Sol nedir, Sol ne demek

Sol; bir müzik terimidir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

  • Vücutta kalbin bulunduğu tarafta olan, sağ karşıtı.
  • Gam dizisinde fa ile la arasındaki ses.
  • Sosyalizme yakın görüşte olan grup.
  • Boksta sol yumrukla vuruş.
  • Bu taraftaki yön
  • Peru para birimi.
  • Bu sesi gösteren nota işareti.

"Sol" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Sola dönmek."
  • "Sol el. Sol kulak."

Yerel Türkçe anlamı:

İçedönük (kimse).

Biyoloji'deki anlamı:

Sıvı hâlde bir kolloit ya da süspansiyon.

Kimya'daki anlamı:

Bir sıvı ortamda bir katının kolloidal boyutta dağılmasıyla oluşan çözelti.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Sıvı hâlde bir koloit veya süspansiyon.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Güneş.

Zooloji alanındaki anlamı:

Sıvı halde bir kolloyid ya da süspansiyon. bk. jel.

Diğer sözlük anlamları:

Aksi, ters, çarpık.

İngilizce'de Sol ne demek? Sol ingilizcesi nedir?:

sol

Sol hakkında bilgiler

Sol aşağıdaki şekillerde kullanılabilmektedir.

Sol ile ilgili Cümleler

  • Ali sol bileğini kırdı.
  • Sol bacağın kesildi.
  • Amerikan araçlarda direksiyon sol taraftadır.
  • Ali sol alanda oynadı.
  • Sol bacağımda hissim yok.
  • Sol bacağın hâlâ acıyor mu?
  • Tom'un tam sol gözünün altında bir yara izi var.
 

Sol anlamı, kısaca tanımı:

Sol eli beklemek : Yemeğe beklenilen birine, yemeğe başlandığını anlatmak için kullanılan bir söz.

Sol tarafından kalkmak : İşleri ters gitmek, iyi gününde olmamak. aksiliği, huysuzluğu, tersliği üzerinde olmak.

Sol yapmak : "direksiyonu sola doğru çevirmek, sola yöneltmek" anlamında kullanılan bir söz.

Sola kaymak : Siyasette ve ekonomide sol görüşleri benimsemek.

Sol açık : Futbolda sol başta bulunan oyuncu.

Sol bek : Bir takımın savunmasının sol yönünde yer alan oyuncusu.

Sol eğilimli : Dünya görüşü solculuğa yatkın olan.

Sol haf : Orta sahanın solunda oynayan oyuncu.

Sol iç : Futbolda, sol açıkla santrfor arasında görev yapan hücum oyuncusu.

Sol şerit : Trafikte yolun veya caddenin sol tarafında yer alan yol çizgilerinin oluşturduğu bölüm.

Solda sıfır : Hiçbir değeri ve önemi olmayan, benzerleriyle karşılaştırıldığında değersizliği daha iyi anlaşılan.

Ortanın solu : Ilımlı siyasi görüşe göre, sosyal alanla ilgili köklü değişimleri gerçekleştirmek çabasında bulunan partilerin benimsedikleri görüş.

Sol anahtarı : Portedeki notaların sol yüksekliğinde olacağını gösteren işaret.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

 

Yön : Tutulacak, izlenecek yol. Belli bir noktaya göre olan yer, taraf. Bir yere gitmek için izlenen yol, cihet, istikamet. Bir şeyin belli bir noktaya baktığı yan, veçhe.

Yakın : Uzak olmadan. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Uzak olmayan yer. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan. Benzeyen, andıran, yaklaşan.

Grup : Küme. Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu. Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip. Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü.

Sol : Boksta sol yumrukla vuruş. Gam dizisinde fa ile la arasındaki ses. Bu sesi gösteren nota işareti. Vücutta kalbin bulunduğu tarafta olan, sağ karşıtı. Bu taraftaki yön. Peru para birimi. Sosyalizme yakın görüşte olan grup.

Vuruş : Bir kuvvetin etkileme süresi ile şiddetinin çarpımından çıkarılan nicelik. Bir ölçüyü oluşturan eşit sürelerden her biri, darp. Vurma işi. Tempo.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

Nota : Muhtıra. Bir müzik sesini belirtmeye yarayan işaret.

Para : Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kazanç. Kuruşun kırkta biri.

Sol a-doğru-uzaysı : Bir A birimli dolamı için, üzerinde hem bir değişmeli öbek yapısı hem de aşağıdaki koşulları gerçekleyen bir (…)Anlamdaş. A-doğru-uzaysı, doğru-uzaysı, doğru-salsı uzay. Karşılaştırınız. sağ A-doğru-uzaysı.

Sol a-modül :

Sol ağızlu : Aksi, ters konuşan, şom ağızlı.

Sol atriyum : Sol kulakçık.

Sol ayaklık kolu : Orta göbek miline bağlı, sol ayaklığın takıldığı kol.

Sol birim eleman : Çarpma işlemi tanımlanmış bir kümede, her a elemanı için e + a = a koşulunu sağlayan e elemanı.

Sol büküm : Dikey tutulan bir iplikte, iplik büküm yönünün sol yöne doğru bükülmüş durumu, S büküm.

Sol dal bloku : Kalpte herhangi bir nedenle his demetinin sol dalında iletimin kesintiye uğraması, sol demet dalı bloku. Bu durumda sağ karıncığa iletim sol dal üzerinden gelir ve kalbin elektriksel ekseninde sola sapma oluşur.

Sol doğrusal uzay : F bir oyut olmak üzere F-doğru-uzaysı. Anlamdaş. doğrusal uzay, doğru-uzay, yöney uzayı.

Sol doksandan : Kalenin sol direği ile yere koşut olan üst direği arasındaki doksan derecelik açıdan topun kaleye girmesi, bk. doksandan.

Diğer dillerde Sol anlamı nedir?

İngilizce'de Sol ne demek? : n. fifth tone of the diatonic scale (Music); former French coin; coin and monetary unit of Peru; liquid colloidal solution (Chemistry)

n. soil, floor, ground; sol, g, fifth tone of the diatonic scale (Music)

n. so, sol, fifth tone of the diatonic scale (Music)

Fransızca'da Sol : [le] toprak, zemin; yeryüzü; sol

Almanca'da Sol : adj. link

Rusça'da Sol : n. соль {муз.} (N)

adj. левый