Göğe nedir, Göğe ne demek

Göğe; Tarih alanında kullanılan bir terimdir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tavuk, horoz ve kuşların başlarında bulunan yuvarlak tüy yığını.

Kaba ve hafif taş.

Tarih terimi olarak anlamı:

Yirmi altı çift kürekle çekilen eski savaş gemilerinin bir türü.

Teknik terim anlamı:

Altı mavna, üstü kalyon olan ve yirmi altı çift kürekle çekilen eski bir harp gemisi.

Göğe ile ilgili Cümleler

  • “Bunun için Necla ile Ayşe onu yere göğe koymuyor -enişte diye- pervane gibi etrafında dönüyorlar.”
  • neden çarpıldım neden bir göğe bir yere düşüyorum.
  • “Hakkın var imam, hakkın var, yerden göğe kadar hakkın var.”
  • Yerden göğe kadar haklısın.

Göğe ile ilgili Atasözü veya Deyim

ağaç ne kadar uzasa göğe ermez : “insan ne kadar yükselirse yükselsin bir yerde durur” anlamında kullanılan bir söz.

başı göğe ermek (veya değmek) : beklenmeyen bir mutluluğa ermek.

göğe direk, denize kapak olmaz : “hem gereksiz hem de gerçekleştirilmesi hayale bile sığmayan şeylerle uğraşılmamalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

göğe merdiven dayamış : çok uzun boylu.

gönülsüz namaz göğe ağmaz : “isteksiz yapılan bir işten hayır gelmez” anlamında kullanılan bir söz.

yerden göğe kadar : pek çok.

yere göğe koymamak : nasıl ağırlayacağını, nasıl memnun edeceğini bilmemek, çok önem vermek.

 

Göğe tanımı, anlamı

Göğe bırakmak : Atı çayıra çıkarmak

Göğe çekilmek : Yok olmak, kaybolmak: İnsaf, merhamet göğe çekilmedi ya !. Kaybolmak: Hayalar göğe çekildi.

Göğe çıkan : Şenlik gecelerinde yakılan fişek, maytap.

Göğe gelmek : Dişi hayvan çiftleşmek istemek.

Göğe salmak : İlkbaharda hayvanları taze ota salmak.

Göğebakan : Ağrı şehrinde, Diyadin belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Göğeç : İçinde yemek pişirilen toprak kap. Toprak kapta pişirilen yemek.

Göğef : Taze cevizin dışındaki yeşil kabuk.

Göğeğen : Hayvanlara zarar veren gök renkli bir çeşit sinek ya da böcek.

Göğek : Cevizin yeşil kabuğu.

Göğel ördek : Yeşil ördek.

Göğelek : Ağaçlarda görülen ve asalak olarak yaşayan bir bitki, ökseotu. Ağaçları kurutan asalak bitki.

Göğeleme : Keçi yavrusu.

Göğelemek : Dişi hayvan çiftleşmek istemek.

Göğelempe : Göğe doğru anlamında kullanılır.

Göğelez : Köpek yavrusu.

Göğeli : Mavi, masmavi.

Göğem eriği : Bir çeşit yabani, ekşi erik.

Göğemcik : Böğürtlen.

Göğemik : Hayvanlara zarar veren gök renkli bir çeşit sinek ya da böcek.

Göğen : Hayvanlara zarar veren gök renkli bir çeşit sinek ya da böcek. Bir çeşit mantar. İçinde su ısıtılan büyükçe ibrik. Yeni yapılan ekmek tandırının iç yüzeyini parlatmak için kullanılan yuvarlak pürüzsüz taş. Yeşillik. Yazın hayvanlara musallat olan gök renkli bir sinek. Bir tür mantar.

Göğenmek : Elbise.

Göğer : Koyu pembe. Tohumluk küçük soğan, arpacık soğanı.

Göğerci : Nem.

Göğerçile : Nem.

Göğerçin : Güvercin.

Göğeri : Sebze. Çayır, çimen, yeşillik. Eskiden toprak ürünlerinden alınan onda bir oranında vergi.

 

Göğerilik : Su yakınında sebze ekmek için ayrılan tarla.

Göğermek : Bitki büyüyerek yeşermek, yeşillenmek. Vurma ya da çarpma sonunda vücudun herhangi bir yeri morarmak, çürümek. Vücudun herhangi bir yeri soğuk etkisiyle morarmak, kızarmak. Küflenmek: Ekmekler göğermiş. Kalaysız bakır kaplar oksitlenmek: Bakır karavana göğermiş, kalaylatalım. Çok acıkmak (mecazen: Açlıktan göğnüm göğerdi. Sabahleyin ortalık aydınlanmaya başlamak, şafak sökmek. İyi yıkanmayan çamaşırın rengi değişmek, morarmak: çamaşır göğerdi. Çocuk yetiştirmek, büyütmek: Seni göğermiye! (ilenç olarak kullanılır). Morarmak, yeşermek, mavileşmek, bitki yapraklanmak.

Göğerti : Yeşillik, yeşerti, sebze (bitki hakkında). Vurma ve çarpma sonunda vücutta meydana gelen çürüklük, morartı. Kalaysız bakır kaplarda meydana gelen mavi renkli oksit. Çökelek peynirinin küflenmesi, yeşermesi. Sebze bahçesi: Bizim göğertiye domuzlar yayılmış. Yeşillik, yeşerti (bitki için). Yeşillik, sebze.

Göğertlek : İyi yıkanmayan çamaşırın morarması, kirli görünmesi hali.

Göğertleşmek : Ağaç kütükleri ya da tomruklar uzun süre kar ve yağmur altında kalarak yeşermek.

Göğertme : Kolera hastalığı.

Göğertmek : Kızdığı kimseye gözlerini açarak bakmak: Gözlerini niçin göğertiyorsun yine?. Morartmak.

Göğertü : Yeşillik, yeşerti, sebze (bitki hakkında). Sebze bahçesi.

Göğerü durmak : Yemyeşil durmak, yeşil, taravetli bir halde bulunmak.

Göğez : Koyu mor (renk). Ufuk. Açgözlü, obur. Lâciverde yakın mavi renk.

Göğezi : Koyu kırmızı, vişne çürüğü renk. [Bakınız: göğez].

Gün göğe dikilmek : Güneş zeval noktasına gelmek.

Tozunu göğe savurmak : Tamamen mahvetmek, mahvedip eserini bırakmamak.

Göğem : Yeşile çalan mor renk. Bu renkte olan.

Diğer dillerde Gödel teoremleri anlamı nedir?

İngilizce'de Gödel teoremleri ne demek ? : gödel's theorems