Be on edge türkçesi Be on edge nedir

  • Aksi olmak.
  • Sinirleri gergin olmak.
  • Meraklı olmak.
  • Sinirli olmak.
  • Hassas olmak.
  • Sınırda olmak.
  • Kaygılı olmak.
  • Gergin olmak.
  • Endişeli olmak.

Be on edge ingilizcede ne demek, Be on edge nerede nasıl kullanılır?

Be : Anlamına gelmek. Var olmak. Olmak. Mal olmak. -dır. Bulunmak. -dı. Kalmak. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. -di.

On : Yönünde. Açık. Çakırkeyif. Hazır. Giyilmiş. Üstünde. Olmakta olan. Üzerinde. İle.

Edge : Sokulmak. Kenardan yavaş yavaş ilerlemek. Yan yan ilerlemek. Kenarlarını belirginleştirmek. Eşik (kıyamet veya sorun vb). Yavaş yavaş ilerletmek. İlerletmek. Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yan yan gitmek. Köşe.

Be on : Oynamak. Yanmak. Açık olmak. Açık olmak (elektrik veya su veya gaz). Çalışmak (makine veya aygıt). Açık olmak (cihaz vb). Tarafından ödenmek. Ismarlanmak. -den olmak. Açık olmak (elektrik veya ışık).

Be on a diet : Diyette olmak. Rejimde olmak. Rejim yapmak. Perhiz yapmak.

Be on a par with : Değeri aynı olmak. Eşit olmak.

Be on a go slow : İşi yavaşlatmak.

Be on a good wicket : İyi durumda olmak.

Be on an even keel : Başta ve kıçta çektiği su aynı olmak. Dengede olmak (gemi).

Be on bad terms with : Araları açık olmak. Araları kötü olmak.

 

İngilizce Be on edge Türkçe anlamı, Be on edge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be on edge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be in doubt : Şüpheli olmak.

Be hot for : Yetenekli olmak. İlgilenmek.

Be on tenterhooks : Dokuz doğurmak. Diken üstünde olmak. Endişe içinde olmak. İğne üstünde oturmak. Sabırsızlıkla ve endişe ile beklemek. Diken üstünde oturmak.

Cark : Endişelenmek. Tedirgin etmek. Üzülmek.

Be keen on : Düşkün olmak. Meraklısı olmak. Hevesli olmak.

Express concern : Endişe veya kaygı ifade etmek. İlgi göstermek. Alaka göstermek. Kelimeler veya fiillerle biri ile ilgilenildiğini göstermek. Kaygılarını ifade etmek.

Get the jitters : Çok heyecanlanmak. Çok heyecanlı olmak. Aşırı heyecanlanmak. Heyecandan ölmek. Korku duymak.

Have his heart in his mouth : Kormuş olmak. Canı ağızına gelmek.

Carking : Endişelenmek. Üzülmek. Tedirgin etmek.

Have the jitters : Heyheyler geçirmek. Korkudan titremek.

Be on edge synonyms : moither, be hyped up, be sensitive, be upset, be worried, be nervous.