Geleni nedir, Geleni ne demek

  • Tarla faresi, büyük fare

Yerel Türkçe anlamı:

Tarla faresi

Geleni hakkında bilgiler

Gelengi ya da Geleni (Spermophilus), sincapgiller (Sciuridae) familyasının yer sincapları (Marmotini) oymağından Kuzey yarıkürede yayılım gösteren 38 türü olan kemirgen cinsidir. 14-40 sm (ve kuyruk 4—25 sm) boyundadırlar. Koloni hâlinde yaşarlar. İki ayağı üzerine dikilip etrafı kolaçan etmeleriyle bilinirler. Postları kürk parka olarak değerlendirildiği gibi eti de Arktika halklarınca (Eskimolar, Çukçiler..) yenir. En gözde yiyecekleri ekin taneleridir ve o yüzden Latince cins adı Spermophilus "tohum sever" anlamına gelir.

Gelengi ( geleŋi) ya da geleni kelimesinin aslı keleni olup Orta Türkçe dönemindeki kelegü sözüne dayanır. Orta Türkçe dönemine ait Divânu Lügati't-Türk'te «kelegü» (كَﻻَكوُ) biçiminde geçer ve "geleni, tarla sıçanı soyundan bir hayvancık" olarak tanımlanır.

Gelengi adını Gelincik adıyla karıştırmamak gerekir.

Geleni ile ilgili Cümleler

  • Ali süreci hızlandırmak için elinden geleni yaptı.
  • Ali elinden gelenin en iyisini yaptı ama yine de başarısız oldu.
  • Elimizden geleni yapmamıza rağmen kazanmayacağımızı biliyoruz.
  • Tom, Mary'yi rahat ettirmek için elinden gelenin en iyisini yaptı.
  • Elimden geleni yapmaya çalıştım.
  • Ali çocukları için elinden geleni yaptı.
  • Sakin kal ve elinden geleni yap.
 

Geleni anlamı, kısaca tanımı:

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

Ağzına geleni söylemek : Nezaket dışına çıkarak ağır ve kırıcı sözler söylemek. gelişigüzel, saçma sapan konuşmak.

Aklına geleni işleme her ağacı taşlama : "sonunu düşünmeksizin aklına eseni yapan, herkese sataşan kimse bu davranışının büyük zararlarını görür" anlamında kullanılan bir söz.

Aklına geleni söylemek : Rastgele konuşmak.

Aklına geleni yapmak : Her istediğini önünü sonunu düşünmeden yapmak.

Dilim seni dilim dilim dileyim başıma geleni senden bileyim : "kişinin başına ne gelirse dilini tutmamasından gelir" anlamında kullanılan bir söz.

Elinden geleni ardına koymamak : Yapabileceği bütün kötülükleri yapmak.

Elinden geleni yapmak : Gücünün yettiği kadarını yapmak.

Fare : Sıçangillerden, küçük vücutlu, kemirgen, memeli hayvan (Mus). Düz bir yüzey üzerinde yuvarlanan bir top aracılığıyla imlecin hareketini sağlayan elektronik araç.

Büyük : Üstün niteliği olan. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Büyük abdest. Önemli. Niceliği çok olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş.

Sincapgiller : Kemirgen memeli hayvanları içine alan geniş bir familya.

Familya : Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile. Karı, eş. Aile.

Sincap : Sincapgillerden, ağaçlarda yaşayan, genellikle meyveyle beslenen, çok tüylü, uzun kuyruklu, ince gövdeli bir hayvan, değin, çekelez (Sciurus vulgaris).

 

Kuzey : Yıldız. Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, şimal, güney karşıtı. Bulunduğu noktaya göre kuzeyde kalan yer.

Yarık : Yarılarak açılmış yer, geniş çatlak. Yarılarak açılmış veya yarılarak oluşmuş. Anlaşmazlık. Çatlak. Küçük bir ışık demeti elde etmek için ışık kaynağının önüne konulan, saydam olmayan bir düzlem üzerine açılmış, dikdörtgen biçiminde küçük delik. Dişinin cinsel organı. İnce bir çizgi durumunda açılmış yara.