Glop türkçesi Glop nedir

  • Yapışkan etli kısım.
  • Yapışkan ve iğrenç sıvı veya yemek (argo terim).
  • Yapış yapış iğenç yemek ya da içecek.
  • Değersiz bir şey (yazı gibi).
  • Yapışkan bir şey.
  • Tiksindiricilik.

Glop ile ilgili cümleler

English: Ali didn't know the meaning of "anglophobia," so he did a quick web search to see if he could find out what it meant.
Turkish: Ali "anglophobia"'nın anlamını bilmiyordu, bu yüzden onun ne demek olduğunu bulabilmek için hızlı bir web araştırması yaptı.

English: The Anglophones always complained about the vowels /a e i o u/ in artificial languages. Those sounds are used because most other sounds other people cannot pronounce.
Turkish: Anglofonlar her zaman yapay dillerdeki ünlü seslerden/aeiou/ şikâyet ettiler. Bu sesler diğer insanların telaffuz edemedikleri diğer bir çok seslerden dolayı kullanılırlar.

Glop ingilizcede ne demek, Glop nerede nasıl kullanılır?

Glops : Yapış yapış iğenç yemek ya da içecek.

Anglophil : İngiltere'ye veya ingiliz şeylere hayran kimse. İngiliz dostu. İngiliz hayranı. Anglofil.

Anglophile : Anglofil. İngiliz hayranı.

Anglophiles : İngiliz hayranı. Anglofil.

Anglophilia : İngiltere'ye veya doğasında ingiliz olan şeylere hayranlık. Anglofili. İngiliz hayranlığı.

Gloated : Kınalar yakmak. Oh olsun! demek. Zevkle seyretmek. Kına yakmak. Başkasının başarısızlığından mutluluk duymak. Böbürlenmek. Sinsice sevinmek. Şeytanca bir hazla seyretmek. Başkasının başarısızlığından haz duymak.

 

Gloaming : Alacakaranlık. Alaca karanlık. Akşam karanlığı.

Anglophone : (kanada) fransızca konuşmayan kanadalı. İngilizce konuşuru. (kanada) ilk dili ingilizce olan kanada vatandaşı. Anglofon. İngilizce konuşan. Ana dili ingilizce olan.

Gloat over : Aç gözlülükle izlemek. Acımasız bir şekilde zevk almak. Şeytanca bir zevk duymak. Zevkle seyretmek (birinin başarısızlığını). Bir şeyi zevkle veya memnuniyetle düşünmek (özellikle kendi başarısını veya başkasının talihsizliğini). Gözü doymazcasına bakmak. Acımasızca zevk duymak. Şeytanca zevk almak. Oh olsun demek. Aç gözlülükle bakmak.

Gloat : Kına yakmak. Böbürlenmek. Başkasının başarısızlığından haz duymak. Kınalar yakmak. Şeytanca bir hazla seyretmek. Başkasının başarısızlığından mutluluk duymak. Sinsice sevinmek. Zevkle seyretmek. Oh olsun! demek.

İngilizce Glop Türkçe anlamı, Glop eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Glop ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mush : Aşırı duygusallık. Lapa. Ezme. Genellikle enva, un, kepek, bulgur, sabun ve nişasta gibi maddelerin süt, sirke ve su gibi maddelerle karıştırılmasıyla hazırlanan ve dışarıdan kullanılan ilaç biçimi. öğütülmüş tahıllardan su veya sütle koyu bulamaç durumuna getirilerek hazırlanmış hayvan yiyeceği. Ağız. Köpek kızağına binmek. Pelte. Mısır unu lapası. Lapa gibi şey.

 

Treacle : Canım. Şeker pekmezi. Panzehir. Melas. Aşırı duygusal şey. Hayatım.

Mawkishness : İğrençlik. İç bayıltıcılık.

Aversiveness : İticilik. Tiksindirici olma durumu. Vazgeçiricilik. Caydırıcı olma durumu. Caydırıcılık.

Slop : Kazara dökmek (sıvıyı). Suda yürümek. Sulu bir hale getirilmiş yemek artıkları vermek (hayvanlara). Höpürdeterek içmek. Sulu yemek. Sıçramak. Lapa. Taşırmak. Döküp saçmak. Taşmak.

Detestableness : İğrençlik. Tiksinilebilirlik. İğrenilebilir olma durumu. Nefret edilebilirlik.

Heinousness : Çirkinlik. Kötülük. İğrençlik.

Repulsiveness : İticilik. İğrençlik. Ölçüsüzlük. Antipati.

Distastefulness : Tatsız olma durumu. Nahoşluk. Tatsızlık. Tadı kötü olma durumu. İticilik. İğrençlik.

Sentimentalism : Duygusallık. Akıldan duyguyu üstün tutma eğilimi. Hislilik.

Glop synonyms : matter, offensiveness, vileness, qualmishness, odiousness, abominableness.