Go on a trip türkçesi Go on a trip nedir

  • Tur attı.
  • Gezintiye çıkmak.
  • Seyahate çıktı.
  • Geziye çıkmak.
  • Yürüyüşe çıktı.
  • Geziye gitmek.

Go on a trip ile ilgili cümleler

English: There is absolutely no way that I would go on a trip alone.
Turkish: Bir yolculuğa yalnız gitmemin kesinlikle imkanı yok.

English: Do you want to go on a trip with me?
Turkish: Benimle bir geziye çıkmak ister misin?

English: Would you like to go on a trip together?
Turkish: Birlikte bir seyahata gitmek ister misiniz?

English: I want to go on a trip with you.
Turkish: Seninle bir seyahate gitmek istiyorum.

English: He could not go on a trip for lack of money.
Turkish: Parası olmadığı için geziye gidemedi.

Go on a trip ingilizcede ne demek, Go on a trip nerede nasıl kullanılır?

Go : Koyulmak. Yayılmak. Kaybolmak. Ayrılmak. Devrolunmak. İddiaya girmek. Söylenmek. Gayret. Bahse girmek. Götürmek.

On : Üstünde. Devrede. Olmakta olan. Yanmak. Civarında. E doğru. Üzerinde. Giyilmiş. Açık.

A : Atom ağırlığı. Miktar belirtir. La (müzik terimi). Belirli bir tür veya nitelikteki. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Bir. Pek iyi. En yüksek not. Amperin simgesi. (herhangi) bir.

Trip : Çelme takmak. Sıçramak. Hata yapmak. Tökezlemek. Yanılmak. Seyahat. Belli bir başlangıç noktasından varış yerine değin tek bir taşıtla gidilmesini içeren insan devinimi. Hata etmek. Ayağı takılmak. Sürçmek.

 

Go on a conducted tour : Rehber eşliğinde geziye çıkmak.

Go on a guided tour : Rehberli geziye çıkmak. Rehber eşliğinde geziye çıkmak.

Go on a cruise : Sefere çıkmak. Vapurla geziye çıkmak.

Go on a diet : Perhize başlamak. Rejime başlamak. Diete girmek. Perhize girmek. Diyete başlamak. Rejime girmek. Rejim yapmak.

Go on a go slow : İşi yavaşlatmak.

İngilizce Go on a trip Türkçe anlamı, Go on a trip eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Go on a trip ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sallying : Kadın ismi. Ani hareket veya hamle. Dışarı fırlamak. Espri. Gezinti. Kuşatma sırasında askerin hücuma geçmesi. Hücuma geçmek. Nükteli söz. Nükte.

Journey : Yolculuk yapmak. Gezinti yeri. Mesafe. Yolculuk. Yolculuk etmek. Seyahat etmek. Sefer. Seyahat.

Sally : Saldırı. Kadın ismi. Gezme. Nükte. Çıkış hareketi. Hücuma geçmek. Espri. Nükteli söz. Dolaşma. Dışarı fırlamak.

Take a ride : Seyahat etmek. Yolculuk yapmak. Dolaşmaya çıkmak. Atla gezintiye çıkmak. Gezmeye gitmek.

Go on an excursion : Tura çıkmak.

Journeys : Seyahatler. Seyahat etmek.

Take a stroll : Gezinmek. Dolaşmak. Tur atmak. Dolanıp durmak. Çevreyi dolaşmak.

Take a walk : Hava almaya çıkmak. Dolaşmak. Biraz yürümek. Gezmeye gitmek. Yürüyüşe çıkmak. Dolaşmaya çıkmak. Hava almak. Gezmek. Gezinmek.

Journeying : Seyahat etmek. Seyahat etme.

Journeyed : Yolculuk etmek. Seyahat etmek. Gezinti yeri. Sefer. Yolculuk. Mesafe. Seyahat. Yolculuk yapmak.

Go on a trip synonyms : sallies, went on a journey, went on a trip, sallied, go on an outing, go for a walk.