Hain nedir, Hain ne demek

Hain; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Hain" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Hain! Biz seninle böyle mi konuşmuştuk?"
  • "Siz galip olduğunuz için cesur ve hain görünüyorsunuz." - A. Gündüz
  • "Bu anlayışsızlığa ve bu vatan hainlerine vahvahlanır, acır gibiydiler." - T. Buğra

Hain kısaca anlamı, tanımı:

Vatan haini : Vatanın yüksek çıkarlarını hiçe sayarak onun aleyhinde iş gören kimse.

Haince : Kötü niyetli. (ha:i'nce) Hain bir biçimde, haincesine.

Hainleşme : Hainleşmek işi.

Hainlik : Haince davranış. Hain olma durumu.

Hainlik etmek : Birine haince davranmak, kötülük etmek.

Vatan hainliği : Vatan haini olma durumu.

Hıyanet : Güveni kötüye kullanma, aldatma, vefasızlık. Kutsal sayılan şeylere el uzatma, kötülük etme veya karşı davranma, hainlik, ihanet.

Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.

Vermek : Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Kazandırmak, katmak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Sahip olmasını sağlamak. Bırakmak veya bağışlamak. Yaymak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Ondan bilmek, atfetmek. Satmak. Doğurmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Ayırmak, harcamak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Tespit etmek. Dayamak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Ödemek.

 

Üzmek : Üzüntü vermek. Bir şeyi gerip çekerek gevşetmek, sürterek aşındırmak.

Kötülük : Kötü olma durumu, kemlik, şer. Zarar verecek davranış veya söz.

Yapmak : Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Dışkı çıkarmak. Olmasına yol açmak. Düzenli bir duruma getirmek. Üretmek. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Onarmak, tamir etmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Edinmek, sahip olmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Davranmak, hareket etmek. Evlendirmek. Olmak. Bir durum yaratmak. Yol almak. Salgılamak, çıkarmak.

Niyet : Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat. Namaz kılmaya, oruç tutmaya ve abdest almaya karar verip başlama. Fal gibi kullanılmak amacıyla içine mâni yazılıp katlanmış veya şekerlere sarılmış kâğıt parçası.

 

Kötü : İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı. Korku, endişe veren. Aşırı, çok. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan. Zararlı, tehlikeli. Kaba ve kırıcı.

Sitemli : Sitem taşıyan.

Bir : Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Tek. Beraber. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bir kez. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Eş, aynı, bir boyda. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Aynı, benzer. Sadece. Sayıların ilki.

Seslenme : Sözü birine veya birilerine yöneltme, hitap. Seslenmek işi.

Haincesine : Haince.

Hainleşmek : Haince davranır duruma gelmek.

Hain ile ilgili Cümleler

  • Ali ve Mary haindirler.
  • Hain Hoca ve Çırak adlı kitaptan, Hoca: ''Sana hep yardım ettim.'' Çırak: ''Başıma gelen olayları bilerek engellemedin ve hatta öyle olmasını istedin, beni günahkar ve suçlu gösterdin.''
  • Hain olmadığımı bile bile beni hainlikle suçladın.
  • Ali vatan haini.
  • Ali vatan hain değildir.
  • Seni hain!
  • Hain olan Tom'dur.
  • Bazı hainler diğerlerinden daha uğursuzdurlar.
  • Hain Rostok kim?
  • Cümlede yanlış olsa zaten düzeltir. Ama sizin aranızda hainler var.
  • İtalyanlara göre çevirmenler hainlerdir.

Diğer dillerde Hain anlamı nedir?

İngilizce'de Hain ne demek? : [Hain] n. grove, small wooded area

adj. treacherous, disloyal, deceitful, false-hearted, ungrateful, false, malicious, snaky, cattish, catty, faithless, foul, insidious, nefarious, perfidious, recreant, scoundrelly, traitorous, viperish, viperous, wicked

n. traitor, betrayer, dingo, Judas, rat, ratter, renegade, scoundrel, serpent, villain

Fransızca'da Hain : malfaisant/e, félon/ne, néfaste, méchant/e, féroce, félon/onne

Almanca'da Hain : n. Verräter

adj. hämisch, hinterlistig, illoyal, niederträchtig, treubrüchig, treulos, verräterisch

Rusça'da Hain : n. изменник (M), предатель (M)

adj. коварный, вероломный, вредный