Homophone türkçesi Homophone nedir

  • Söyleniş ve yazılışları birbirinin aynı olup da anlamları (veya görevleri) ve gösterdikleri kavramlar açısından birbirleriyle hiç bir ilişkisi bulunmayan ek ve kelimelerdir. türkçede en eski metinlerimizden başlayarak eş sesli ek ve kelimelere rastlanmaktadır: et. ön+din (önden), ön+dün «önce», yanır-tı<yanur-tı: «çınladı, sesi aksettirdi», yanır-tı «<yanır-t-ı: yeniden»; ög «anne», ög «akıl»; balık «şehir», balık «balık»; ot «ateş», ot «ot»; elig «el», elig «elli» vb. türk dilinin yaşayan bütün kollarında olduğu gibi türkiye türkçesinde de eş sesli bazı ekler ve epey kelime vardır: -dık (belirli geçmiş zaman çokluk şah. eki): aldık, geldik, oturduk, gördük vb. dık (sıfat-fiil eki): tanı-dık adam, yitir-dik(ğ)-imiz değerler, tut-tuk(ğ)-umuz yol; don «vücudun belden aşağısına giyilen iç çamaşırı», don «hava sıcaklığının sıfırın altına düşmesiyle suyun buz tutması»; saç «başın derisini kaplayan kıl», saç «sac, yassı demir çelik ürünü, saçtan yapılmış ekmek, yufka vb. pişirme aracı»; saz «ince kamış, hasır otu», saz «her türlü müzik aleti, çalgı, türk halk müziğinde kullanılan uzun saplı bir çalgı türü»; yüz «surat, çehre» yüz «sayı adı»; yaş «ıslak», yaş «yaşanan yıl»; kurt «böcek», kurt «yırtıcı hayvan»; çay «akarsu», çay «pişirilerek içilen bitki»; yazma «el ile yazılmış kitap, el yazması», yazma «başa örtülen örtü». dilimizdeki eş sesli kelimelerin bazıları da türkçe kelimeler ile alıntı kelimelerin aynı sesi taşımasından oluşmuştur: t. dam, «yapıları dış etkenlerden korumak için üzerlerine kaplanan kiremitli bölüm», fr. dam dansta kavalyenin eşi; tt. bağ «bağ», far. bağ «bahçe»; tt. bar «bir oyun türü», ing. bar «danslı, içkili eğlence yeri»; fr. bank «banka»: etibank, sümerbank; bank «parklarda ve caddelerde oturulacak sıra» vb. dilimizde, bazı kelimelerdeki ses kaybı ile oluşmuş bulunan eş sesli kelime örnekleri de vardır: elig<el «el», el «yabancı» gibi. bunlara aynı seslerden oluşan ad ve fiil köklerinde daha fazlaca rastlanır: acı<acıg: «acı», acı- «acılaşmak»; kuru (<kurug); damla (<tamlag), damla- “damlamak”, boz «boz renk», boz- (<buz-; «bozmak»; dil (<et. til) «dil», dil- «dilimli hale getirmek, dilimlemek»; geç (<keç «gece geç vakit, akşam», geç- «geçmek»; sal «tahta direklerden yapılmış deniz veya ırmak taşıtı, sal», sal- «bırakmak, göndermek»; toz «toz»): toz- (<tozu-: «toz havalanarak çevreye yayılmak) vb. bunlar gibi uç/uç-; bağır/bağır-; yüz/yüz-; yay/yay-, yaz «yaz mevsimi, yaz» / yaz- «yazı yazmak, yaymak, sıralamak» gibi örneklerde de zamanla yine bir ses erimesinden doğmuş ses eşliği söz konusudur.
  • Eşsesli sözcük.
  • Eş sesli.
  • Sesteş sözcük.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Eşsesli.
 

Homophone ingilizcede ne demek, Homophone nerede nasıl kullanılır?

 

Homophones : Sesteş sözcük. Eşsesli sözcük. Eşsesliler.

Homophonic : Sesteş. Eşsesli. Aynı perdeden. Ahenkli. Homofon.

Homophony : Eşseslilik. Eş seslilik (dilbilim). Eş seslilik. Teksesli. Aynı sese sahip olma özelliği. Tek sesli. Tek baskın melodisi olan müzik. Ayrı anlam veya görevdeki kelime ve eklerin ses ve yazılış bakımından aynı olmaları durumu: ev-im «benim evim», çalışkan-ım; yazma «elle yazılmış kitap», yazma «baş örtüsü», yüzmek «el, kol veya yüzgeç yardımı ile suda hareket etmek», yüzmek «derisini soymak» vb. bk. eş sesli (ek, kelime). Sadece bir bölümü olan müzik.

Homophobes : Homofobik. Homoseksüellikten nefret eden kimse. Eşcinsel düşmanı. Homofobi (eşcinsellik korkusu) hastası. Homoseksüellerden korkan veya nefret eden kimse.

Homophobia : Monotonluk korkusu. Eşcinsel olma korkusu. Homoseksüellerden korkma veya nefret etme. Homoseksüalite fobisi. Homoseksüellikten nefret etme. Eşcinsellik düşmanlığı. Eşcinsellik korkusu. Eşcinsellerden korkma. Homofobi.

Homopolar : Eşkutuplu. Tektürel ucaylı. Homopoler. Elektriği iletmeyen ve üzerlerindeki elektrik yükü eş dağılım gösteren bileşiklerin ortak niteliği. Homopolar. Eş ucaylı. Eş kutuplu.

Homophile : Homoseksüel. Eşcinsel. Eşcinsel erkek.

Homoplastic : Homoplastik.

Homophobic : Homoseksüellikten nefret eden. Eşcinsellik düşmanlığı besleyen. Eşcinsellik korkusu çeken. Homoseksüellerden korkan veya nefret eden. Homofobik. Homoseksüalite fobisi olan.

Homoplasty : Homoplasti. Eşbiçimlilik. Organizmalarda analog organların dış görünüşleri bakımından yapısal benzerlikte olması. farklı organlar ya da organizmalar arasında, aynı atadan gelme yerine benzer yönlerdeki evrim sonucu oluşan şekil ve yapı benzerliği.

İngilizce Homophone Türkçe anlamı, Homophone eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Homophone ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accusative : Belirtme durumu. İsmin -i halindeki sözcük. İsmin -i halindeki. Akuzatif. Geçişli fiil taşıyan bir cümlede fiilin doğrudan doğruya etkilediği yani fiildeki işlevin etki bakımından üzerine yüklendiği adın içinde bulunduğu durum. türkçede bu durum ya eksiz yahut da yalın veya iyelik ekleriyle genişletilmiş adlardan sonra gelen +(y)ı/+(y)u eki ile karşılanır: iş bulmak, görüş bildirmek, yol sormak, ağaçlar+ı budamak, yaka+yı kurtarmak, okul+u bitirmek, istedik+im+i getirdi; yazdıklarınız+ı okudum, görünüş+ü koruyunuz gibi. ancak, bu ek üçüncü şahıs teklik ve çokluk iyelik eklerinden sonra araya bir zamir n’si alarak +nı/+nu biçimine girer; arkadaşımın yeni ev+i+ni gezdim. artık yuva+sı+nı kurmaya çalışıyor; bildik+leri+ni anlattı, yorulduğ+u+nu görmedim vb. İsmin -i haline ait. İsmin -i hali. İsmin -i halindeki sözcük grubu. İsmin i hali.

Homophonic : Homofon. Ahenkli. Aynı perdeden. Sesteş.

Accent intensive : Pekiştirme vurgusu. Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb.

Actif : Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı. Etken fiil.

Adjektive : Somut ve soyut ad ve kavramları niteleme, belirtme, yer gösterme, sayı gösterme, sorma gibi çeşitli yönlerden vasıflandıran, sınırlayan kelime türü: doğru imla, ağır yük, uzun yol, ince iş, güzel fikir, hünerli kişi, doru at, kızıl elma, bin bir dert, tek yol, o zaman, bu durum; hangi iş vb. sıcacık, ışıltılı günü bekliyordu (y. kemal, ortadirek, s. 190). tekmil otların taze, yeşil, gıcır gıcır kokusuyla kokuyordu (y. kemal, göst, e., s. 191). taşbaşoğlunun keskin, umutlu gözleri teker teker üstündeydi (y. kemal göst.e, s. 301). tenha, sessiz yollarda yürür, yürürüm (p. safa, biz insanlar, s. 181). mavi duman, bir bilek damarı gibi kabartılı ve sıcak dudaklarından çıktı (s. faik, bütün eserleri 1, s. 69). biz de mükemmel bir yalancı olduk arkadaş! (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 298). bazen bir kaç hafta fazla, bir kaç gün fazla yaşamak işleri nasıl da alt üst ediyor (k. tahir, göst. e., s. 322). hacer! — ha bak, gelirken benim o uzun yeşil ipek başörtümü de getir (m.n. sepetçioğlu, çardaklı bacı, s. 96) vb. Sıfat.

Active voice : Etken çatı. Düz çatı. Aktif çatı. Aktif ses. Yüklemin belirttiği işin özne tarafından doğrudan doğruya yapıldığını gösteren eksiz fiil çatısı, yalın çatı: ak-, belir-, biç-, eski-, duy-, kurtul-, kısal-, sabahla- vb. fiiller özneleri ve çekimli durumları ile birer etken çatı oluştururlar: arka sokaktaki dere bu yıl hiç kurumadı, hep aktı. hava (özne) karardı ve akşam oldu. kayıkçılar, (özne) kayığı kıyıya çektiler. şiddetli rüzgar (özne) ağacın dallarını kırdı. ömrümüz boyunca emek sarfettiniz. bir aralık böyle uyurken müthiş bir gürültü ile uyandım (özne: ben, h.z. uşaklıgil, kırk yıl ı, s. 41). o (özne) hızlı yürüdü, ben (özne) kaçtım (p. safa, şimşek, s. 23). büyük bakan (özne) esrarlı şeyleri çok severdi (göst.e., s. 23) vb. karşıtı edilgen çatı’dır.

Homonym : Aynı adlı. Anlamları ayrı sözcük. Okunuş ve yazılışları özdeş. Eşadlı. Eşadlı (sözcük). Sesteşlik. Eşadlılık. Homonim.

Homophones : Eşsesliler.

Heteronym : Eşadlı. Aynı biçimde söylenen ancak farklı anlamları olan. Başka bir kelime ile birebir aynı şekilde yazılan ancak farklı anlamı olan kelime (örneğin, lead (cıva)- cıva metali ve lead (öncülük etmek) - öncülük etmek). Sesteş.

Homophone synonyms : homonymic, action noun, homonymous, accent of group, homonyms, abstract noun, action verb, accentuation, active verb, accidence, adjectival construction, adams apple, ablative, ablaut.

Homophone ingilizce tanımı, definition of Homophone

Homophone kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A letter or character which expresses a like sound with another.