Have the jitters türkçesi Have the jitters nedir

  • Korkudan titremek.
  • Heyheyler geçirmek.
  • Gergin olmak.
  • Sinirli olmak.

Have the jitters ingilizcede ne demek, Have the jitters nerede nasıl kullanılır?

Have : -si olmak. Kabul etmek. Zorunda olmak. Olmak. Almak. Malik olmak. Elde etmek. Dolandırmak. Sahip olmak. Elinde bulunmak.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Jitters : Sinirlilik. Heyecan. Aşırı sinir. Aşırı korku. Gerginlik. Stres.

Have the advantage of : Avantajına sahip olmak.

Have the advantage of somebody : Avantajlı olmak. Daha iyi tanımak. Hakkında daha çok şey bilmek.

Have the devil to pay : Kıyamet kopmak.

Have the courage to do : Cesareti olmak.

Have the cheek : Çekinmemek. Küstahlığında bulunmak.

Have the collywobbles : Midesi ağrımak. Karnı ağrımak.

Have the edge on : Avantaj elde etmek. Avantajı ele geçirmek. Avantajlı olmak. -den üstün olmak. Avantaj sağlamak.

İngilizce Have the jitters Türkçe anlamı, Have the jitters eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have the jitters ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Have his heart in his mouth : Canı ağızına gelmek. Kormuş olmak.

 

Tremble with fear : Korkuyla titremek. Korku ile titremek. Karşı konulamaz bir korkudan dolayı titreyen. Korkmuş. Korkuyla titreyen. Korkudan titreyen. Paniğe kapılmış.

Be on edge : Sınırda olmak. Meraklı olmak. Kaygılı olmak. Aksi olmak. Sinirleri gergin olmak. Endişeli olmak. Hassas olmak.

Be hyped up : Heyecanlanmak.

Get the jitters : Heyecandan ölmek. Çok heyecanlanmak. Aşırı heyecanlanmak. Korku duymak. Çok heyecanlı olmak.

Be upset : Ekşimek (mide). Üzgün olmak. Allak bullak olmak. Altüst olmak. Asabı bozulmak. Yenilmek (favori rakip). Alabora olmak. Ekşimek. Bozuk olmak (mide).

Be on tenterhooks : İğne üstünde oturmak. Diken üstünde olmak. Sabırsızlıkla ve endişe ile beklemek. Endişe içinde olmak. Diken üstünde oturmak. Dokuz doğurmak.

Have the jitters synonyms : be nervous, shiver with fear, quake with fear.