Heel bone türkçesi Heel bone nedir

  • Dokuz ayak bileği kemiklerinden en büyük olanı.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Topuk kemiği.

Heel bone ingilizcede ne demek, Heel bone nerede nasıl kullanılır?

Heel : Ökçe. Topuğunu yere vurarak dansetmek. Alçak. Kalleş. Yana yatmak. Ekmeğin kafası veya başı. Aşağılık kimse. Topuk takmak. Topuk. Ökçe takmak.

Bone : Kılçıklarını ayıklamak. Kemikler. Kılçığını ayırmak. İskeleti oluşturan, içinde kollagen teller ve kalsiyum tuzları bulunan, süngerimsi kemik ve sert kemik olmak üzere iki tipi olan, kasların bağlanmasıyla hareketi sağlayan, uzun, kısa ya da değişik boylarda olabilen, sertleşmiş bir özelleşmiş bağ dokusu tipi. Kemiğin önce bir alkali çözeltisinde, sonra bir hidroklorik asit çözeltisinde işlenip daha sonra kireçle çöktürülmesiyle elde edilen, en az % 17 fosfor içermesi koşul olan bir ürün. Sünük. Kemiklerini ayırmak. Kemik. Kılçıklarını ayıklamak (balık). Kemiklerini ayıklamak.

Heel abscess : Erişkin koyunların ökçelerinde gelişen karışık bakteriyel bir enfeksiyon. çoğunlukla arka ayaktaki ve içteki tek parmakta, ıslak meralarda kuzulayan koyunlarda görülür. Ökçe apsesi.

Heel and toe : Her adımda, önce topuğu sonra ayak ucunu yere değdirme kuralına bağlı olarak koşma kuşkusu uyandırmayan yürüyüş yöntemi. Topuk-burun. Yavaş yürüme. Küçük adımlarla yürüme.

 

Heel flies : Büvelek sinekleri. Oestridae ailesinde bulunan, larvaları insanlarda ve hayvanlarda deri miyazisine neden olan sinek cinsi, topuk sineği, sığır sineği, hypoderma.

Heel fly : Büvelek sinekleri. Topuk sineği.

İngilizce Heel bone Türkçe anlamı, Heel bone eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Heel bone ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan bölgeleri.

Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam. Cansız çevre. Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.

A site : Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri. A yeri.

A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.

Pasterns : Bukağılık. Atın bileği. Atın bileğinde bukağı takılan yer.

Acacia : Arap zamkı. Akasya. Akasya sakızı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Mimoza. Salkım ağacı.

Abductor muscle : Uzaklaştırıcı kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Abdüktör kas.

 

A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini.

Ankle bone : Aşık kemiği.

Anklebones : Ayak bileği kemikleri. Aşık kemiği.

Heel bone synonyms : anklebone, abambulacral area, abiotic factor, aardvarks, abacus bodies, abo blood groups system, a cell, calcaneus, pastern, astragalus, calcaneum, a cells, aardwolf, aardvark.