Heteronym türkçesi Heteronym nedir

  • Aynı biçimde söylenen ancak farklı anlamları olan.
  • Eş sesli.
  • Sesteş.
  • Eşadlı.
  • Başka bir kelime ile birebir aynı şekilde yazılan ancak farklı anlamı olan kelime (örneğin, lead (cıva)- cıva metali ve lead (öncülük etmek) - öncülük etmek).

Heteronym ingilizcede ne demek, Heteronym nerede nasıl kullanılır?

Heteronymous : Bir kelimenin başka bir kelime ile birebir aynı şekilde yazılması ancak farklı anlamı olması ile ilgili. Sesteşlik ile ilgili. Eş seslilik ile ilgili. Heteronim.

Heteronomous : Farklı kanunları olan. Farklı gelişim kanunları olan (biyoloji terimi). Bağımlı. Segmentleri birbirinden farklı yapıda olan. Heteronom. Başkasının kanunlarına tabi olan. Yaderk. Özerk olmayan. Segmentleri birbirinden farklı yapılışta olan.

Heteronomous metamerism : Heteronom metamerizm. Farklı yapıda olan segmentlerin oluşturduğu yapı.

Heteronomy : Gelişim veya çalışma bakımından başka bir uyarıya gerek gösterme durumu. Başkasının kanunlarına bağlı olma durumu. Farklı gelişim kanunlarına sahip olma durumu (biyoloji terimi). Heteronomi. Yaderklik. Dışerklik. Başka bir etkene tabi olma. İradenin dışsal etmenlere bağlı olduğu teorisi (felsefe). Başkalarınca yapılan yasalara ve konan kurallara uyma. 2.-kendini yönetememe, kendi kendine karar verememe durumu. bir insan topluluğunun yabancı kişilerce yönetilmesi.

 

Heteronuclear rna : Ökaryotlarda hücre nükleusunda ilk sentezlenen ve intron bölgeleri çıkarılarak mrna’ ya dönüşen öncül mrna molekülü, hn rna. Heteronükleer rna.

Heteroauxin : Bir asit türü. Heterooksin. İndolasetik asit. Heteroksin.

Heterocaryon : Heterokaryon. İki ya da daha fazla farklı hücrenin birleşmesiyle ortaya çıkan birden fazla fonksiyonel çekirdek kapsayan hücre.

Heteroblasty : Heteroblasti. Birbirine benzemeyen hücrelerden meydana gelme.

Heterocercal caudal fin : Heteroserkal kuyruk yüzgeci. Heteroserk kuyruk yüzgeci. Balıklarda, üst parçanın alttakinden daha uzun olduğu ve içinde omurganın ucunun bulunduğu kuyruk yüzgeci tipi. Bazı balıklarda, kuyruk yüzgecinin üst ve alt parçalarının farklı uzunlukta olduğu ve içinde omurganın ucunun bulunduğu kuyruk yüzgeci tipi, heteroserkal kuyruk yüzgeci.

Heterochromatin : İnterfaz çekirdeğinde aşırı yoğunlaşma gösteren tekrarlanan dna dizilerinden oluşmuş kromatin. replikasyonu daha geç olur ve transkripsiyon bakımından faal değildir. bu segmentler konstitütif heterokromatin olarak adlandırılır. ayrıca farklı gelişme safhalarında yoğunlaşma gösteren ve dağılmış halde bulunanı ise fakültatif heterokromatin olarak adlandırılır. örneğin memeli dişilerindeki faal olmayan x kromozomu. Yoğun kalıtiplikçiği. Heterokromatin. Yoğun kalıt ipliği. Bir kromozomun parçası.

İngilizce Heteronym Türkçe anlamı, Heteronym eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Heteronym ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Allophone : Sesbirim üyesi. Fonemin fonetik değişkesi (fonetik). Sesbirimsel değişke. Sesbirimsel değişken. Alofan. Sesbirimcik. Allofan. Çevresel üye. Alofon.

Word : Sözcüklerle ifade etmek. Laf. Emir. Kelime. Belli bir amaç için bir birim olarak düşünülmesi uygun düşen bir damga dizgisi. Parola. İfade etmek. Mesaj. Söz. Lügat.

Homonyms : Homonim. Eşadlılar. Eşsesli sözcük.

Allophones : Sesbirimsel değişken. Çevresel üye. Sesbirimsel değişke. Sesbirimcik. Sesbirim üyesi. Alofan. Allofan. Fonemin fonetik değişkesi (fonetik).

Enharmonic : Perdelerde özdeş fakat meydana geldikleri anahtarlara göre farklı yazılan tolara (ses, perde) ait (müzik terimi). Perdeleri aynı, adları farklı iki nota.

Homonymous : Eşsesli. Homonimus.

Homophone : Sesteş sözcük. Eşsesli. Söyleniş ve yazılışları birbirinin aynı olup da anlamları (veya görevleri) ve gösterdikleri kavramlar açısından birbirleriyle hiç bir ilişkisi bulunmayan ek ve kelimelerdir. türkçede en eski metinlerimizden başlayarak eş sesli ek ve kelimelere rastlanmaktadır: et. ön+din (önden), ön+dün «önce», yanır-tı<yanur-tı: «çınladı, sesi aksettirdi», yanır-tı «<yanır-t-ı: yeniden»; ög «anne», ög «akıl»; balık «şehir», balık «balık»; ot «ateş», ot «ot»; elig «el», elig «elli» vb. türk dilinin yaşayan bütün kollarında olduğu gibi türkiye türkçesinde de eş sesli bazı ekler ve epey kelime vardır: -dık (belirli geçmiş zaman çokluk şah. eki): aldık, geldik, oturduk, gördük vb. dık (sıfat-fiil eki): tanı-dık adam, yitir-dik(ğ)-imiz değerler, tut-tuk(ğ)-umuz yol; don «vücudun belden aşağısına giyilen iç çamaşırı», don «hava sıcaklığının sıfırın altına düşmesiyle suyun buz tutması»; saç «başın derisini kaplayan kıl», saç «sac, yassı demir çelik ürünü, saçtan yapılmış ekmek, yufka vb. pişirme aracı»; saz «ince kamış, hasır otu», saz «her türlü müzik aleti, çalgı, türk halk müziğinde kullanılan uzun saplı bir çalgı türü»; yüz «surat, çehre» yüz «sayı adı»; yaş «ıslak», yaş «yaşanan yıl»; kurt «böcek», kurt «yırtıcı hayvan»; çay «akarsu», çay «pişirilerek içilen bitki»; yazma «el ile yazılmış kitap, el yazması», yazma «başa örtülen örtü». dilimizdeki eş sesli kelimelerin bazıları da türkçe kelimeler ile alıntı kelimelerin aynı sesi taşımasından oluşmuştur: t. dam, «yapıları dış etkenlerden korumak için üzerlerine kaplanan kiremitli bölüm», fr. dam dansta kavalyenin eşi; tt. bağ «bağ», far. bağ «bahçe»; tt. bar «bir oyun türü», ing. bar «danslı, içkili eğlence yeri»; fr. bank «banka»: etibank, sümerbank; bank «parklarda ve caddelerde oturulacak sıra» vb. dilimizde, bazı kelimelerdeki ses kaybı ile oluşmuş bulunan eş sesli kelime örnekleri de vardır: elig<el «el», el «yabancı» gibi. bunlara aynı seslerden oluşan ad ve fiil köklerinde daha fazlaca rastlanır: acı<acıg: «acı», acı- «acılaşmak»; kuru (<kurug); damla (<tamlag), damla- “damlamak”, boz «boz renk», boz- (<buz-; «bozmak»; dil (<et. til) «dil», dil- «dilimli hale getirmek, dilimlemek»; geç (<keç «gece geç vakit, akşam», geç- «geçmek»; sal «tahta direklerden yapılmış deniz veya ırmak taşıtı, sal», sal- «bırakmak, göndermek»; toz «toz»): toz- (<tozu-: «toz havalanarak çevreye yayılmak) vb. bunlar gibi uç/uç-; bağır/bağır-; yüz/yüz-; yay/yay-, yaz «yaz mevsimi, yaz» / yaz- «yazı yazmak, yaymak, sıralamak» gibi örneklerde de zamanla yine bir ses erimesinden doğmuş ses eşliği söz konusudur. Eşsesli sözcük.

Homonym : Biyoloji, gramer alanlarında kullanılır. Homonim. Söyleniş ve yazılışları birbirinin aynı olup da anlamları (veya görevleri) ve gösterdikleri kavramlar açısından birbirleriyle hiç bir ilişkisi bulunmayan ek ve kelimelerdir. türkçede en eski metinlerimizden başlayarak eş sesli ek ve kelimelere rastlanmaktadır: et. ön+din (önden), ön+dün «önce», yanır-tı<yanur-tı: «çınladı, sesi aksettirdi», yanır-tı «<yanır-t-ı: yeniden»; ög «anne», ög «akıl»; balık «şehir», balık «balık»; ot «ateş», ot «ot»; elig «el», elig «elli» vb. türk dilinin yaşayan bütün kollarında olduğu gibi türkiye türkçesinde de eş sesli bazı ekler ve epey kelime vardır: -dık (belirli geçmiş zaman çokluk şah. eki): aldık, geldik, oturduk, gördük vb. dık (sıfat-fiil eki): tanı-dık adam, yitir-dik(ğ)-imiz değerler, tut-tuk(ğ)-umuz yol; don «vücudun belden aşağısına giyilen iç çamaşırı», don «hava sıcaklığının sıfırın altına düşmesiyle suyun buz tutması»; saç «başın derisini kaplayan kıl», saç «sac, yassı demir çelik ürünü, saçtan yapılmış ekmek, yufka vb. pişirme aracı»; saz «ince kamış, hasır otu», saz «her türlü müzik aleti, çalgı, türk halk müziğinde kullanılan uzun saplı bir çalgı türü»; yüz «surat, çehre» yüz «sayı adı»; yaş «ıslak», yaş «yaşanan yıl»; kurt «böcek», kurt «yırtıcı hayvan»; çay «akarsu», çay «pişirilerek içilen bitki»; yazma «el ile yazılmış kitap, el yazması», yazma «başa örtülen örtü». dilimizdeki eş sesli kelimelerin bazıları da türkçe kelimeler ile alıntı kelimelerin aynı sesi taşımasından oluşmuştur: t. dam, «yapıları dış etkenlerden korumak için üzerlerine kaplanan kiremitli bölüm», fr. dam dansta kavalyenin eşi; tt. bağ «bağ», far. bağ «bahçe»; tt. bar «bir oyun türü», ing. bar «danslı, içkili eğlence yeri»; fr. bank «banka»: etibank, sümerbank; bank «parklarda ve caddelerde oturulacak sıra» vb. dilimizde, bazı kelimelerdeki ses kaybı ile oluşmuş bulunan eş sesli kelime örnekleri de vardır: elig<el «el», el «yabancı» gibi. bunlara aynı seslerden oluşan ad ve fiil köklerinde daha fazlaca rastlanır: acı<acıg: «acı», acı- «acılaşmak»; kuru (<kurug); damla (<tamlag), damla- “damlamak”, boz «boz renk», boz- (<buz-; «bozmak»; dil (<et. til) «dil», dil- «dilimli hale getirmek, dilimlemek»; geç (<keç «gece geç vakit, akşam», geç- «geçmek»; sal «tahta direklerden yapılmış deniz veya ırmak taşıtı, sal», sal- «bırakmak, göndermek»; toz «toz»): toz- (<tozu-: «toz havalanarak çevreye yayılmak) vb. bunlar gibi uç/uç-; bağır/bağır-; yüz/yüz-; yay/yay-, yaz «yaz mevsimi, yaz» / yaz- «yazı yazmak, yaymak, sıralamak» gibi örneklerde de zamanla yine bir ses erimesinden doğmuş ses eşliği söz konusudur. Familya grubu isimlerinde son eki farklı olan ve aynı şekilde yazılıp okunan; cins grubu isimlerinde, aynı şekilde yazılıp okunan, fakat farklı taksonları ifade eden iki ya da daha çok sayıdaki uygun isim. tür grubunda aynı yazılıp okunan, fakat ilk defasında aynı cins içinde yazılan (primer homonim) ya da ilk defasında farklı cinslerde olup sonradan aynı cins içine sokulan (sekonder homonim), farklı taksonları ifade eden isimler. ayrı taksonlara verilen aynı isim. Sesteşlik. Aynı adlı. Eşsesli sözcük.

Homophonic : Homofon. Aynı perdeden. Eşsesli. Ahenkli.

Heteronym ingilizce tanımı, definition of Heteronym

Heteronym kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : That which is heteronymous. Opposed to homonym. A thing having a different name or designation from some other thing.