Mouse türkçesi Mouse nedir

  • Memeliler (mammalia) sınıfının, kemiriciler (rodentia) takımından, sıçanımsılar'a (myomorpha) mensup memelilerin genel adı.
  • Çekingen tip.
  • Bilgisayar, biyoloji alanlarında kullanılır.
  • Sıçan.
  • Fare tutmak.
  • Mahcup.
  • Tampon.
  • Fare.
  • Fare avlamak.
  • Tıkalı boruları açma topu.

Mouse ile ilgili cümleler

English: A mouse is a timid creature.
Turkish: Bir fare çekingen bir yaratıktır.

English: Ali coaxed the mouse out of the hole in the wall with a piece of bread.
Turkish: Ali fareyi bir parça ekmek ile duvardaki deliğin dışına çıkması için ikna etti.

English: A mouse is running around the room.
Turkish: Bir fare odanın etrafında koşuyor.

English: A mouse scurried out of the hole.
Turkish: Delikten dışarıya bir fare fırladı.

English: A mouse came into the room.
Turkish: Odaya bir fare geldi.

Mouse ingilizcede ne demek, Mouse nerede nasıl kullanılır?

Mouse action : Fare işlemi.

Mouse basics : Fare kullanımının temelleri.

Mouse button : Fare düğmesi.

Mouse color : Koyu gri.

Mouse flea : Fare piresi. Eski dünya'nın sıcak bölgelerindeki farelerle sıçanlarda yaygın olup, veba hastalığını bir fareden öbürüne bulaştırabilen pire. (insanları pek sevmez. istanbul sıçanlarında görülmüştür.).

Mouse resolution : Fare çözünürlüğü.

 

Mouse hepatitis : Fare yavrularında yüksek oranda ölümlere neden olan, titreme, sarılık ve hemoglobinüriyle seyreden koronavirüs enfeksiyonu. Fare hepatitisi.

Mouse keys : Fare tuşları.

Mouse mite : Fare akarı. Dermanyssidae ailesinde, allodermanyssus cinsinde farelerde parazitlenen kan emen akar türü. bu tür rickettsia akari’ye vektörlük yapmaktadır, allodermanyssus sanguineus.

Mouse shortcuts : Fare kestirmeleri.

İngilizce Mouse Türkçe anlamı, Mouse eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mouse ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gnawer : Kemirgen. Kemiren.

Mousing : Fare salma.

Coyest : Nazlı. Alabama eyaletinde şehir. Çekingen. Cilveli. Utangaç. El bebek gül bebek. Nazenin. İsteksiz.

Packing : Hareketli parçalar arasından akışkanın sızmasını önleyen yağlı ip. Sızdırmazlar. Taş kama. İçerme, koruma ve kısmen bilgi verme işlevlerini yerine getirmek amacıyla gıdaların koruyucu malzeme ambalaj kapları kullanarak değişik materyallerle sarılmaları ve/veya kaplara yerleştirilmeleri işlemi. Dolgu. Malı koruyan kap ya da madde. Sarma. Ambalaj kağıdı.

Bumpering : Ağzına kadar dolu kadeh. Çamurluk. Mahmuz. Ağzına kadar dolu bardak. Alışılandan çok daha bol. Önleç. Bereketli şey. Sıkılama makinesi.

Shock absorber : Borulu sönümleç. Şok emici. Giderici. Amortisör cihaz. Amortisör. Aracın salınımını sönümleyen aygıt. Şok giderici. Yatıştırıcı. Darbe emici. Sarsım emici.

House mouse : Kemiriciler (rodentia) takımının, sıçangiller (muridae) familyasından, 8-12 cm kadar uzunlukta, 8.5-11 cm kadar kuyruğu olan, 30 gr kadar ağırlıkta, dişleri çok keskin, koku alma organları çok iyi gelişmiş, 2-3 ayda eşeysel olgunluğa erişen, 6-13 yavru doğuran, kül kahverenkli olup kuyruğu pullu çemberler taşıyan, dünyanın her tarafına yayılmış bir tür. Ev faresi.

 

Fieldmouse : Yaban faresi. Tarla faresi.

Embarrassed : Mahçup. Para sıkıntısı içinde olan. Sıkılgan. Çekingen. Gırtlağına kadar borca batmış. Utanmış. Eli darda. Utangaç.

Bashful : Utangaç. Çekingen. Sıkılgan.

Mouse synonyms : nude mouse, mus musculus, micromyx minutus, inconversable, ratting, coy, manipulate, moused, coyer, rats, ashamed, mousey, bumper, field mouse, diffident, apologetic, dormouse, buffer, car bumper, mice, rat, maidenly, packings, fender, ratted, bumpers, buffers, rodent, mouses, rattus, harvest mouse, hangdog, buffer stop.

Mouse zıt anlamlı kelimeler, Mouse kelime anlamı

Achromatic : Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Renksemez. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Perdesi değişmeyen. Akromatik. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renksiz.

Ride : Gırgıra almak. Kayar gibi görünmek (ay, bulut vb). Kullanmak. Üst üste binmek. Sürmek. Sataşmak. Yüzmek. Binmek (at veya bisiklet). Gezinti. Bindirmek.

Mouse ingilizce tanımı, definition of Mouse

Mouse kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To tear, as a cat devours a mouse. To watch for and catch mice. Any one of numerous species of small rodents belonging to the genus Mus and various related genera of the family Muridæ. The common house mouse (Mus musculus) is found in nearly all countries. The American white-footed, or deer, mouse (Hesperomys leucopus) sometimes lives in houses. [Bakınız: Dormouse], Meadow mouse, under Meadow, and Harvest mouse, under Harvest.