Gallery türkçesi Gallery nedir

  • Sanat galerisi.
  • Ucuz balkon.
  • En üst çevresel balkon.
  • Lağım.
  • Tünel.
  • Üst balkon.
  • Kemeraltı.
  • Geçit.
  • Eski yapı büyük sinema salonlarının en üstünde, bütün balkonlardan sonra yer alan balkon.
  • «shakespeare sahnesi» denilen, elizabeth dönemi halk tiyatrolarının sahne üstüne rastlayan balkonlu alan; burası yerine göre balkon, sur üstü, tepe vb. yerler için kullanılırdı. 2-sahnenin üst bölümü.
  • Dehliz.
  • Üst sahne.
  • Galeri.
  • Sergi.
  • Bilgisayar, madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

English: Better drop by his gallery if you have time.
Turkish: Zamanın varsa, geçerken galeriye uğrasan iyi olur.

English: If you want to go to the art gallery, get this bus.
Turkish: Sanat galerisine gitmek istiyorsan bu otobüse bin.

English: The spectators in the gallery were making a lot of noise.
Turkish: Galerideki izleyiciler çok gürültü yapıyorlardı.

English: The museum's eastern gallery was closed for cleaning.
Turkish: Müzenin doğu galerisi temizliği için kapatıldı.

English: The New York Times reviews her gallery all the time.
Turkish: The New York Times onun galerisini her zaman eleştirir.

Access gallery : Ulaşım galerisi. Giriş galerisi. Bağlantı galerisi. İrtibat galerisi.

 

Art gallery : Sergi salonu. Sergievi. Sanat galerisi. Resim sergisi.

Drainage gallery : Drenaj galerisi.

Fly gallery : Sahne içinde, yukarıda bulunan çalışma balkonu. Çalışma geçidi.

Forest gallery : Genellikle dönencelerarası bozkırlarda akarsu koyaklarını izleyen orman şeridi. Koyak boyu ormanı.

Shooting gallery : Kapalı atış poligonu. Uyuşturucu mekanı. Uyuşturucu satılan veya içilen yer. Poligon. Atış yeri. Atış poligonu.

Style gallery : Stil galerisi. Biçem galerisi.

Peanut gallery : Tiyatroda en üst sıra. Fikirleri önemsenmeyen kişiler (grubu). Tiyatro salonunun en ucuz bölümü. Tiyatrodaki en üst balkon. Sinemada en arka sıra.

Where is the art gallery : Sanat galerisi nerede.

Transverse gallery : Şişleme galeri. Traverban.

Sözcükler, direkt olarak Gallery ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cesspit : Lağım çukuru. Fosseptik. Foseptik. Yağmur suyu haznesi. Çöp çukuru. Bkz.cesspool.

Cesspool : Fosseptik. Pissuyun toprak altına süzülmesi için toprağa açılan ve duvarları harçsız olarak örülen çukur. Lağım çukuru. Çöplük. Mazgal. Lağım kuyusu. Çöp çukuru. Fosseptik çukuru. Çok pis yer.

Arcades : Sıra kemerler. Atari salonu. Mimari kemer. Çarşı. Arkat. Sırakemerler. Taşdirekli geçit. Kemer altı. Pasaj.

The tube : Tv. Tüp. Tulum. (argo) tüp. İnce etli boru. Tüp içine koymak. Boru içine yerleştirmek. Boru. Metro.

Mine : Çeşitli mineral, kömür ya da cevherlerin yerkabuğundan çıkartıldığı üretim yeri. Tünel kazmak. Yeraltında kazmak. Maden işletmek. Torpil. Memba. Mayın. Maden. Sinsice bozmak.

 

Mines : Maden ocağı. Maden. Maadin. Mayın. Torpil. Memba.

Bab : (arapça) kapı. Giriş (daha çok yer adlarının bir parçası olarak kullanılır, örneğin bab el mandeb).

Gods : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Üst asma kat. (resmi olmayan) toplantı salonunun ikinci katı. Birinci balkon. Büyük tiyatro yapılarında tavana yakın, sahneye en uzak olan en ucuz seyir yeri. Tiyatroda veya operada zemin seviyesi üzerinde ilk oturma sırasında olan yükseltilmiş balkon.

Areaway : Kuranglez. Bir binanın bodrum katına giden çukur alan.

Expos : Açıklama. Sergilemek (sanat, ürünler, vs.). Sergileme. İzah. İfade. Fuar. Teşhir. Büyük halka açık gösteri. Tefsir.

Gallery synonyms : choir loft, organ loft, gallerying, sewage, adit, sewers, exhibition, colonnades, atrium, aisle, culvert, second balcony, archways, causeways, tunneled, cutting, cloaca, colonnade, chergui, cesspits, salons, corridor, archway, expositions, piazza, areaways, heading, atria, adits, salon, fun fair, fair, cloister.

Gallery ingilizce tanımı, definition of Gallery

Gallery kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Also, a long hole or passage excavated by a boring or burrowing animal. A connecting passageway, as between one room and another. A long and narrow corridor, or place for walking.