Gels türkçesi Gels nedir

Gels ile ilgili cümleler

English: Angels have two wings, the Devil has a tail.
Turkish: Meleklerin iki kanadı, Şeytan'ın bir kuyruğu vardır.

English: Angels guard and guide us.
Turkish: Melekler bizi koruyup rehberlik ederler.

English: Angels have harps, devils have bodhráns.
Turkish: Meleklerin arpları, şeytanların bodhránları vardır.

English: Do you believe in angels?
Turkish: Meleklere inanır mısın?

English: Angels watch from above as men fight amongst themselves.
Turkish: İnsanlar kendi aralarında mücadele ederken melekler yukarıdan izlerler.

Gels ingilizcede ne demek, Gels nerede nasıl kullanılır?

Gelsemine : Gelsemin.

Aerogels : Köpük. Havalı pelte. Gazın katı veya sıvı içindeki dağılımı. Aerojel.

Alternate angels : Ters açılar.

Angels : Melekler. İyilik meleği. Melek. Sponsor (piyes, oyun vb.). Angels kodu.

Archangels : Başmelek. Baş melek.

Cudgels : Sopalamak. Dövmek. Dayak atmak.

Engels law : Engel yasası. İstemi belirleyen diğer unsurlar veri iken, tüketicinin geliri arttığında gıda mallarına yönelik harcamaların toplam harcamalar içerisindeki payının azalması, diğer bir ifadeyle gıda malları isteminin gelir esnekliğinin birden küçük olması biçiminde açıklanan ve e. engel tarafından geliştirilen yasa.

 

Evangels : İncil. Müjde.

Gel electrophoresis : Farklı elektrik yüklü maddelerin jel matriks içinde büyüklüklerine göre ayrılması tekniği. Jel elektroforez tekniği. Jel elektroforez. Aynı elektrik yüklü moleküllerin jel matriks içinde büyüklüklerine göre ayrılması tekniği. Jel elektroforezi. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Engels curve : İstemi belirleyen diğer unsurlar sabitken, tüketicinin bir mala olan istemi ile geliri (o dönem yapacağı toplam harcama) arasındaki ilişkiyi gösteren eğri. Engel eğrisi.

İngilizce Gels Türkçe anlamı, Gels eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gels ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mushed : Lapa. Aşırı duygusallık. Köpek kızağına binmek. Mısır unu lapası. Ezme. Lapa gibi şey. Ağız.

Colloid : Katı tanelerin başka bir gaz veya sıvı ortamdaki çökelmeyen karışımı. Yapışkan. Kolloid. İrilikleri çoğunlukla 1 - 100 pim, en çok da 500 pim olan tanecikler ve bunların içinde bulundukları çoktürel ortam. Çözücü sıvıda küçük tanecikler durumunda dağılmış madde. tiroit folikülünde bulunan jel benzeri madde, tiroit kolloit. Sıvı. Asıltı. Jelatine benzer, tutkalımsı. tutkal kıvamında madde. tiroit bezi foliküllerini dolduran jel kıvamındaki madde; tiroit bezi salgısı. partikül büyüklüğü nanometreyle mikrometre arasında olan, sıvı içinde dağılmış, zamk veya jelatin niteliğinde mikroskobik parçacıklar. Çok ince gaz.

Colloidal gel : Kolloidal jel. Koloidal jel.

Colloids : Koloidler. Kolloidler.

Mushing : Köpek kızağına binmek. Lapa gibi şey. Lapa. Ağız. Ezme. Aşırı duygusallık. Mısır unu lapası.

 

Blancmange : Paluze. Muhallebi. Yumuşak başlı. Kibar. Sütlü pelte. Tatlı. Hafif (yemek).

Sol : Sol notası. Sıvı halde bir kolloit ya da süspansiyon. Sıvı halde bir koloit veya süspansiyon. Çözelti. Sol (müzik terimi). Sol. Güneş.

Pectin : Bitkilerin primer hücre duvarlarının ortasında bulunan arabinoz, galaktoz ve ramnoz içeren, galakturonik asit oranı yüksek, kompleks bir polisakkarit grubu. Metoksil ve galakturonik asit içeren, elma posası veya turunçgil kabuklarından, soya ve bakla gibi baklagil tanelerinden elde edilen ve zehirlenmelerde bağlayıcı madde olarak ilaç üretiminde ise taşıt madde olarak kullanılan polisakkarit yapısında bir bileşik. Pektin. Özellikle bitki hücrelerinin orta lamelinde bulunan büyük moleküllü, karbonhidrat karışımı maddeler. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Jells : Jöle yapmak. Biçimlenmek. Jöle olmak. Pelteleşmek. Şekil almak. Pelteleştirmek. Tutmak. Katılaşmak.

Jello : Jöle (meyve tadında pelteye benzeyen). Bir tür şekerli puding tatlısı.

Gels synonyms : mush, jelly, gelly, blancmanges, mushes, neaten, jell, firmness, mousse, change, groom, gel.

Gels zıt anlamlı kelimeler, Gels kelime anlamı

Stay : Bırakmamak. Erteleme. Oyalanmak. Beklemek. Durmak. Sabitlemek. ...olarak kalmak. Germek. Önlemek. İkamet etmek.