Have in view türkçesi Have in view nedir

  • Tasavvur etmek.
  • Niyeti olmak.
  • Kafasında olmak.
  • Planlamak.

Have in view ingilizcede ne demek, Have in view nerede nasıl kullanılır?

Have : Olmak. Elde etmek. Elinde bulunmak. Zorunda olmak. Malik olmak. Göz yummak. Buyurmak. Almak. Yapmak. Aldatmak.

In : Çok moda olan. İçinde. İçeri doğru yönelen. Dahili. İktidardaki. İç. Olarak. İçeri. Mevsimi gelmiş. Tutulan.

View : İncelemek. Bireyin belli bir konudaki bakış açısı ve anlayış biçimi. Kanı. Görüş. Manzara. Bakmak. Gözetim. Değerlendirmek. Muayene etmek. Görünüm.

Have in common : Ortak. Herkes tarafından. Benzer olmak. Ortak bir yana sahip olmak. Birlikte. Başka biri veya birileri ile aynı şeyi paylaşmak.

Have in constant wear : Sürekli giymek. Yanından ayırmamak.

Have intercourse : Sevişmek. Mala vurmak. Cinsel ilişkiye girmek. Götürmek. Seks yapmak.

Have in mind : Hatırında olmak. Aklında olmak. Hatırında tutmak. Niyet etmek. Niyeti olmak. Akılda tutmak.

Do you have insurance : Sigortanız var mı.

Have influence : Hatırı sayılmak. Etkili olmak. Sözünü geçirmek. Torpilli olmak. Sözü geçmek. Sözü geçen olmak. Nazı geçmek. Forsu olmak.

Have intercourse with : İlişki kurmak. İlişkiye girmek.

İngilizce Have in view Türkçe anlamı, Have in view eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have in view ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Envisage : Göze almak. Kafasında canlandırmak. Gözünün önüne getirmek. Tahayyül etmek. Önceden düşünmek. İmgelemek. Zihninde canlandırmak. Öngörmek.

Charted : Taslağı çıkartılmış. Haritasını yapmak. Çizelge ile göstermek. Planını çizmek. Şemalandırılmış.

Intend : Amaçlamak. Niyet etmek. Seçmek. Tasarlamak. Kararlı olmak. Niyetlenmek. Düşünmek. Kastetmek. Demek istemek. Azmetmek.

Fancy : Arzu. Arzu etmek. Beğenmek. Kuruntu. Aşırı. Parlak renkli. Süs. Zannetmek. Hayal.

Blue print : Tasarlamak. Ozalit baskısı. Mavi ozalit. Plan. Mavi baskı.

Contrives : Uydurmak. Yapmak. Akıl etmek. Ev idare etmek. Yolunu bulmak. Bulmak. İcat etmek. Tasarlamak. Başarmak.

Conceives : Akıl erdirmek. İfade etmek. Anlamak. Tasarlamak. Hamile kalmak. Göz önünde bulundurmak. Kavramak. Gebe kalmak. Ortaya çıkarmak.

Imagine : Düşünmek. Kafasında canlandırmak. Sanmak. Farz etmek. Tasarımlamak. Hayal kurmak. Farzetmek. Düşlemek. Zannetmek. Hayal etmek.

Concerting : Birlik. Ahenk. Ses bütünlüğü. Konser. Anlaşmak. Dinleti. Kararlaştırmak. Bir araya gelerek karar almak. Birlikte hareket etmek.

Arranges : Aranje etmek. Halletmek. Düzeltmek. Sıraya koymak. Kararlaştırmak. Hazırlamak. Yoluna koymak. Düzenlemek. Ayarlamak.

Have in view synonyms : arrange, calculates, have in mind, ideate, chart, contrive, architect, intends, fancies, fancying, envision, have a mind to, imagines, envisions, calculate, blueprinting, conceive, ideated, fanciest, envisages, charts, contriving, concert, blueprinted, ideates.