Groaned türkçesi Groaned nedir

Groaned ile ilgili cümleler

English: The soldier groaned with pain.
Turkish: Asker acı ile inledi.

English: The man groaned in pain.
Turkish: Adam acı içinde inledi.

English: Ali groaned in his sleep.
Turkish: Ali uykusunda inledi.

English: The roof of the hut groaned under the weight of the snow.
Turkish: Kulübenin çatısı karın ağırlığı altında gıcırdadı.

English: Ali groaned loudly.
Turkish: Ali yüksek sesle inledi.

Groaned ingilizcede ne demek, Groaned nerede nasıl kullanılır?

Groaner : Figan eden kimse. Soğuk veya kötü veya bayat espri. Ah eden kimse. İnleyen kimse.

Groaners : Figan eden kimse. İnleyen kimse. Ah eden kimse. Soğuk veya kötü veya bayat espri.

Groan : Ihlamak. İnlemek. Sıkıntı. Ah etmek. Sızlanmak. Gıcırdamak. Figan etmek. Sızlanma. İnilti. İnildemek.

Groaning : İnleyen. İnilti. İnleme. İnilti sesi.

Groans : Sızlanmak. Figan etmek. Gıcırdamak. Ihlamak. Sıkıntı. Ah etmek. İnildemek. İnlemek. Figan. Sızlanma.

Groats : Kırma hububat. Kabuksuz tahıl. Kırma. Kabuğu çıkarılmış buğday veya yulaf. Öğütülmemiş tahıl. Dövülmüş kabuksuz hububat.

Groceries : Bir bakkal dükkanında bulunan gıdalar ve diğer ürünler. Bakkaliye eşyası. Bakkaliye. Yiyecek.

 

Groat : 4 penilik eski ingiliz gümüş parası. Dört peni değerinde olan gümüş para (eskiden ingiltere'de kullanılan).

Grocers : Bakkal.

Grocery : Bakkallık. Market. Bakkaliye. Bakkal dükkanı. Bakkal. Meyve-sebze dükkanı.

İngilizce Groaned Türkçe anlamı, Groaned eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Groaned ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Solid ground : Katı zemin. Sağlam temel. Katı temel. Güçlü temel. Sağlam zemin.

Land mass : Kıta gibi tek parçadan oluşan kara parçası. Kara kütlesi. Büyük kara parçası.

Grates : Rendelemek. Sinirlendirmek. Gıcık etmek. Izdırap vermek. Gıcırdatmak.

Woodland : Washington eyaletinde şehir. Ormanlık. Ağaçlık arazi. Ormanlık ülke. Ağaçları bol olan yer. Ormanlık arazi. Kaliforniya eyaletinde şehir. Ağaçlık alan. Ormanlık yer. Ağaçlık yer.

Lamentation : Feryat. Dövünme. Matem tutma. Yas. İnleme. Ağıt. Ağlayış. Ağlama.

Sigh : Ahlamak. Ah çekmek. İçini çekmek. İç geçirmek. Göğüs geçirmek. Of çekmek. Uğuldamak. İç çekme. Hafifçe inlemek (rüzgar).

Annoyance : Baş ağrıtma. Kızgınlık. Rahatsız etme. Kızdırma. Baş belası. Rahatsızlık. Üzüntü kaynağı. Sıkıntı kaynağı.

Earth : Yeryuvarı. Yer. Topraklama hattı. Yeryüzü. Örtmek. Üzerinde yaşadığımız gezegen. İn. Yerküre. Zemin. Üzerinde yaşadığımız, güneş dizgesine bağlı gezegen.

Creak : Cayırtı. Gacırtı. Gacırdamak. Gıcırtı. Çatırdamak.

Damns : Lanet. Küfretmek. Lanetlenmek. Değersiz şey. Lanet etmek. Beddua. Suçu yüklemek. Mahvetmek. Lanetlemek.

 

Groaned synonyms : physical object, coastal plain, grizzling, anxieties, sighs, whimpered, slash, gnashes, howl, beefs, land, champaign, jeremiad, clacking, creaks, chatters, bemoaning, floor, angst, heroic, lament, groans, clacks, boredoms, cape, whimpers, moan, angsts, isthmus, grit, mainland, adversities, sighed.

Groaned zıt anlamlı kelimeler, Groaned kelime anlamı

Unimpressive : Etkileyici olmayan.

Unacknowledged : Cevaplanmamış. Onaylanmamış. Kaynağı belirtilmemiş. Cevap verilmemiş. Kabul edilmemiş.