Embarrass türkçesi Embarrass nedir

Embarrass ile ilgili cümleler

English: Ali didn't want to embarrass Mary.
Turkish: Ali Mary'yi utandırmak istemiyordu.

English: Don't embarrass yourself.
Turkish: Kendini mahçup etme.

English: Don't embarrass me.
Turkish: Beni utandırma.

English: Ali just doesn't want me to embarrass him.
Turkish: Ali sadece onu utandırmamı istemiyor.

English: Did I embarrass you?
Turkish: Seni utandırdım mı?

Embarrass ingilizcede ne demek, Embarrass nerede nasıl kullanılır?

Embarrass de richesse : Şaşırtıcı fazlalık.

Embarrassed : Utangaç. Gırtlağına kadar borca batmış. Eli darda. Sıkılgan. Mahçup. Çekingen. Para sıkıntısı içinde olan. Mahcup. Utanmış.

Embarrassed him : Onu bozdu. Onun yüzünü kızarttı. Onu mahcup etti. Onu utandırdı.

Embarrassedly : Yüzü kızararak. Utanç içinde. Utançla. Engellenmiş şekilde. Utangaç bir şekilde. Sıkılmışcasına. Bozulmuş şekilde. Mahcup edilmişcesine. Morartılmışcasına. Bozulmuş bir şekilde.

Embarrasses : Utandırmak. Şaşırtmak. Bozum etmek. Mahcup etmek. Rahatsız etmek. Para sıkıntısına düşürmek. Bozmak. Engellemek. Para sıkıntısı çekmek. Sıkıntı vermek.

 

Being embarrassed : Yüzü kızarmış olma. Utanmış olma. Utanma. Yüzü kızarma. Yüzü kızartılma. Utandırılma. Utandırılmış olma.

Feel embarrassed : Mahcup kalmak. Utanç duymak. Sıkılmak.

Embarrassing question : Yanıtlayıcıdan kişisel ve özel yaşamına ilişkin ya da çoğunlukça benimsenmiş kanılara aykırı konularda bilgi isterken uygun dile getirilmediği için yanlılığa yol açan soru. Tedirgin edici soru.

Embarrassment : Utanç duyma. Utanma. Parasızlık. Bozuntu. Rahatsızlık. Şaşkınlık. Sıkıntı. Mahcup olma. Mahcubiyet. Para sıkıntısı.

Embarrassingly : Utandırıcı bir şekilde.

İngilizce Embarrass Türkçe anlamı, Embarrass eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Embarrass ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clogging : Pıhtılaşmak. Tıkamak. Eski bir dans. Tıkanmak. Kösteklemek. Tıkama. Engel olma. Doldurmak.

Balks : Duraksamak. Engel olmak. Önünü kesmek. Bir engel karşısında duraklamak. Ayak diremek. Kaçınmak. İnat etmek. İnatla yürümemek. Yürümemekte direnmek.

Disgrace : Yerin dibine sokmak. Gözden düşürücü şey. Ayıp etmek. Küçültmek. Rezalet. İtibarını zedelemek. Küçük düşürmek. Yüzkarası. Biabır etmek.

Bothers : Daraltmak. Canını sıkmak. Musallat olmak. Takmak. Sinir etmek. Baş belası olmak. Dert vermek. Can sıkmak.

Ball up : Perişan etmek. Berbat etmek. İçine etmek. Eline yüzüne bulaştırmak. Rezil etmek.

Scandalise : Rezalet çıkarmak. Rezalet çıkararak birini utandırmak. Utanç getirmek. Rezil etmek. Hatalı bir şekilde veya nispet olsun diye konuşmak. Skandal yaratmak. Utandırmak (ayrıca scandalize). Bir skandal yaratmak.

 

Bodycheck : Perdeleme. Perdelemek. Engelleme. (spor) karşı takım oyuncusunu engellemek için vücudu kural dışı şekilde kullanmak (özellikle de hokey ve futbolda).

Baulks : Kaçınmak. Engel. İnatla yürümemek. Durdurmak. Ket. İnat etmek. Duraksamak. Sürülmemiş tarla. Ayak diremek.

Bring disgrace on somebody : Rezil etmek.

Affects : Hoşlanmak. Üzmek. Taslamak. Sarsmak. Yaşamak ( de). Numarası yapmak. Sevmek. Etkilemek. Tutmak.

Embarrass synonyms : untune, avoid, astringed, discountenancing, bait, flurry, overwhelm, abolish, affect, adulterate, bar, bite, foreclose, amaze, discompose, balking, alloy, scandalised, baited, abashes, averts, circumvent, confounding, ashame, afflict, distress, blocks, burthen, forbid, disconcert, baffle, amazes, distresses.

Embarrass ingilizce tanımı, definition of Embarrass

Embarrass kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To discompose. To disconcert. As, laughter may embarrass an orator. Embarrassment. To hinder from freedom of thought, speech, or action by something which impedes or confuses mental action. To perplex.