Have a bone to pick türkçesi Have a bone to pick nedir

  • Görecek meselesi olmak.
  • Paylaşılacak kozu olmak.
  • Paylaşacak kozu olmak.
  • Halledilecek davası olmak.

Have a bone to pick ile ilgili cümleler

English: I have a bone to pick with you.
Turkish: Seninle paylaşacak bir kozum var.

Have a bone to pick ingilizcede ne demek, Have a bone to pick nerede nasıl kullanılır?

Have : Dolandırmak. Elinde bulunmak. Malik olmak. Kabul etmek. Olmak. Yaptırmak. Etmek. -si olmak. Aldatmak. Göz yummak.

A : Amperin simgesi. Argonun simgesi. En yüksek not. Atom ağırlığı. Herhangi bir. Belirli bir tür veya nitelikteki. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Pek iyi. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Miktar belirtir.

Bone : Kemiklerini ayıklamak. Hafızlamak. Omurgalı hayvanlarda iskeleti oluşturan, kemik dokusundan meydana gelmiş, çeşitli büyüklüklerde, sert, dayanıklı parçalar. Kemiğin önce bir alkali çözeltisinde, sonra bir hidroklorik asit çözeltisinde işlenip daha sonra kireçle çöktürülmesiyle elde edilen, en az % 17 fosfor içermesi koşul olan bir ürün. Kemik fosfatı. Üstühan. Kılçığını ayırmak. Sünük. Ayıklamak. Kılçık.

To : Oranla. -e göre. Ye. -mek -mak (mastar). Karşı. Ya. Arasında. İle. Göre. -e kadar.

Pick : Aşırmak. Seçip almak. Tellere vurarak titreştirmek yoluyla gitarı çalmaya yarayan; kemik, plastik ve boynuz benzeri malzemelerden yapılan küçük gereç. Seçme. Seçenek. Hasat. Gelişmek. Sıyırmak. Kürdan. Toplamak.

 

Have a bad record : Kötü tanınmak. Kötü şöhreti olmak.

Have a bad night : Kötü bir gece geçirmek.

Have a baby : Bebeği olmak. Çocuk sahibi olmak. Doğurmak.

Have a bad temper : Asabi olmak. Huysuz olmak.

Have a bad name : Kötü şöhreti olmak. Adı çıkmış olmak.

İngilizce Have a bone to pick Türkçe anlamı, Have a bone to pick eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have a bone to pick ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Have a bone to pick with : Biriyle tartışma durumu var. Görülecek bir hesabı olmak. Görülecek bir hesabı var. Sorunun kaynağı ile görüşmesi gereken büyük bir soruna sahip. Biriyle anlaşmazlık durumu var.

Have a crow to pluck : Meselesi olmak.