Let in türkçesi Let in nedir

  • Sırdaş etmek.
  • İçeri almak.
  • İçeri sokmak.
  • Almak.
  • Kapıyı açıp içeriye almak.
  • Bırakmak.
  • Sokmak.
  • Sırrını açmak.
  • Gömmek.
  • İçeri bırakmak.
  • Eklemek.
  • İçeri girmesine izin vermek.

Let in ile ilgili cümleler

English: I'm sorry, I don't let in people I don't know.
Turkish: Kusura bakmayın, tanımadığım insanların içeri girmesine izin vermem.

English: I opened the window to let in some fresh air.
Turkish: Biraz temiz havanın girmesine izin vermek için pencereyi açtım.

English: I let in the cat.
Turkish: Kediyi içeri aldım.

English: Ali opened the door a crack to let in some fresh air.
Turkish: Ali içeriye biraz temiz hava girmesi için kapıyı biraz açtı.

English: Ali opened the window a crack to let in a bit of fresh air.
Turkish: Ali içeriye temiz hava girdirmek için pencereyi birazcık açtı.

Let in ingilizcede ne demek, Let in nerede nasıl kullanılır?

Let : Ses çıkarmamak. Koyuvermek. Yenile. Müsaade etmek. İzin vermek. Kiraya verilmek. Meydan vermek. Vermek. Dirmek. Başlama atışını türlü nedenlerle sayılmaz kılan ve atışın yenilenmesini bildiren hakem kararı.

In : Olarak. Mevsimi gelmiş. İçeri. İktidardaki. Dahili. De. İçeriye. Da. Çok moda olan. İçine.

Let in the clutch : Ambreyaj yapmak.

Let into : İçeri girmesine izin vermek. İçeri almak. İçeri bırakmak. Sokulmak.

 

Let alone : Bırak. Kendi haline bırakmak. Şöyle dursun.

Let be : Karışmamak. Rahat bırakmak. Öyle kalsın. Kendi haline bırakmak. Dokunma. Bozma.

Let blood : Kanın dışarı çıkmasına izin vermek. Kanı boşaltmak. Kan akıtmak.

İngilizce Let in Türkçe anlamı, Let in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Let in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Introduce : Sunmak. Başlamak. Tanıştırmak. Öğretmek. Getirmek. Lanse etmek. Ortaya çıkarmak. Uygulamaya koymak. İlk kısmını oluşturmak.

Drags : Etki. Geri zekalı tip. Sürüklenmek. Zahmetli şey. Engel. El arabası. Bulaştırmak. Durgunlaşmak. Tarak. Bir nefes.

Back away : Geriye çekilmek. Ödün vermek. Çekilmek. Geri çekilmek.

Abdicates : Vazgeçmek. İstifa etmek. Çekilmek. El çekmek. Terketmek (tacını ve tahtını). Tacını ve tahtını terketmek. Tahttan çekilmek (kral veya kraliçe). Tahttan çekilmek. Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan).

Buries : Cenazeyi kaldırmak. Örtmek. Defin yapmak. Gizlemek. Toprağa vermek. Defnetmek. Daldırmak. Cenaze kaldırmak. Defin etmek.

Abdicating : İstifa etmek. Tahttan çekilmek (kral veya kraliçe). Tacını ve tahtını terketmek. Tahttan çekilmek. Çekilmek. Terketmek (tacını ve tahtını). Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan). Vazgeçmek. El çekmek.

Entombing : Gömme. Mezara koymak. Mezar olmak. Mezara koyma. Defnetme.

Engrafting : Yerleştirmek. Aşılamak. Dikmek.

Dig into : İtmek. Saplamak. Batırmak. Yemeğe girişmek. Yemeğe başlamak. Delmek.

Abalienate : Yabancılaştırmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Bir başkası için hakkından vazgeçmek. Devretmek. Mülkiyeti devretmek.

Let in synonyms : accept, taking in, introduced, bend the neck, annexing, affixing, bow out of, embeds, append, bite, put in, drag, bed, bequeath, affixes, bites, encases, set back, allows, adhibit, add on, attach to, abdicate, accrete, engraft, encase, assume, ensepulcher, borrow, digging in, entomb, pass in, confides.