Grace türkçesi Grace nedir

  • Şeref vermek.
  • Lütfetmek.
  • Zarafet.
  • Onurlandırmak.
  • Kayra.
  • Onur vermek.
  • Donatmak.
  • Süslemek.
  • Şükran duası.
  • Lütuf.
  • Şereflendirmek.
  • Güzellik.
  • Bezemek.
  • İncelik.
  • Nezaket.
  • Süre.
  • Mühlet.
  • Teşrif etmek.

Grace ile ilgili cümleler

English: He said grace before eating.
Turkish: O yemeden önce lütuf dedi.

English: Ali says grace before eating.
Turkish: Ali yemekten önce dua eder.

English: Isadora Duncan danced with such grace that she was invited to dance in Europe.
Turkish: Isadora Duncan öyle zarafetle dans etti ki Avrupa'da dans etmek için davet edildi.

English: Do you know if Grace is at home?
Turkish: Grace'in evde olup olmadığını biliyor musunuz?

English: Say grace before a meal.
Turkish: Yemekten önce dua et.

Grace ingilizcede ne demek, Grace nerede nasıl kullanılır?

Grace period : Hoşgörü süresi. Bir görevlinin performansının değerlendirilmediği dönem. Borç ödemesiz ön süre. Atıfet günleri. (kredi vb) ödemesiz dönem. Geçici muafiyet. Bir yükümlülüğü yerine getirmek için zaman sınırının uzatılması. Vadesi gelen bir senedin ödenmesi için borçluya tanınan süre. Bağışlama günleri.

Have the grace to : Lütfetmek.

Act of grace : Af. Genel af. Umumi af. Bağışlama.

Coup de grace : Öldürücü darbe. Ölüm acısına son veren darbe. Son darbe.

 

Days of grace : Ödeme süresi. Ödeme tarihi gelmiş olan bir borç için verilen ek süre. Diyet günleri. Zarar ve cezayı önlemek amacı ile verilen ek süre. Vade geldikten sonra verilen ilave süre. Bir yükümlülüğün yerine getirilmesi için verilen ek süre. Bağışlama günleri. Atıfet günleri. Yeni bir pozisyonda işe başlayan bir kimsenin iş performansını kimsenin yargılamadığı dönem. Vade tarihinden sonra tanınan kısa bir ek süre.

Fell from grace : Günaha geri dönmek. Önceden işlediği suçu tekrar işlemek. Popüleritesini kaybetmek. Düzelmişken gene eski kötü tavrına dönmek.

Say grace : Yemek masasında dua etmek. Yemek için şükür duası etmek. Yenen gıdalar için kutsayıcı bir dua etmek. Yemek duası etmek. Yemeklerden önce ve sonra dua etmek.

With a good grace : İsteyerek. Düzgün bir şekilde. Gönüllü olarak. İstekli olarak. Gönüllüce. Yakışır bir şekilde. İsteye isteye. İçtenlikle. Yaraşır bir şekilde. İçten bir şekilde.

Fall from grace : Popülerliğini yitirmek. İtibarını yitirmek. Çaptan düşmek. Yanlış yapmak. Suç işlemek. Gözden düşmek. Yanılgıya düşmek. İtibarı yerle bir olmak.

Last moments of grace : Saygınlığa sahip olmanın tadını çıkarmanın mümkün olabileceği son saniyeler. Son saygınlık anları.

 

İngilizce Grace Türkçe anlamı, Grace eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Grace ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accuracies : Ayar. Dikkat. Yanlış yapmamaya özen gösterme. Hassasiyet. Titizlik. Kesinlik. Doğruluk. Tamlık.

Gentleness : Şefkat. Hilm. Yavaşlık. Rıfk. Kibarlık. İyi huylu olma. Hilmiyet. Sühulet. Yumuşaklık.

Comity : Kibarlık. Saygı. Mücamele.

Dignifies : Büyütmek. Paye vermek. Yüceltmek. Değer vermek.

Continuance : Temdit. Kesiksizlik. Sürüp gitme. Erteleme. Devam etme. Kalıcılık. Uzatma. Devam. Süreklilik.

Condescend : Tenezzül etmek. Sözde alçakgönüllülük göstermek. Küçümsemek. Küçümseme ile davranmak. Tenezzül. Düşmek. Tepeden bakmak. Havalara girmek.

Boon : Neşeli. İyilik. Rahatlık. Bağış. Nimet. İhsan.

Accouter : Malzeme sağlamak. Levazım sağlamak. Üstüne almak. Giydirmek. Askeri giyecek vermek. Askeri teçhizat sağlamak.

Dies : Kalıplar. Kalıp. Bu hususta. Sütun tabanı taşı. Ecel. Vade. Gün.

Affability : Naziklik. Sokulganlık. Hoşluk. Tatlılık.

Grace synonyms : saving grace, state of grace, array, accoutring, obliges, amicability, favours, decorate, due date, condescended, beautifulness, attentiveness, favour, comities, amicableness, courtliness, favor, accoutering, attire, fete, fineness, beautifies, feminene charms, charms, bedeck, delicacy, chivalries, deigning, beautified, bring honor to, attentions, do the favour, flairs.

Grace zıt anlamlı kelimeler, Grace kelime anlamı

Awkwardness : Kullanışsızlık. Sakarlık. Eli işe yakışmazlık. Biçimsizlik. Terslik. Hantallık. Münasebetsizlik. Aksilik. Uygunsuzluk. Beceriksizlik.

Improperness : Uygun olmama durumu. Nazikçe olmama durumu. Sıradan olmama. Yanlış olma durumu. Yakışıksızlık. Doğru olmama. Uygunsuzluk. Kabalık. Olağan olmama.

Impropriety : Yersizlik. Yolsuzluk. Yanlışlık. Hata. İrtikap. Ahlaksızlık. Uygunsuzluk. Yanlış kullanma. Terbiyesizlik. Yakışıksızlık.

Grace antonyms : unseemliness.

Grace ingilizce tanımı, definition of Grace

Grace kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To decorate. To adorn. Disposition to benefit or serve another. To embellish and dignify. The exercise of love, kindness, mercy, favor. Favor bestowed or privilege conferred.