Homophony türkçesi Homophony nedir
- Aynı sese sahip olma özelliği.
- Gramer alanında kullanılır.
- Eş seslilik (dilbilim).
- Ayrı anlam veya görevdeki kelime ve eklerin ses ve yazılış bakımından aynı olmaları durumu: ev-im «benim evim», çalışkan-ım; yazma «elle yazılmış kitap», yazma «baş örtüsü», yüzmek «el, kol veya yüzgeç yardımı ile suda hareket etmek», yüzmek «derisini soymak» vb. bk. eş sesli (ek, kelime).
- Teksesli.
- Eş seslilik.
- Tek sesli.
- Sadece bir bölümü olan müzik.
- Eşseslilik.
- Tek baskın melodisi olan müzik.
Homophony ingilizcede ne demek, Homophony nerede nasıl kullanılır?
Homophone : Eş sesli. Söyleniş ve yazılışları birbirinin aynı olup da anlamları (veya görevleri) ve gösterdikleri kavramlar açısından birbirleriyle hiç bir ilişkisi bulunmayan ek ve kelimelerdir. türkçede en eski metinlerimizden başlayarak eş sesli ek ve kelimelere rastlanmaktadır: et. ön+din (önden), ön+dün «önce», yanır-tı<yanur-tı: «çınladı, sesi aksettirdi», yanır-tı «<yanır-t-ı: yeniden»; ög «anne», ög «akıl»; balık «şehir», balık «balık»; ot «ateş», ot «ot»; elig «el», elig «elli» vb. türk dilinin yaşayan bütün kollarında olduğu gibi türkiye türkçesinde de eş sesli bazı ekler ve epey kelime vardır: -dık (belirli geçmiş zaman çokluk şah. eki): aldık, geldik, oturduk, gördük vb. dık (sıfat-fiil eki): tanı-dık adam, yitir-dik(ğ)-imiz değerler, tut-tuk(ğ)-umuz yol; don «vücudun belden aşağısına giyilen iç çamaşırı», don «hava sıcaklığının sıfırın altına düşmesiyle suyun buz tutması»; saç «başın derisini kaplayan kıl», saç «sac, yassı demir çelik ürünü, saçtan yapılmış ekmek, yufka vb. pişirme aracı»; saz «ince kamış, hasır otu», saz «her türlü müzik aleti, çalgı, türk halk müziğinde kullanılan uzun saplı bir çalgı türü»; yüz «surat, çehre» yüz «sayı adı»; yaş «ıslak», yaş «yaşanan yıl»; kurt «böcek», kurt «yırtıcı hayvan»; çay «akarsu», çay «pişirilerek içilen bitki»; yazma «el ile yazılmış kitap, el yazması», yazma «başa örtülen örtü». dilimizdeki eş sesli kelimelerin bazıları da türkçe kelimeler ile alıntı kelimelerin aynı sesi taşımasından oluşmuştur: t. dam, «yapıları dış etkenlerden korumak için üzerlerine kaplanan kiremitli bölüm», fr. dam dansta kavalyenin eşi; tt. bağ «bağ», far. bağ «bahçe»; tt. bar «bir oyun türü», ing. bar «danslı, içkili eğlence yeri»; fr. bank «banka»: etibank, sümerbank; bank «parklarda ve caddelerde oturulacak sıra» vb. dilimizde, bazı kelimelerdeki ses kaybı ile oluşmuş bulunan eş sesli kelime örnekleri de vardır: elig<el «el», el «yabancı» gibi. bunlara aynı seslerden oluşan ad ve fiil köklerinde daha fazlaca rastlanır: acı<acıg: «acı», acı- «acılaşmak»; kuru (<kurug); damla (<tamlag), damla- damlamak, boz «boz renk», boz- (<buz-; «bozmak»; dil (<et. til) «dil», dil- «dilimli hale getirmek, dilimlemek»; geç (<keç «gece geç vakit, akşam», geç- «geçmek»; sal «tahta direklerden yapılmış deniz veya ırmak taşıtı, sal», sal- «bırakmak, göndermek»; toz «toz»): toz- (<tozu-: «toz havalanarak çevreye yayılmak) vb. bunlar gibi uç/uç-; bağır/bağır-; yüz/yüz-; yay/yay-, yaz «yaz mevsimi, yaz» / yaz- «yazı yazmak, yaymak, sıralamak» gibi örneklerde de zamanla yine bir ses erimesinden doğmuş ses eşliği söz konusudur. Eşsesli sözcük. Sesteş sözcük. Eşsesli.
Homophones : Eşsesli sözcük. Eşsesliler. Sesteş sözcük.
Homophonic : Aynı perdeden. Sesteş. Ahenkli. Eşsesli. Homofon.
Homophobes : Homofobi (eşcinsellik korkusu) hastası. Homoseksüellerden korkan veya nefret eden kimse. Homoseksüellikten nefret eden kimse. Homofobik. Eşcinsel düşmanı.
Homophobia : Monotonluk korkusu. Homofobi. Homoseksüellikten nefret etme. Eşcinsellik korkusu. Homoseksüalite fobisi. Eşcinsel olma korkusu. Homoseksüellerden korkma veya nefret etme. Eşcinsellik düşmanlığı. Eşcinsellerden korkma.
Homophobic : Homoseksüalite fobisi olan. Homofobik. Eşcinsellik düşmanlığı besleyen. Homoseksüellerden korkan veya nefret eden. Homoseksüellikten nefret eden. Eşcinsellik korkusu çeken.
Homoplasty : Organizmalarda analog organların dış görünüşleri bakımından yapısal benzerlikte olması. farklı organlar ya da organizmalar arasında, aynı atadan gelme yerine benzer yönlerdeki evrim sonucu oluşan şekil ve yapı benzerliği. Eşbiçimlilik. Homoplasti.
Homoploidie : Eşkatlamlılık.
Homopolar : Tektürel ucaylı. Eş ucaylı. Homopolar. Eş kutuplu. Elektriği iletmeyen ve üzerlerindeki elektrik yükü eş dağılım gösteren bileşiklerin ortak niteliği. Eşkutuplu. Homopoler.
Homoplastic : Homoplastik.
İngilizce Homophony Türkçe anlamı, Homophony eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Homophony ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Accusative : İsmin -i halindeki. İsmin -i haline ait. Belirtme durumu. İsmin -i hali. Yükleme durumu. İsmin -i halindeki sözcük. İsmin -i halindeki sözcük grubu. İsmin i hali. Akuzatif. Geçişli fiil taşıyan bir cümlede fiilin doğrudan doğruya etkilediği yani fiildeki işlevin etki bakımından üzerine yüklendiği adın içinde bulunduğu durum. türkçede bu durum ya eksiz yahut da yalın veya iyelik ekleriyle genişletilmiş adlardan sonra gelen +(y)ı/+(y)u eki ile karşılanır: iş bulmak, görüş bildirmek, yol sormak, ağaçlar+ı budamak, yaka+yı kurtarmak, okul+u bitirmek, istedik+im+i getirdi; yazdıklarınız+ı okudum, görünüş+ü koruyunuz gibi. ancak, bu ek üçüncü şahıs teklik ve çokluk iyelik eklerinden sonra araya bir zamir nsi alarak +nı/+nu biçimine girer; arkadaşımın yeni ev+i+ni gezdim. artık yuva+sı+nı kurmaya çalışıyor; bildik+leri+ni anlattı, yorulduğ+u+nu görmedim vb.
Action noun : Bir durumu, bir oluş ve kılışı ad olarak anlatan ve fiillerden -mak, -ma, -ış / -uş, -ıcı / -ucu vb. eklerle kurulan ad: oku-mak, oku-ma, oku-y-uş, yaz-mak, yaz-ma, yaz-ış, bak-ıcı, gel-ici, gid-ici vb. örnekler: sükut, onları düşünür; acımak onlara ağlar (a. n. asya, kubbeler: bulutlar, s. 14). bu beklenmeyen bitişiyle çocuk için tabii bir şey olan masal uydurma bu küçük yazıda bütün bir kompozisyon oluyor (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 417). kitaptan korkmak, insan düşüncesinden korkmak, insanı kabul etmemektir (a. h. tanpınar, göst. e., s. 58). pervin kitabını iki avucu arasında asabi bir kavrayışla sıkarak salondan çıktı (p. safa, şimşek, s. 45). bu kuvvet kuruntusunun kendini kuvvetli sanışın sadece o delikanlılık yaşlarına has bir aldanış olduğunu kabul etmek istemiyordu (t. buğra, yalnızlar, s. 46). bütün bu girişlerin, dolandırmaların ne için olduğunu şimdi hepsi de anlamıştı (t. buğra, göst. e., s. 211). Kılış adı.
Unison : [#birlik Birlikte]. Uygunluk. Uyum. Aynı perdeli. Birlik. Ahenk.
Monophonic : Tek kanallı. Monofonik.
Abstract noun : Oyut ad. Varlığı düşünce yoluyla kabul edilen ve söylendiğinde, zihinde belli bir görüntü veya tasavvur uyandırmayan kavramın adı: soy, ün, düz, korku, söz, bilgi, gönül, kötülük, güzellik, doğruluk vb. karşıtı somut addır. Soyut isim. Soyut ad. Soyut fikir veya kavram temsil eden isim (örneğin, bağımsızlık, öfke, aşk).
Pronunciation : Söyleyiş. Söylem. Söyleniş. Dil seslerinin çıkarılışları sırasında ses organlarının yaptığı hareketlerin bütünü; kelimelerin, seslerin boğumlanma hareketlerine bağlı söylenişi. Telaffuz. Sesletim. Okunuş.
Active verb : Etken fiil. Etken eylem. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiildir. bk. etken çatı.
Accent intensive : Pekiştirme vurgusu. Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb.
Accidence : Morfoloji. Sarf usul ve prensipleri. Bükün. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Büküm. Çekim. Yapıbilim. Tasrif.
Homophony synonyms : part music, univocally, action verb, accentuation, active voice, monophthong, ablaut, monophthongs, ablative, adjectival construction, adams apple, heterography, unison singing, accent of group, unisons, monotonic, adjektive, actif.
Homophony ingilizce tanımı, definition of Homophony
Homophony kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Sameness of sound.

Bu kısımda Homophony kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Homophony ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Homophony anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Homophony ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.