Fare nedir, Fare ne demek

Fare; bir hayvan bilimi terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Fare" ile ilgili cümleler

Biyoloji'deki anlamı:

Memeliler (Mammalia) sınıfının, kemiriciler (Rodentia) takımından, sıçanımsılar'a (Myomorpha) mensup memelilerin genel adı.

Yerel Türkçe anlamı:

Fare

İngilizce'de Fare ne demek? Fare ingilizcesi nedir?:

mouse

Fare hakkında bilgiler

Fare, kemiriciler (Rodentia) takımının Myomorpha alt takımından, başta ev faresi (Mus musculus) olmak üzere çok sayıda küçük memelinin ortak adı.

Belirli bir taksonomik gruba karşılık gelmeyen "fare" adı, bilimsel adlandırmada özellikle Muridae familyasının üyeleri ile Cricetidae familyasının Hespromyini oymağı (Yeni Dünya fareleri) için kullanılır. Bununla birlikte Muridae familyasının Rattus cinsini oluşturan ve halk arasında lağım faresi ya da keme olarak da bilinen kemiricilere sıçan denilir. Cricetidae familyasının Microtus cinsini oluşturan ve tarla faresi olarak da bilinen kemiriciler ise fare türü değildir.

Çok hızlı kaçabilen ve çok hızlı üreyen hayvanlardır, yeryüzünün bütün karalarına dağılmışlardır.

 

Yanaklarından omuzlarına kadar inen küçük astarlı iki dış çene keseleri vardır. Fareler bu keselerde yiyecek taşırlar, temizlemek gerektiğinde de içini dışına çıkararak çevirip temizlerler. Avurdu keseli fare yuva yaparken toprağı güçlü ön pençeleriyle kazar. Kıvrık kesici dişlerini sert toprak ve taşları yerinden oynatmak için kullanır. Kesici dişleri sürekli olarak büyüdüğü için aşınan yüzeyler hemen yenilenir.

Fare ile ilgili Cümleler

  • Kedi kör olduğunda fare cesur olur.
  • Bir fare altlığına ihtiyacım var.
  • Fare görünce çığlık atar mısın?
  • Fare canlı mı yoksa ölü mü?
  • Fare döşemenin altında.
  • Fare bir sopayla Mustafa tarafından öldürüldü.
  • Fare holün içinde koştu.
  • Fare ciyaklar.
  • Ali bir fare yakaladı.
  • Ali evindeki farelerden kurtulmaya çalışıyor.
  • Cüce sivri fare, ağırlık olarak en küçük memelidir. Sadece 1,8 gram ağırlığındadır.
  • Fare çok yükseğe sıçrasa da, kedi tarafından yakalanır.
  • Odada dolaşan nedir? -Bir fare, ya da başka bir şey.
  • Bir fare tek seferde kaç bebek doğurabilir?

Fare anlamı, kısaca tanımı:

Küçük : Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Yaşı daha az olan. Küçük abdest. Geri aşamada. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı.

Meme : Bazı araçların meme başına benzeyen bölümü. Ateşli silahların veya bazı patlayıcıların ateşlendiği çıkıntı. Gemi çıpasında kolların birleştiği şişkin yer. Vücudun herhangi bir yerinde oluşmuş küçük çıkıntı. Yavrularını emzirmek için, memelilerin göğsünde türlü biçim ve sayıda bulunan, meme başı denilen çıkıntıları olan organ, bicik, emcek, emcik.

 

Hayvan : Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık.

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.

Fare çıktığı deliği bilir : "bir kabahate, suça veya gizli işe kalkışan kişi, yakalanacağını anladığında nereye sığınacağını bilir" anlamında kullanılan bir söz.

Fare düşse başı yarılır : Bir yerin boş ve yoksulluk içinde bulunduğunu anlatan bir söz.

Fareler cirit atmak : Bir yerde hiç insan bulunmamak, o yer çok ıssız olmak.

Fare deliği : Gizlenecek yer. Küçük barınak. Evlerde farenin yaşadığı küçük yer.

Faredişi : Bir iğne veya boncuk oyası türü.

Farekulağı : Çuha çiçeğigillerden, tohumu kuş yemi olarak kullanılan bitkilerin cins adı, bağırsak otu, sıçankulağı (Anagallis). Yabani mercanköşk.

Farekuyruğu : Tahta işlemeciliğinde veya ahşap doğramada, kilit yeri açmakta kullanılan ince, dar testere.

Fare otu : Sütleğengillerden, mavi çiçekli, tohumları fare zehri olarak kullanılan bir bitki.

Kör fare : Kör faregillerden, toprak altında yuva yapan bir memeli hayvan (Spalax typhlus).

Sivrifare : Kurtçuk ve böceklerle beslenen ve bu bakımdan tarıma yararlı sayılan küçük bir memeli (Sorex araneus).

Cep faresi : Yankesici.

Çatı faresi : Kırsal alanlarda yaygın olarak bulunan, kuyruğu hariç 15-30 santimetre boyunda, 80-300 gram ağırlığında, burnu sivri, kulak ve gözleri iri olan, kahverengi veya siyah tüylü bir tür fare.

Fındık faresi : Evlerde rastlanan bir tür küçük fare. Kemiricilerden, karnı beyazımsı, sırtı boz renkli, fındıklıklarda çok zarara yol açan bir tür memeli, fındık sıçanı (Muscardinus avellanarius).

Fil faresi : Memeliler sınıfından, burun bölümü hortum gibi uzun olan, uzun kuyruklu, kanguru gibi sıçrayabilen bir hayvan (Macroscelides proboscideus).

Firavun faresi : Etçillerden, Afrika'da, özellikle Mısır'da yaygın, kedi büyüklüğünde bir hayvan, kuyruksüren (Herpestes ichneumon).

Kamyon faresi : Yük taşıyan kamyonlarda saklanıp fırsatını bulduğunda mal çalan kimse.

Lağım faresi : Kuyruğu hariç 18-25 santimetre boyunda ve 200-600 gram ağırlığında, küt burunlu, kulağı ve gözü küçük, kaba tüyleri kahverengi siyah, karın bölgesi gri beyaz arası bir renkte olan, daha çok kanalizasyon sisteminde, binaların bodrum veya alt katlarında yaşayan bir tür fare.

Otel faresi : Otel, motel vb. yerlerde hırsızlık yapan kimse.

Tarla faresi : Sıçangillerden, 10 santimetre uzunluğunda, toprağı oyup yuva yapan, ekinlere zarar veren bir tür fare, tarla sıçanı (Microtus arvalis).

Fare deliğe sığmamış bir de kuyruğuna kabak bağlamış : "yapamayacağı kadar ağır bir işi varken başka bir iş daha yüklenmiş" anlamında kullanılan bir söz. "kendisi sığıntı durumundayken yanına bir kişi daha almış" anlamında kullanılan bir söz.

Fare deliği bin altın : "herkesin kaçıp saklanacak bir yer aradığı durumlarda, saklanılacak bir yer bulmak çok güçtür ve o yer çok değerlidir" anlamında kullanılan bir söz.

Farenjit : Yutak iltihabı.

Dağ doğura doğura bir fare doğurmuş : Büyük şeyler beklenen bir işten önemsiz bir sonuç alındığında söylenen bir söz.

Kedi olalı bir fare tuttu : "en sonunda bir iş başarabildi" anlamında kullanılan bir söz.

Sıçangiller : Omurgalı hayvanlardan, sıçanları ve sıçanımsıları içine alan geniş bir familya.

Vücutlu : Vücudu iri ve şişman olan.

Kemirgen : Kesici dişleri çok iyi gelişmiş olan (hayvan).

Yuvar : Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genellikle yuvarlak veya oval küçük cisim. Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim.

Aracı : İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. Ara bulucu.

Hareket : Devinim. Davranış, tutum. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Yola çıkma. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Deprem. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi.

Elektronik : Serbest elektronların etkisiyle oluşan olayları inceleyen bilim dalı. Elektron temeline dayanan, elektronla ilgili.

Kemiriciler : Kemirgenler.

Fare akarı : Dermanyssidae ailesinde, Allodermanyssus cinsinde farelerde parazitlenen kan emen akar türü. Bu tür Rickettsia akari’ye vektörlük yapmaktadır, Allodermanyssus sanguineus.

Fare bakısı : Farelerin devinimlerinden geleceği okuma işi. bk. bakı. krş. kuş bakısı.

Fare başlı iskorpit : Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, iskorpitgiller (Scorpaenidae) familyasından, 30-80 cm kadar uzunlukta, sudan çıkınca kurbağa gibi ses çıkaran, Kuzey Avrupa denizlerinde yaşayan bir tür. Kemikli balıklardan, iskorpitgiller (Scorpaenidae) familyasından, boyu 90 cm kadar olabilen, sudan çıkınca kurbağa gibi ses çıkaran, Kuzey Avrupa denizlerinde yaşayan bir tür.

Fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış : “yapamayacağı kadar ağır bir işi varken başka bir iş daha yüklenmiş” anlamında kullanılan bir söz; “kendisi sığıntı durumundayken yanına bir kişi daha almış” anlamında kullanılan bir söz.

Fare hastalığı : hlk. Saccus auroforus’un piyemisi ve timpanisi.

Fare hepatitisi : Fare yavrularında yüksek oranda ölümlere neden olan, titreme, sarılık ve hemoglobinüriyle seyreden koronavirüs enfeksiyonu.

Fare kulağı : Scrophulariaceae familyasına ait mavimsi, pembemsi, kırmızımsı veya beyazımsı taç yaprakları bulunan bir veya çok yıllık su bitkileri.

Fare kulaklı büyük yarasa : Omurgalı hayvanlardan, memeliler (Mammalia) sınıfının, yarasalar (Chiroptera) takımının, fare kulaklı yarasagiller (Vespertilionidae) familyasından, mağara, eski han, hamam, kervansarayların tavan ve duvar çatlakları arasında tek tek ya da koloniler halinde yaşayan, böceklerle beslenen, orta büyüklükte vücutlu, fareyi andıran kulaklı, soluk sarımsı kahverengi bir tür.

Fare kulaklı küçük yarasa : Omurgalı hayvanlardan, memeliler (Mammalia) sınıfının, yarasalar (Chiroptera) takımının, fare kulaklı yarasagiller (Vespertilionidae) familyasından, mağara ve terk edilmiş yapıların çatlakları arasında Myotis myotis ile simpatrik yaşayan ve onunla hemen hemen aynı renge sahip, orta büyüklükte vücutlu, böceklerle beslenen bir tür.

Fare ? kulaklı yarasa : (Myotis myotis) Yarasalar (Chiroptera) takımının yassıburunluyarasagiller (Vespertilionidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 12 cm. Kuzey Amerika ve Eski Dünyada yaşar.

Diğer dillerde Fare anlamı nedir?

İngilizce'de Fare ne demek? : n. cost for traveling (on a bus, train, etc.); one who pays to travel in such a vehicle; meals, provisions; something offered or supplied

v. manage in doing something, get along; journey, go, travel (Archaic); happen; eat and drink well

v. do, act; make, perform; build, construct; fashion; produce

Fransızca'da Fare : souris [le]

Almanca'da Fare : n. Maus, Ratte

Rusça'da Fare : n. мышь (F), крыса (F), полевка (F)

adj. мышиный