Gezme nedir, Gezme ne demek

  • Gezmek işi, seyran

Yerel Türkçe anlamı:

Kısır keçi

Ayakyolu, yüznumara

Gezme anlamı, tanımı:

Ev gezmesi : Akraba veya komşulara oturup sohbet etmek amacıyla yapılmış olan ziyaret.

Gezmek : Bulunmak. Hasta ayağa kalkmak. Hava alma, hoş vakit geçirme vb. amaçlarla bir yere gitmek, seyran etmek. Bir yerde gezi yapmak. Herhangi bir biçimde gezinmek. Gitmek, başvurmak. Bir yeri görüp incelemek. Bir yerde dolaşmak, yürümek.

Gezmen : Gezgin.

Aç gezmektense tok ölmek yeğdir : "yoksulluk ölümden de beterdir" anlamında kullanılan bir söz.

Adım adım gezmek : Her tarafı dolaşıp görmek.

Boş gezmek : İşsiz güçsüz dolaşmak.

Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir : "çalışmak insanı tembellikten kurtarır" anlamında kullanılan bir söz.

Boşta gezmek : İşsiz olmak.

Devriye gezmek : Karakol gezmek.

Doktor doktor gezmek : Tedavide çabuk ve kesin sonuç almak ümidiyle birçok doktora başvurmak.

Dünür gezmek : Evlenecek erkek için kız aramaya çıkmak.

Elini kolunu sallaya sallaya gezmek : Ortada görünmemesi gereken kimse pervasızca dolaşmak. pervasızca, kimseden çekinmeden dolaşmak.

Ellerde gezmek : Elden ele dolaşmak. el üstünde tutulmak, saygı ve sevgi görmek.

Gemi gezmek : Dış etkiler yüzünden gemi rota çizgisinden ayrılıp sancak veya iskele yönüne ilerlemek.

 

Karakol gezmek : Huzur ve güvenliği sağlamak amacıyla dolaşmak, devriye gezmek.

Kelle koltukta gezmek : Gözünü budaktan esirgememek.

Kenar gezmek : Bir şeyden uzaklaşmış olmak.

Kol gezmek : Güvenlik amacıyla dolaşmak. dolaşmak. kötü durum ve davranışlar çokça olmak.

Salma gezmek : Başıboş hayvan gibi dolaşmak.

Saya gezmek : Köy çocukları ramazanda veya özel günlerde çeşitli tekerlemeler söyleyip kapı kapı dolaşarak ufak tefek yiyecek toplamak.

Tebdil gezmek : Değişik görüntüde olmak. tanınmamak için kılık değiştirerek gezmek.

Seyran : Gezme, gezinme.

Gezmeli yer : Mesire, gezilecek, gezilmeye lâyık yer.

Gezme ile ilgili Cümleler

  • Senin yalnız gezmen benim hiç hoşuma gitmiyor.
  • Yabancıların tarlasında gezme.
  • Uykulu uykulu gezme.
  • Gezmeden laf açılmışken, Kobe'ye hiç gittin mi?
  • Ahmet'in gezmediği ülke kalmadı, saçı ağardı kendi çocuk kaldı.
  • Fenomeni bilen cici kız, numeni de biliyor musun? Öyle yayla gezmekle olmaz o iş.
  • Gezmeye alışıktır.
  • Yelkenli ile gezmeyi seviyorum.
  • Ali geçen cuma akşamı Mary'yi gezmeye götürdü.
  • Gezmek için favori tarzın nedir?

Diğer dillerde Gezme anlamı nedir?

İngilizce'de Gezme ne demek? : n. jaunt, locomotion, perambulation, peregrination, roam

Fransızca'da Gezme : excursion [la], vadrouille [la]

Almanca'da Gezme : n. Besichtigung, Bummel

Rusça'da Gezme : n. гулянье (N), гуляние (N), хождение (N), катание (N), осмотр (M)