Grandstand türkçesi Grandstand nedir

Grandstand ingilizcede ne demek, Grandstand nerede nasıl kullanılır?

Grandstander : Tribünlere oynayan. Etkilemek için abartılı davranan. Göstermelik davranışlar sergileyen. Etkilemek amacıyla gösteriş yapan kimse. Etkileyeme çalışan kimse. Tribünlere oynayan oyuncu. Hava atan kimse.

Grandstands : Tribün.

Grands : Büyük. Azamet. Babaanne. Büyüklük. Kuyruklu piyano. Bin dolar. Debdebeli. Soylu. Azim. Haşmetli.

Grandsire : Büyük baba. İhtiyar adam. Dede.

Grandson : Erkek torun. Torun.

Integrands : Tümlevi alınan. Tümlevlenen. Tamamlanacak fonksiyon. Entegrasyonu yapılan eşitlik. İntegrand.

Great grandson : Torununun oğlu. Dördüncü kuşak erkek torun. Torunun oğlu. Erkek veya kız yeğenin oğlu. Dördüncü kuşak erkek evlat.

Grandsons : Torun.

İngilizce Grandstand Türkçe anlamı, Grandstand eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Grandstand ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stands : Katlanmak. Ismarlamak. Dikilmek. Direnmek. Kanıtlamak. Dayanmak. Sehpa. Ayağa kalkmak. Çekilmek.

Presented : İbraz etmek. Doğrultmak. Doğrultmak (silah). Takdim etmek. Çıkarmak. Aday göstermek. Arzetmek. Sunulan. Sahneye koymak. Bulunmak (iltifat).

Box seat : Bir oyun veya spor karşılaşması sırasında iyi bir izleme açısına sahip olan koltuk. Loca koltuğu (sinema). Loca koltuğu.

 

Presents : Sunmak. İleri sürmek. Ortaya koymak. Bulunmak (iltifat). Sahneye koymak. Arzetmek. Armağanlar. Sunar. Nişan almak.

Tribunes : Yüksek rütbeli subay (roma). Roma imparatorluğunda yüksek rütbeli subay. Kürsü. Halkın koruyucusu lider. Platform. Piskopos tahtı. Kansas eyaletinde şehir.

Shows : Belli etmek. Kanıtlamak. Belli olmak. Sergilemek. Göstermek. Kendini göstermek. Öğretmek. İbraz etmek. Görünmek. Açıklamak delalet etmek.

Enacted : Oynamak (rol). Yasallaştırmak. Çıkarmak (yasa). Canlandırmak. Kamulaştırılmış. Rol olarak canlandırılmış. Karar verilmiş. Kanunla düzenlenmiş. Harekete geçirilmiş.

Stage : Safha. Sahneye koymak. Düzenlemek. Konak. Etap. Kat. Yönlendirmek. Bir ya da daha çok çekim içinde gerçekleştirilen, aynı kişileri aynı bezem içinde gösteren, çekim ile ayrım arasında yer alan film parçası (bazen çekim yerine de kullanılır). tv. bir televizyon oyununun, aynı kişileri aynı bezem içinde veren bölümü. sinema/tv. dış dünyanın film ya da televizyon oyununda yer alan herhangi bir görünüşü. işliğin, düzlüğün, üzerinde bezem kurulmuş, çalışma yapılan bölümü. Bir tiyatro yapısında oyun için ayrılmış olan bölüm. (bk. skene.). Evre.

Staged : Hazırlamak. Yönlendirmek. Sahneye koymak. Sahne. Sahnelenmiş. Düzenlemek.

Grandstand synonyms : covered stand, grandstands, put on, show, showed, shown, the stage, enacts, enact, stand, stages, tribune, bleacher, perform.