Be nervous türkçesi Be nervous nedir

  • Sinirli olmak.

Be nervous ile ilgili cümleler

English: She seems to be nervous about her first class.
Turkish: O ilk ders ile ilgili sinirli gibi görünüyor.

English: You mustn't be nervous about tomorrow's exam.
Turkish: Yarınki sınav hakkında gergin olmamalısın.

English: Ali doesn't seem to be nervous.
Turkish: Ali gergin görünmüyor.

English: There's nothing to be nervous about.
Turkish: Hakkında sinirlenecek bir şey yok.

English: Don't be nervous, Tom.
Turkish: Sinirlenme, Tom.

Be nervous ingilizcede ne demek, Be nervous nerede nasıl kullanılır?

Be : -di. Anlamına gelmek. Olmak. Var olmak. Bulunmak. -dır. -dı. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. Durmak. Berylliumb (berilyum).

Nervous : Heyecanlı. Ürkek. Kaygılı. Sinirleri gergin. Sinirli. Endişeli. Sinirsel. Gergin. Sinir. Sinirlere ilişkin.

Be a bad judge of : Anlamamak.

Be a bad sailor : Deniz tutmak.

Be a bad whip : Kötü araba kullanmak.

Be a bit on : Çakırkeyif olmak.

Be a ball of fortune : Değişikliğe maruz kalmak. Bir durumun kurbanı olmak. Şans topu olmak.

İngilizce Be nervous Türkçe anlamı, Be nervous eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be nervous ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Be hyped up : Heyecanlanmak.

Be on edge : Meraklı olmak. Hassas olmak. Aksi olmak. Sınırda olmak. Kaygılı olmak. Sinirleri gergin olmak. Endişeli olmak. Gergin olmak.

Have the jitters : Gergin olmak. Korkudan titremek. Heyheyler geçirmek.

Be upset : Ekşimek (mide). Yenilmek (favori rakip). Asabı bozulmak. Ekşimek. Üzgün olmak. Allak bullak olmak. Alabora olmak. Bozuk olmak (mide). Altüst olmak.

Get the jitters : Aşırı heyecanlanmak. Çok heyecanlanmak. Çok heyecanlı olmak. Korku duymak. Heyecandan ölmek.