Gauging türkçesi Gauging nedir

Gauging ingilizcede ne demek, Gauging nerede nasıl kullanılır?

Gauging of a measuring instrument : Ölçme aygıtının mastarlanması.

Gauging rod : Fıçı ve varillerin kapsamını ölçen alet. Ölçü çubuğu.

Regauging : Ekartman tanzimi.

Gauge : Ölçüp biçmek. Tartmak. Mikyas. Ayarını hesaplamak. Basınç, çap, akım, alan gibi doğabilimsel niceliklerin ölçümünde ya da denetiminde kullanılan araç. Değerlendirmek. Kalibre. Ölçümlemek. Kapsam. Hacim.

Gauge door : Ayarlı kapı.

Gauges : Kıstas. Hacim. Kalibre. Kriter. Ayar. Ölçme aleti. Ölçü. Kapsam.

Gaugers : Ayarcı. Vergi memuru. Muayene memuru. Ölçü aleti. Gümrükçü. Ölçme mastarı. Ölçü memuru. Muhammin. Masdar. Ölçme masdarı.

Gauger : Muayene memuru. Ölçü aleti. Masdar. Gümrük memuru. Vergi memuru. Ayarcı. Ölçme masdarı. Muhammin. Ölçme mastarı. Gümrükçü.

Gauge rod : Ölçü çubuğu. Mastar çubuğu. Ölçme çubuğu. Ray açıklık mastarı.

Gauged : Hassas ölçülü. Ölçmek. Değer biçmek. Tartmak. Ölçülmüş. Ayarını hesaplamak. Kalibre.

İngilizce Gauging Türkçe anlamı, Gauging eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gauging ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Measuring : Değer biçme. Ölçüm. Ölçü.

Surveying : İnceleme. Rölöve. Etüt etme. Topografya. Mesaha bilimi. Etüt. Haritacılık. Nivelman. Arazi ölçme.

Agitations : Sıkıntı. Sallanma. Çalkantı. Çalkama. Gerginlik. Çalkalama. Sallama. Tahrik. Heyecan. Çalkalanma.

Mensuration : Hastada oluşan fiziksel değişimlerin niteliğini ve niceliğini anlamak için yapılan bir muayene, mensurasyon. Mensurasyon. Mesaha. Ölçme işlemi. Ölçü bilimi.

Escalator : Merdiven. Eskalasyon şartı. Enflasyona uyumlu maaş artışı maddesi. İngiliz hükümetinin petrol, tütün gibi ürünlerden aldığı vergileri her yıl düzenli olarak gerçekleşen enflasyon oranının üzerinde artırması biçiminde uyguladığı politika. krş. ayarlama koşulu. Yürüyen merdiven. Hareketli merdiven.

Blending : Kimya, madencilik, ekonomi alanlarında kullanılır. Karışım. Katıp karıştırma işi. Sıvıları birbirine karıştırma işlemi. Paçallama. Harman. Harmanlama. (çizim) ıslak iken birbirleriyle yavaş yavaş karışsınlar diye bir rengi diğeriyle karıştırma yöntemi. Karışımları iyice birbirine karıştırma işi.

Adjustments : Halletme. Uydurma. Alışma. Tashihat. Düzeltme. Düzenlemeler. Ayar. Düzeltmeler. Ayarlamalar. Dispeç.

Leveling : Düzeyleme. Zemin seviyesini düz veya hafif eğimli olacak şekilde değiştirme. Düzleştirme. Aynı veya eşit yapma. Düzgünleştirme. Düzeltme. Düzleme. Kangal açma. Tesviye.

Calibration : Bir aygıtın ölçüme yaraması için belli birimler cinsinden bölmelere ayrılması. Bir ölçme aletini doğru bir biçimde işlem yapabilmesi için bir veya daha fazla standarda göre kontrol etme. bir ölçü cetveline derecelendirme uygulama. Bir ölçü aracının gösterdiği değerleri, ölçek olarak kabul edilen ya da doğruluğuna güvenilen başka bir araca göre düzenleme. Bölmelendirme. Ayar. Ölçü işareti. Ölçüleme.

 

Metering : Metreleme. Ölçmek. Sayma. Kontrol.

Gauging synonyms : adulterations, adjusting, compounds, calibrations, mensural, jigging, shrewish, adjust, amalgamations, admeasurement, adulteration, adjustment, combinations, surface finish, scrabbling, open, surveys, adaption, admixtures, swaging, collimation, quantification, commixture, ill natured, bedevilment, admixture, metage, combination, survey, agitating, adaptions, arithmetic, arrangement.

Gauging zıt anlamlı kelimeler, Gauging kelime anlamı

Closed : Kapalı. Donmuş. Kapatılmış. Yumuk. Kapanmış. Bloke edilmiş. Kapanık. Örtük. Basına kapalı.

Good natured : Yumuşak. Hoşgörülü. Babacan. Yardımsever. İyi huylu.