Highs türkçesi Highs nedir

  • Yüksek yer.
  • [#uç Uçma].
  • Yüksek basınçlı bölge.
  • Büyük vites.
  • Rekor.
  • Lise.
  • Zirve.

Highs ile ilgili cümleler

English: Ali has tribal tattoos on his thighs.
Turkish: Ali uyluklarında kabile dövmelerine sahip.

Highs ingilizcede ne demek, Highs nerede nasıl kullanılır?

Knee highs : Diz boyuna kadar olan çoraplar. Diz boyunda olan. Dize kadar.

Lower highs : Frekansı genellikle 1.300hz ve 2.600hz arası olarak kabul edilen, düşük-tiz frekanslı ses. Kalın-tiz.

Highschool : Lise.

Thighs : But. Uyluklar. Kalça. Uyluk.

High alloy steel : Yüksek alaşım çeliği.

High availability : Yüksek bulunurluk. Yüksek elverişli.

High altitude : 10 bin metrenin üzeri. Yüksek rakım. Yüksek irtifa.

High altitude disease : Yüksek irtifa hastalığı. Yüksek rakım hastalığı.

High altitude airplane : Yüksek irtifa uçağı.

High and dry : Karaya oturmuş. Sorunlardan uzak. Karada kimsesiz ve çaresiz kalmış. Tek başına. Karada. Kimsesiz ve çaresiz kalmış. Dımdızlak ortada kalmış. Suyun dışında. Güvende. Çaresiz.

İngilizce Highs Türkçe anlamı, Highs eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Highs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Utmost : En büyük. En fazla. En son. Elden gelen en büyük (gayret). Olanca. En yüksek. Son nokta. Elinden gelen çaba. Son derece. En uzak.

 

High : Kabarmak. Necip. Öfkelenmek. Yüksek. Direnmek.

Towering : Yüce. Şiddetli. Çok yüksek. Yükselen. Büyük. Çok şiddetli. Aşırı. Yükselme. Son derece. Yüksek.

Lofty : Azametli. Kibirli. Yüksek. Yüce. Afili. Ali. Ulvi. Çalımlı. Mağrur. Gururlu.

Higher : İleri. Daha yukarı. Bir üst. Daha yüksek.

Lyceums : Eğitim salonu.

High school : Düz lise. Öğrencileri ortaokuldan sonra en az üç yıllık bir eğitimle yaşama ya da yüksek öğretime hazırlayan orta öğretim kurumu. İdadi. Yüksekokul.

Flyings : Pilotluk. Tayeran. Tayyarecilik. Uçan. Havacılık. Uçuş. Ritmik jimnastik. Artistik jimnastik. Dövüş sporları.

Superior : Üstün kimse. Amir. Üstteki. Yüksek. Satırın üstüne basılmış. Daha kuvvetli. Üst (rütbe). Üst. Üstün nitelikli. Üstünlük taslayan.

Flying : Uçan. Uçurma. Amigo. Kısa. Pilotluk. Kısa süreli. Dalgalanan. Ritmik jimnastik. Uçuş. Havacılık.

Highs synonyms : high stepped, high top, altitudinous, up, high stepping, high topped, high altitude, lyceum, steep, high level, gymnasium, eminences, flight, commanding, ben, soaring, altitudes, graduate, bens, upland, perch, climaxes, apex, lycee, advanced, apogee, apogees, cusp, gymnasiums, height, postgraduate, lyceie, apices.

Highs zıt anlamlı kelimeler, Highs kelime anlamı

Low : Böğürmek. Düşük. Böğürme. Yıkmak. (ses) yavaş. Az. (inek) böğürmek. Ucuz. Alçak.

Inferior : Aşağı derecede olan kimse. Aşağı. Alt veya aşağı anlamında. Kalitesiz. Ast rütbede. İnferiyor. Alt. Ast. İkinci derecede. Bayağı.

Down : Düşürmek. Yere sermek. Çabucak içmek. Aşağı. Bozuk. Çökmek. Aşağısında. Alaşağı etmek. Beri. Boyunca.

Highs antonyms : short, side, bottom.