Give credit türkçesi Give credit nedir

Give credit ile ilgili cümleler

English: Give credit where credit is due.
Turkish: Sezar'ın hakkı Sezar'a.

Give credit ingilizcede ne demek, Give credit nerede nasıl kullanılır?

Give : Hediye etmek. Tanımak. Uçlanmak. Eğilmek. Dogruluğunu kabullenmek. Gitmek. Düzenlemek. Koparmak. Bahşetmek. Esnemek.

Credit : Bir krediyi hesabına geçirmek. Kazanç. Alacaklarıdırma. Yatırmak. Sadakat. Yüksek öğrenim gören öğrencilerden burslu ve parasız yatılılar dışında kalanlara devlet, kamu kuruluşları ya da özel kuruluşlarca verilen ödünç para. Alacaklandırmak. Birine peşin para istemeden belirli bir ölçüye kadar mal verme. ödünç para vermeyi üstüne alma. geniş anlamda bankaların verdikleri borç paralar. Şereflendirme. Eğitim, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

Give credit for : İnanmak. Güvenmek. İnanç duymak. Prim vermek.

Give credit to : Kabul etmek. Prim vermek. Saygı göstermek. Onaylamak. Methetmek. Övmek. Takdir etmek.

Give a bad name : Ad takmak. Adını kötüye çıkarmak. Adını karalamak.

Give a beating : Ayağının altına almak. Yenmek. Dayak atmak. Sopa çekmek. Dövmek.

İngilizce Give credit Türkçe anlamı, Give credit eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Give credit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Accrediting : Atfetmek. Güvenmek. Atamak. Yetki vermek.

Accredits : Akreditif açmak. Yetki vermek. Akredite etmek. Atamak. Atfetmek. Elçi göndermek. Güvenmek. Kredi açmak. İnanmak.

Rely : İnanmak. İtimat etmek. Dayanmak. Güvenmek. Emniyet etmek.

Trust : Ümit etmek. İnanmak. Güvenmek. İnanç duymak. Tröst. Birtakım tecimevi ya da tüzel kişiliği olan ortaklıkların yapım, üretim evi ve yerlerin satağı elde tutmak amacıyla aralarında yaptıkları anlaşma. güvenceye dayanan işleri inalcının bir kişi ya da kuruluş adına yönettiği mallar. Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Birine güveni olmak. Ümit. Azel piyasasında, aynı malı üreten birbirine rakip iki veya daha fazla firmanın aralarındaki rekabeti önleyerek karlarını artırmak amacıyla hukuki varlıklarını sona erdirip tek bir firma altında birleşmeleri.

Honour : Şeref vermek. Şereflendirmek. Onur vermek. Onur. Saymak. Şeref. Onurlandırmak. Onur nişanı vermek. Saygı göstermek.

Esteems : Kanı. Gözüyle bakmak. Saygı duymak. İtibar. Saymak. Saygı göstermek. Sanı. Addetmek. Saygı.

Credit : İtibat etmek. İtibar. Belli bir öğrenimin tamamlanması için öğrencilerden istenilen her türlü kuramsal ve uygulamalı çalışmalar göz önünde tutularak, bir yarı-yıl ya da bir öğretim yılı okutulan herhangi bir dersin, okul programı bütünlüğü içindeki değerini niceliksel olarak gösteren birim. Bir paranın ödenmesi, bir malın teslimi veya bir işin görülmesini karşı taraftan isteme hakkı. bilançonun aktifinde yer alan ve vadesi gelince kazanılacak para. Veresiye. Bir parayı, sayışımın alacaklı bölümüne yazma. Hesaptaki para miktarı. Onur. Övgü. Birine peşin para istemeden belirli bir ölçüye kadar mal verme. ödünç para vermeyi üstüne alma. geniş anlamda bankaların verdikleri borç paralar.

 

Relies : Emniyet etmek. Dayanmak. Güvenmek. İnanmak. İtimat etmek.

Esteem : Saygı duymak. Saygı göstermek. Kanı. Düşünmek. İtibar. Gözüyle bakmak. Saygınlık. Rağbet. Saygı.

Accredit : Elçi göndermek. Kredi açmak. Atfetmek. İnanmak. Akreditif açmak. Atamak. Güvenmek. Yetki vermek. Akredite etmek.