Gırmak nedir, Gırmak ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Kırmak.
Eski türkçe kırmak; kitle hâlinde öldürmek.
Fiyatta indirim yapmak, ucuzlatmak.
Koyunların yününü kesmek.
Kırmak, parçalamak.
Gırmak anlamı, tanımı
Gırma : Bir çeşit melez köpek. Pürüzlü ve engebeli alan. Beyaz topraklı yer. Tohum ekmek için tarlada pullukla açılan yer: Gırma gırmadan tohum ekme. Bir çeşit av tüfeği. Avcıların saçma bulamayınca telden saçma şeklinde kestikleri parçalar. Bir çeşit tatlı. Salamura yapılmış yeşil zeytin. Davarların yemesi için kesilen ağaç dalları. Kuru odun yapmak için kesilen yaş çam dalları. Tohum ekmek için tarladaki çalı ve ağaçları sökme işi: Bizimkiler bugün Akdere'ye gırmaya gittiler. Hayvan yemi olarak kullanılan kırılmış tahıl. Hayvanların kolay yiyebilmesi için ezilerek verilen arpa. Kumaşa büzülerek yapılan süs, pili. Ortasından ikiye katlanan tüfek. (Tokmacık Yalvaç Isparta). Hayvan yemi olarak kullanılan kırılmış arpa. (Çukurhisar Eskişehir). Dövenle yarı sürülmüş ekin sapı. (Afşar Güdül Ankara)
Gıyvat gırmak : Dedikodu yapmak: Gıyvat gıranın yeri cehennemdir.
Kösteği gırmak : Gizlice kaçmak, sıvışmak.
Tegeli gırmak : Kirişi kırmak; sivişmek.
Urgan gırmak : Urgan koparmak.
Yolun damarını gırmak : Yola revan olmak.
Ucuzlatmak : Fiyatını indirmek. Kolaylıkla elde edilir duruma getirmek.
Parçalamak : Parçalara ayırmak, bütünlüğünü bozmak, parça parça etmek. Birliği bozmak amacıyla bölmek.
Ucuzlatma : Ucuzlatmak işi.
Parçalama : Parçalamak işi.
Öldürmek : Bir canlının hayatına son vermek. Aşırı yormak. Çok üzmek. Yok olmasına, ortadan kalkmasına, azalmasına yol açmak. Bazı şeylerin diriliğini, tazeliğini veya sertliğini gidermek. Sağlığını bozmak, rahatsızlık vermek. Ölmesine yol açmak. Etkisini ve gücünü azaltmak. Bitkinin solarak kurumasına sebep olmak. Boşuna geçmek.
Koyunlar : Boynuzlugiller (Bovidae) familyasının, keçiler (Caprinae) alt familyasından, tıknaz yapılı, çevik olmayan, boynuzlarının yassı ve yana doğru kıvrık oluşu ve erkeklerinde sakal bulunmayışı ile keçilerden ayrılan bir cins. Boynuzlugiller (Bovidae) familyadan keçiler (Caprinae) alt-familyasına giren Ovis cinsi olup tıknaz yapıları, çevik olmayışları, boynuzlarının yassı ve yana doğru kıvrık oluşu ve erkekde sakal bulunmayışı ile keçilerden ayrılırlar. Kanada koyunu (Ovis canadensis), Tanrıdağı koyunu (O. ammon poli), bozkır koyunu (O. vignei), evcil koyun (O. aries), argali (O. ammon), muflon (O. musimon), ve yeleli koyun (Ammotragus lervia) türleri iyi bilinirler. Aydın şehri, Yenipazar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Öldürme : Öldürmek işi.
İndirim : Fiyatta yapılmış olan değer düşürümü, tenzilat, iskonto.
Türkçe : Genel Türk dili. Türkiye Türkçesi.
Kırmak : Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak. Gücünü, etkisini azaltmak. Yok etmek. Bir şeyin fiyatını azaltmak, indirmek. Vücut kemiklerinden birini parçalamak. Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek. Öldürmek, yok olmasına neden olmak. Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak. Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek. Tahılı iri ve kaba öğütmek. Kaçmak, uzaklaşmak. İri parçalara ayırmak. Değerinden düşük fiyata almak. Belirli bir biçimde katlamak.
Parçal : Kesinti, ulak. Kalan, faiz: Niye paranın parçalını alıyı?.
Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak.
Kesmek : Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.
İndiri : Değersiz.
Diğer dillerde Girişimii süzgeç anlamı nedir?
İngilizce'de Girişimii süzgeç ne demek ? : interference filter

Bu kısımda Gırmak nedir? Gırmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Gırmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Gırmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.