Heel türkçesi Heel nedir
- Dizinin dibinden ayrılmamak.
- Topuk.
- Topuk takmak.
- Yana yatmak.
- Alçak.
- Golf sopası ucu.
- Topuğunu yere vurarak dansetmek.
- Ekmeğin kafası veya başı.
- Kalleş.
- Aşağılık kimse.
- Ökçe takmak.
- Topuk pası vermek.
- Ayağın art bölgesi.
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Ökçe.
Heel ile ilgili cümleler
English: Ali doesn't like girls who wear high heels.
Turkish: Ali yüksek topuklu ayakkabı giyen kızları sevmez.
English: My black shoes need heel repairs.
Turkish: Benim siyah ayakkabılarımın topuk onarımı gerekiyor..
English: Ali was head over heels for Mary.
Turkish: Ali Mary'ye deli oluyordu.
English: Ali is head over heels in love with Mary.
Turkish: Ali Mary'ye sırılsıklam âşık.
English: Ali and Mary fell head over heels in love with each other.
Turkish: Ali ve Mary birbirlerine sırılsıklam âşık oldular.
Heel ingilizcede ne demek, Heel nerede nasıl kullanılır?
Heel abscess : Erişkin koyunların ökçelerinde gelişen karışık bakteriyel bir enfeksiyon. çoğunlukla arka ayaktaki ve içteki tek parmakta, ıslak meralarda kuzulayan koyunlarda görülür. Ökçe apsesi.
Heel and toe : Her adımda, önce topuğu sonra ayak ucunu yere değdirme kuralına bağlı olarak koşma kuşkusu uyandırmayan yürüyüş yöntemi. Yavaş yürüme. Küçük adımlarla yürüme. Topuk-burun.
Heel bone : Dokuz ayak bileği kemiklerinden en büyük olanı. Topuk kemiği.
Heel flies : Büvelek sinekleri. Oestridae ailesinde bulunan, larvaları insanlarda ve hayvanlarda deri miyazisine neden olan sinek cinsi, topuk sineği, sığır sineği, hypoderma.
Heel fly : Büvelek sinekleri. Topuk sineği.
Heel of coal : Kömür topuğu.
Down at the heel : Harap görünüşlü. (amerikan ingilizcesi) parasızlık yüzünden kötü giyinmiş. Bakımsız. Döküntü. Parasızlık yüzünden eski püskü giyecekler giyinmiş. Perişan görünüşlü. Hırpani. Kılıksız. Köhne. Perişan kılıklı.
Down at heel : (britanya ingilizcesi) parasızlık yüzünden kötü giyinmiş. Harap. Köhne. Pejmürde. Bakımsız. Döküntü. Harap görünüşlü. Kılıksız. Perişan görünüşlü. Hırpani.
Bring to heel : Boyunduruk altına almak. Dize getirmek. Adam etmek. Denetimi altına almak.
Greasy heel : Bukağılık deri yangısı. Yağlı ökçe.
İngilizce Heel Türkçe anlamı, Heel eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Heel ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Blackguards : Alçak herif. Küfretmek. Terbiyesiz. Hain. Hergele. Rezil. İt. Sövüp saymak. Küfürbaz.
Leans : Dayamak. Meyilli olmak. Eğilim göstermek. Meyletmek. Eğri durmak. Dayanmak. Kaykılmak. Yaslanmak. Eğilmek.
Coward : Ödlek kimse (argo terim). Güney carolina eyaletinde yerleşim yeri. Yüreksiz. Ödlek. Tabansız. Korkak. Alçaklık.
Shoe : Fren balatası. Nal çakmak. At nalı. Ayakkabı giydirmek. İskarpin. Ayakkabı. Pabuç. Dış lastik. Balata. Nallamak.
Bastard : Fırlama. Hıyar. Piç (argo terim). Taklit. Alışılmamış. Kurallara aykırı. İt. Alçak herif. Yasa dışı. Bayağı.
Bastardly : Sahte. Dejenere olmuş. Evlilik dışı doğan. Taklit. Bozulmuş. Yolsuz. Evlilik dışı doğmuş. Yozlaşmış. Ahlaksız.
Tilt : Eğilmek. Yatırmak (bir şeyi bir yöne). Bir yöne doğru eğilmek. Yan yatırmak. Mızrakla saldırmak. Yan yatmak. Mızrağı doğrultmak. Yana yatıklık. Eğmek.
Cowardly : Yüreksiz. Ödlek. Kansız. Korkakça. Tabansız. Korkak. Cesaretsiz. Namert. Alçakça.
Underside : Alt bölüm. Alt. Alt kısım. Taban. Alt taraf. Alt yüz.
Lift : Kaldırmak. Germek. Asansör. Yükselmek. Kalkmak. Çıkmak. Çalmak. Havalanmak. İner-çıkar.
Heel synonyms : human foot, french heel, wedge heel, wineglass heel, tendon of achilles, cuban heel, stacked heel, caitiffs, abacus bodies, contemptible, aardvark, boot, no good, dastard, derisible, fickle, achilles tendon, undersurface, pillar, tilt over, a site, pikers, bounder, blackguard, abductor muscle, dropkick, nidering, aardwolf, a cell, abiotic environment, lean, louses, stiletto heel.
Heel zıt anlamlı kelimeler, Heel kelime anlamı
Break : Kesmek. Ani değişim. Kırmak. Bozdurmak. Tan. Mola. Çatlatmak. Teneffüs. Sınmak.
Heel ingilizce tanımı, definition of Heel
Heel kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : In man or quadrupeds. Sometimes, the whole foot. The hinder part of the foot. The part of the face of the club head nearest the shaft. To hit (the ball) with the heel of the club. To perform by the use of the heels, as in dancing, running, and the like. As, the ship heels aport. To lean or tip to one side, as a ship. The boat heeled over when the squall struck it.

Bu kısımda Heel kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Heel ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Heel anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Heel ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.