Embarrassed türkçesi Embarrassed nedir

Embarrassed ile ilgili cümleler

English: Ali was embarrassed when he took his shirt off in front of Mary for the first time, because he had his ex's name tatooed on his chest.
Turkish: Ali ilk kez Mary'nin önünde gömleğini çıkardığında utanmıştı, çünkü göğsüne onun eski arkadaşının adını dövme yaptırmıştı.

English: Ali is embarrassed by what he did.
Turkish: Ali yaptığı işten mahçup oldu.

English: Ali and Mary looked embarrassed when John caught them kissing.
Turkish: Ali ve Mary John'un onların öpüştüğünü yakaladığında mahcup görünüyordu.

English: Ali embarrassed me in front of my friends.
Turkish: Ali arkadaşlarımın önünde beni utandırdı.

English: Bob felt embarrassed when he was treated in front of some girls.
Turkish: Bob bazı kızların önünde tedavi edildiği için utandı.

Embarrassed ingilizcede ne demek, Embarrassed nerede nasıl kullanılır?

Embarrassed him : Onu utandırdı. Onu bozdu. Onu mahcup etti. Onun yüzünü kızarttı.

Be embarrassed : Bozulmak. Utanmak. Bozum olmak. Mahcup edilmek. Mahcup kalmak. Morarmak. Mahcup olmak.

Being embarrassed : Utandırılma. Yüzü kızarmış olma. Yüzü kızarma. Utanmış olma. Utanma. Utandırılmış olma. Yüzü kızartılma.

 

Feel embarrassed : Mahcup kalmak. Sıkılmak. Utanç duymak.

Felt deeply embarrassed : Büyük utanç hisseden. Çok aşağılanmış hisseden. Çok utanan. Çok küçük düşmüş hisseden.

Embarrassing : Utandırıcı. Can sıkıcı. Huzursuz edici. Yüz kızartıcı. Mahcup edici. Zor duruma sokan. Mahçup edici.

Unembarrassed : Rahat. Sıkıntısı olmayan. Utanması olmayan. Edepsiz. Utanmaz.

Embarrass de richesse : Şaşırtıcı fazlalık.

Embarrass : Rahatsız etmek. Sıkıntı vermek. Para sıkıntısı çekmek. Şaşırtmak. Bozum etmek. Mahcup etmek. Engellemek. Utandırmak. Para sıkıntısına düşürmek. Bozmak.

Embarrassingly : Utandırıcı bir şekilde.

İngilizce Embarrassed Türkçe anlamı, Embarrassed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Embarrassed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chagrined : Üzgün. Kırgın.

Gawkier : Beceriksiz. Bacakları uzun. Sakar. Hantal. Ahmak. Aval. Biçimsiz ve hantal.

Demurer : Ciddi. Ağırbaşlı. Ölçülü. Uslu. Mütevazı. Sözde mahcup. Vakur.

Humiliated : Aşağılanmış. Aşağılanan. Bozulmuş. Mahcup edilmiş. Küçük düşürülmüş. Utandırılmış. Morartılmış. Düşürülmüş. Utandırılan. Madara edilmiş.

Fainthearted : Ödlek. Pısırık. Cesaretsiz. Korkak. Yüreksiz. Ürkek.

Shiest : En ürkek. Eksik. En utangaç. En korkak. Korkan. İhtiyatlı. Ürkek.

Bad off : Beş parasız.

Meanest : Huysuz. Kastetmek. Orantılı. Orta. Keyifsiz. Hasis. Ahlaksız. Zor. Vasati. Aşağılık.

Shyest : En utangaç. Pısırık. İhtiyatlı. Ürkek. En ürkek. Eksik. Korkan.

 

Demurest : Ciddi. Mütevazı. Vakur. Ağırbaşlı. Uslu. Sözde mahcup. Ölçülü.

Embarrassed synonyms : shamed, selfconscious, mouse, mouses, abashed, nonplussed, faint, hangdog, timider, timid, badly off, meaner, bashful, backward, timidest, coyest, ashamed, inconversable, demure, pudent, shamefaced, inhibited, mousy, retiring, chinless, mousey, coyer, mousiest, hard pressed, confused, gawky, discomposed, diffident.

Embarrassed zıt anlamlı kelimeler, Embarrassed kelime anlamı

Composed : Bileşmiş. Kompoze. Sakin. Oluşmuş. Kendi halinde. Aynı olay üzerinde çeşitli güçlerin bileşik etkisi. Bileşke. Oluşan.

Unashamed : Utanmaz. Utanmayan. Ortada olan. Yüzsüz. Açık.