Hostages türkçesi Hostages nedir

Hostages ile ilgili cümleler

English: Sooner or later, the hostages will be released.
Turkish: Er ya da geç rehineler serbest bırakılacak.

English: The criminal didn't let the hostages go.
Turkish: Sabıkalı rehinelerin gitmesine izin vermedi.

English: The fate of the hostages depends on the result of the negotiation.
Turkish: Tutsakların kaderi görüşmenin sonucuna göre değişir.

English: All the hostages were released unharmed.
Turkish: Tüm rehineler sağ salim serbest bırakıldı.

English: Ali and Mary were held as hostages for three months.
Turkish: Ali ve Mary üç ay için rehine olarak tutuldular.

Hostages ingilizcede ne demek, Hostages nerede nasıl kullanılır?

Take somebody hostage : Rehine almak.

Hostage : Rehin. Tutak. Teminat. Tutsak. Rehin olarak tutulan kimse. Rehine.

Orthostatic : Dik duruşlu. Ortostatik.

Orthostatic albuminuria : Ortostatik albuminüri.

Orthostatic proteinuria : Çocuklarda ve gençlerde yalnızca ayakta fazla durduktan sonra biçimlenen proteinüri, postüral proteinüri. Ortostatik proteinüri.

Host cell : İçinde virüs ya da klonlama yapabilen vektörün yaşadığı ve kendini çoğalttığı hücre. Konak hücre. Konukçu hücre.

Host id : Makine kimliği. Anasistem kimliği.

Host information : Ana bilgisayar bilgisi.

 

Host computer name : Ana bilgisayar adı.

Host controls : Ana bilgisayar denetimleri.

İngilizce Hostages Türkçe anlamı, Hostages eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hostages ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pawn : Rehin vermek. Piyon. Borcun ödenmemesi durumunda alacaklı tarafından el konulmak üzere sözleşmenin yapıldığı anda alacaklıya borçlu tarafından güvence olarak gösterilen taşınır veya taşınmaz değer. Kukla. Terhin etmek. Rehin bırakmak. Kendini tehlikeye atmak. Rehine koymak. Tehlikeye atmak.

Gage : Kalibresini ölçmek. Ölçmek. Bkz.gauge. Miktar. Bahis. Düelloya davet için yere atılan eldiven. Rehin vermek. Ebat. Tartmak.

Hostage : Tutsak. Tutak. Rehin olarak tutulan kimse.

Earnests : Kapora. Hevesli. Tadım. Ağırbaşlı. Delil. Avans. Pey akçesi. Ciddi. İçten.

Stamp : Tasdik etmek. Damga vurmak. Yok etmek. Mühürlemek. Tepinmek. Çiğnemek. Kaşe. Kazımak. Posta pulu.

Collateral : Bir borç karşılığı verilen özdeksel inanca. borcu karşılamak amacıyla taşınır ve durağan mallar üzerinde yapılan tutulu işlemler. Maddi teminat. İkincil. Paralel. Kolateral. Biyoloji, ekonomi alanlarında kullanılır. Ek. Yan yana. Aynı soydan gelen. Yanyana.

Down payment : Peşin ödeme. Borcun bir bölümünün veya tamamının vadesi gelmeden ödenmesi. genellikle birbirini çok iyi tanıyan dışalımcı ve dışsatımcı arasında yapılan ve mal bedelinin malın fiili dışalımı veya dışsatımından önce yapılan ödeme biçimi. Konut bankalarından ya da konut ödenci veren öteki kuruluşlardan ödünç almaya hak kazanabilmek için, bir kimsenin, bu kuruluşlara yatırması ve orada bir süre tutması gereken belli nicelikteki para. Peşinat. Kapora. Ön ödeme. İlk ödeme. Depozito.

 

Gaging : Bahis. Rehin vermek. Ebat. Miktar. Bahse girmek. Ölçmek. Tartmak. Düelloya davet için yere atılan eldiven. Kalibresini ölçmek.

Surety : Kefalet (para olarak). Hukuk, iktisat alanlarında kullanılır. Ticari senetlerden doğan bir borca kefil olanın senet üzerine şerh ve imza koyması. Engellemek. Kefil. Kesinlik. Birinin borcunu ödeyeceğine ilişkin olarak üçüncü bir kişinin alacaklıya güvence vermesi. Yüklenci.

Mortgage : Tutu. Taşınmaz mal tutusu. İpotekli borçlar. Taşınmaz malın inanca olarak borç karşılığı tutulanması. Rehine koymak. İpotek. Banker ipotek bankası. Gayrimenkul rehni. İpotek etmek.

Hostages synonyms : assurance, postage stamp, assurances, depositum, hocks, guarantying, earnest, ensuring, charge, hock, token, liens, bd, hocked, hypothecation, caution money, mortgages, hypothec, cover note, item, guaranties, captive, guaranty.