ayrılan.

Diluents synonyms : picture show, motion picture show, moving picture show, dilutant, diluters, melter, diluting, dispersant, attenuant, dissolvent, resolvers, resolver, warper, silent picture, motion picture, unwinder, demodulator, tenuity, film, silent movie, movie, thinners, catalase, picture, diluter, dilution, moving picture, dilutive, liquidizer, thinner, agent, unwinders, tenuousness.