Hermits türkçesi Hermits nedir

  • Blatter kurabiye.
  • Bitter kurabiyeler.
  • Yalnız yaşayan kimse.
  • İnzivaya çekilmiş kimse.
  • Topluluktan kaçan kimse.
  • Keşiş.

Hermits ingilizcede ne demek, Hermits nerede nasıl kullanılır?

Hermit crab : Keşiş yengeci. Pavurya. Pagurus.

Hermit : Topluluktan kaçan kimse. Yalnız yaşayan kimse. Münzevi kişi. Münzevi kimse. İnzivaya çekilmiş kimse. Yalnız başına yaşayan kimse. Yalnızlığı seven kimse. Keşiş.

Hermitage : Zaviye. Keşiş kulübesi. İnziva yeri. İzole yaşam yeri. İnziva. Bir keşişin yaşadığı yer. Pensilvanya eyaletinde şehir. Missouri eyaletinde şehir.

Hermitages : İzole yaşam yeri. Missouri eyaletinde şehir. İnziva. Pensilvanya eyaletinde şehir. Keşiş kulübesi. İnziva yeri. Bir keşişin yaşadığı yer. Zaviye.

Hermite : İlk asal sayının bulucusu. Charles hermite (1822-1901). Fransız matematikçi. Soyadı.

Hermite quadrature : Hermite kareselleştirmesi.

Hermitic : Dini nedenlerden dolayı toplumdan uzaklaşma ile ilgili. Keşişvari. İzole bir yaşam süren bir kimseyle ilgili. Hermitik. Gizli bir dinsel düzen yaşamı süren bir kimseyle ilgili.

Hermite polynomials : Hermite çok terimlileri. Hermite çokterimlileri.

Hermitian matrix : Hermitsel dizey. Hermit matrisi. Hermit matris. Eşlenik bakışımlı matris.

Charles hermite : İlk soyut sayıyı keşfeden bilim insanı. (1822-1901) fransız bir matematikçi.

 

İngilizce Hermits Türkçe anlamı, Hermits eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hermits ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Authorize : Ruhsat vermek. Yetkileme, bir işin yapımına izin verme. Yetkili kılmak. Yetki vermek. Salahiyet vermek. Yetkilendirmek. Onaylamak. Yetki verme. İzin vermek. Memur etmek.

Stick out : Katlanmak. Diretmek. Dayanmak. Çıkmak. Dışarı çıkarmak. Çıkıntı yapmak. Ucu çıkmak. Dışarı uzatmak. Uzatmak. Çıkıntılı olmak.

Let : Yenile. İzin vermek. Dirmek. Bırakmak. Koyvermek. Meydan vermek. İhale etmek. Dürmek. Gevşetmek. Kiraya vermek.

Support : Taraf tutmak. Alıcı ya da göstericinin çalıştırılması sırasında sallanmamalarını sağlamak amacıyla kullanılan üç ayaklı destek. Kuvvetlendirmek. Bilgisayar, kimya, madencilik, sinema, televizyon, voleybol alanlarında kullanılır. Yardım etmek. Boru dayanığı. Özendirmek. Desteklemek. Destek çıkmak. Geçindirmek.

Let in : Sırdaş etmek. İçeri almak. Sırrını açmak. Sokmak. Bırakmak. İçeri bırakmak. Gömmek. İçeri sokmak. Eklemek. Kapıyı açıp içeriye almak.

Furlough : Askeri izin. Sıla izni vermek. Sıla izni. İşten çıkartmak. Vazifeden izinle ayrılma. İzin. (genellikle ekonomik kriz zamanlarında) ücretsiz izin vermek.

Put up : Konservesini yapmak. Sunmak. Havaya kaldırmak. Düzenlemek. Yerine koymak. Adaylığını koymak. Bahis oynamak. Kalmak. Artırmak (fiyat). Bildirmek.

Digest : Besinleri sindirmek. Özet. Sindirmek. Düzenlemek. Parçalanmak. Katlanmak. Sindirilmek. Hazmetmek. Kavramak. Kafada şekillendirmek.

 

Legalize : Yasal hale getirmek. Yasallık kazanmak. Kanuni kılmak. Yasallaştırmak. Kanunlaştırmak. Meşru kılmak. İmza vb mahkemece tasdiki. Meşrulaştırmak. Hukukileştirmek. Onaylamak.

Priests : Rahipler. Papaz. Rahip.

Hermits synonyms : allow in, recluses, decriminalize, regular, go for, cloisterer, monks, pass, priest, hermit, monastic, stomach, accept, friar, legitimize, clear, loners, suffer, privilege, trust, favor, legitimise, eremites, include, tolerate, monastics, grant, abide, recluse, legitimate, stand, admit, priesting.

Hermits zıt anlamlı kelimeler, Hermits kelime anlamı

Refuse : Artık. Reddetmek. Geri çevirmek. Refüze etmek. Kaçınmak. Ayak diremek. Süprüntü. Karşı koymak. İzin vermemek. Atık.

Criminalise : Suçlu ilan etmek. Suçlu muamelesi yapmak. Suçlu yaratmak. Mücrimleştirmek. Yasaklamak. Bir kimseyi suçlu duruma düşürmek. İllegal ilan etmek. Yasadışı olarak duyurmak. Yasa dışı olduğunu beyan etmek. Bir kimseye suçlu muamelesi yapmak (ayrıca criminalize).

Forbid : Yasak etmek. Haram etmek. Men etmek. Yasaklamak. Menetmek. Memnu kılmak. Olanak vermemek. Engel olmak.

Hermits antonyms : outlaw, disallow, criminalize, reject, prevent.