Gaba nedir, Gaba ne demek

Gaba; Veteriner alanında kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yumuşak.

Tembel: Hasan çok gaba bir çocuktur.

Kalın, şişman.

Ebegömeci bitkisi.

Biçimsiz, kaba, görgüsüz.

Eski türkçe kapa: kaba; çok büyük.

Kaba, yumuşak, mec. görgüsüz.

Kaba.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Gama amino butirik asit.

Gaba tanımı, anlamı

Ala gabak : Saksağan. Siyah beyazlı güvercin büyüklüğünde bir kuş. Palamut, mısır yiyen ve sesleri taklit eden bir çeşit kuş

Anlı gabagı : Alnının ortası.

Ayrannığı gabarmak : Kızmak, öfkelenmek.

Başı gabak : Örtüsüz, şapkasız, açık başlı.

Çıtma gabah : Kabak ve mercimekle yapılan bir çeşit yemek.

Dal gabah elemek : Önünü arkasını kesmek.

Et gabağı : Asma kabağı, bol et, sarmısak, nane ve üzüm suyu ile pişirilen bir çeşit yemek.

Gaba gavsak : Özenle yapılamayıp kaba düşen iş: Gaba gavsak bir şey oldu.

Gaba guşluh : Sabahla öğle arası.

Gaba guşluk : Sabahla öğle arası.

Gaba lorta : Yemeni ölçüsü.

Gaba yel : Lodos (Güllüce köyü).

Gababaş : Akılsız: Aramızdaki çok gababaş adam.

Gababaşlıh : Kabalık: Olan sahın gababaşlıh edersin, aman aman seni göreyim oğlum.

Gabaca : İri, büyük, seçme.

Gabaca gün : Sabahla öğle arası.

Gabacalah : İri, büyük, seçme.

 

Gabaç : İri gövdeli büyük ağaç.

Gabada : Kabadayı.

Gabadayı : Yakışıklı delikanlı. Kabadayı: Esgerriyhden gelif deyin nenceri gabadayı gabadayı gezer.

Gabadurah : Kabadurak (köy).

Gabadüşmek : Hayvan, bağlı olduğu ipe dolanarak boğulmak.

Gabagaşı : Kabak yemeği.

Gabages : Yemeni ölçüsü.

Gabağ : Ön: Köpek koşarak geldi, gabağıma durdu ve kuyruğunu sallamaya başladı.

Gabah : Ön. Kabak. Ön, ön taraf. Eski türkçe kabak (g): kabak. Kabak (sebze). Ön, karşı, ön taraf.

Gabah gabağa : Karşı karşıya.

Gabah tası : Kafatası, başın üst kısmı.

Gabak : Ön. Kabak. [Bakınız: gabağ]. Baş taraf. Boynuzsuz hayvan. Meşe kozalağı. Haşhaş: Dün gabak yemeğe ovaya gittik. Göz kapağı. Olgunlaşmamış (karpuz, kavun ve benzerleri meyveler için).

Gabakganı : Kanatları ile döşeği takılmamış iskelet durumundaki kağnı. (Ortayazı Senirkent Isparta).

Gabaklamak : Kavak ve söğüt ağaçlarının daha fazla döl vermelerini sağlamak amacıyla, bu ağaçların gövdelerinin yerden 1-1.5 m. den yukarı kısımlarını kesmek. (Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta). Bir ağacın bütün dallarını kesmek. (Yenice Gelendost Isparta).

Gabaklo : Tahılı ölçmeye yarayan 8 dm3 hacminde, silindir şeklinde bir ölçek: Onların gabaklôsu eksik ayarlanmış.

Gabal : Götürü pazarlık: Tarlanın döşenmesini gabala verdim. Bedava, ucuz.

Gabala : Götürü pazarlık. Fazla. Dağınık. İri, büyük. Kaba, kabaca.

Gabala almak : Bir işi götürü almak.

Gabala bazar : Götürü pazarlık.

Gabala pazar : Götürü pazarlık.

Gabala vermek : Götürü vermek. Ürünün gelirini paylaşmak koşuluyla tarlasını, bağını, toprağını işletmek için biriyle anlaşmak.

 

Gabalah : Bebek yatağı. Kışın giyilen başlık. Kışın uçamayan keklik. İri, büyük, seçme. Su kenarlarında yetişen geniş yapraklı bir ot. Yanlarında iki uzun atkısı olan erkek şapkası. Çoklukla yünden dokunmuş, iki yanında uzun atkıları olan kışlık başlık. İri yapraklı bir ot.

Gabalak : Tepe: Dün gabalağın başına çıktım. Şiş: Gabalak gözlü herifin biri. İki kulplu testi. Fazla sıkıştırılmamış, fazla basılmamış, kaba anlamında kullanılır. Dağınık, darmadağınık: Ayşenin saçı gabalak. İri, büyük, seçme. İri soğan, arpacık denilen tohumluk soğanın büyüğü. Taze soğan, baş bağlamayan soğan. Su kenarlarında yetişen geniş yapraklı bir ot. Yaprağı haşhaş yaprağına benzeyen boz renkli, acı bir ot. Söğüt ve çam gibi ağaçların soyulan kabukları. Kurumuş haşhaş kabuğu. Çobanların başlarına örttükleri keçe. Yağmurdan korunmak için başa geçirilen çuval. Siperliksiz, yünden örülmüş bir çeşit şapka, kar başlığı. Asker şapkası - gabala deldi. İri, gelişmiş (Kızılca k.). Süs bitkisi.

Gabalalaşmak : Büyümek, serpilmek.

Gabalamak : Saman ya da pamuk gibi şeyleri fazla sıkıştırmadan yerleştirmek.

Gabalantı : Tahılın içindeki toz, toprak, yabancı madde: Tahılın içinden tozların gabalantılarını alıver.

Gabalayı : Yaklaşık.

Gabalcı : Götürü pazarlıkla iş alan kimse.

Gabalıh etmek : Kabalık etmek.

Gabalık : Bebek yatağı. Kilim dokumakta kullanılan kalınca ip.

Gabama : İç kısmı pamuklu entari. (Adalıkuzu Güdül Ankara).

Gaban : Meşe kozalağı. İri, büyük, seçme. Yokuş: Burası çok gaban. Geçit vermeyen dik ve sarp kayalar. Dağların ve kayaların yarılmasıyle meydana gelen geçit, yol. Büyük taş yığını. Yaban domuzu. Eski türkçe kaban: kayalık sırt; taşlık ve balkanlık yamaç.

Gabanah : Başa vurulan geniş şapka ya da baca kapağı.

Gabanmak : Abanmak.

Gabar : Demet yapan adam. Kabar.

Gabar gabar olmak : Vücutta yer yer kabarcıklar olmak.

Gabara : Kundura altına çakılan yuvarlak tepeli çivi. Baş kısmı mantarı andıran çivi. (Senirkent Isparta).

Gabarak : Az büyük, kabaca, büyücek.

Gabarama : Köy kadınlarının feslerinin üzerine işlenmiş boncuklu kısım.

Gabarcık : Bir çeşit üzüm.

Gabarcuk : Kabarcık.

Gabarıh kömbe : İyi kabarmış sac ya da fırın ekmeği.

Gabarık sıdırmak : İçinde birikmiş bir hınçla birisine sataşmak.

Gabarmak : Kabarmak.

Gabartlak : Hamur tatlısı. (Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta).

Gabartlama : Lokma tatlısı. Sıkı doldurmamak, hileli doldurmak.

Gabaruh : Olmamış incir.

Gabasaba : İlkbaharda yetişen bir çeşit yabani ot.

Gabataslak : Kabataslak.

Gabatlama : Sıkı doldurmamak, hileli doldurmak.

Gabatülek : İki yaşındaki keklik.

Gabayel : Sıcak rüzgar.

Gece gabaruğu : Vücutta kabarcıklar yapan bir çeşit hastalık.

Ya gaba : Yağ konulan içi temizlenmiş kuru kabak.

Gabardin : Sık dokunmuş bir tür ince yünlü veya pamuklu kumaş. Bu kumaştan yapılmış.

Gabari : Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları, yan görüşü çizmeye, hazırlamaya veya denetlemeye yarayan örnek. Motorlu veya motorsuz taşıtların köprü vb. altından rahatça geçebilmeleri için en yüksek boyutları belirten ölçüler. Bir binanın, yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği.

Gabavet : Anlayışsızlık, kalın kafalılık, bönlük.

Diğer dillerde Gaba anlamı nedir?

İngilizce'de Gaba ne demek ? : gamma-aminobutyric acid, gaba