Hums türkçesi Hums nedir

Hums ile ilgili cümleler

English: Do you know anyone who hums while they work?
Turkish: Çalışırken mırıldanan birini tanıyor musun?

English: Jale often hums songs under her breath while she works in the kitchen.
Turkish: Jale mutfakta çalışırken çoğunlukla alçak sesle şarkılar mırıldanır.

English: He always hums while working.
Turkish: O, çalışırken her zaman mırıldanır.

English: Ali always hums while working.
Turkish: Ali her zaman çalışırken mırıldanır.

Hums ingilizcede ne demek, Hums nerede nasıl kullanılır?

Be great chums : Yakın arkadaş olmak. Ahbap olmak.

Chums : Ahbap. Ahbap çavuşlar. Yem olarak kullanılan balık parçaları. Oda arkadaşı. Canciğer dost. Arkadaş.

Sorghums : Süpürge darısı. Sorgum pekmezi. Süpürgedarısı. Sorgum.

Hum and haw : Ham hum etmek. Kem küm etmek. Gak-guk etmek. Mırın kırın etmek. Gevelemek. Hık mık etmek. Evelemek gevelemek.

Hum bar : Gürültü çizgisi. Uğultu çizgisi. Doğru akım devrelerindeki kent akımıyla çalışan parçalardan dolayı almaç görüntülüğünde ortaya çıkan karanlık ve aydınlık çizgiler. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Human capital investment : İşgücünün bilgi, beceri ve yeteneğini artırmaya yönelik yatırımlar. Beşeri sermaye yatırımı.

Human being : Beşer. Merdüm. İnsan. İnsanoğlu. Abd. Köle. Adam. Kul.

Human capital : İşgücünü oluşturan bireylerin üretken olarak çalışmaları ve karşılığında yüksek gelir elde etmelerine olanak sağlayacak eğitim sürecinde kazanılmış üretken bilgi, beceri ve yeteneklerinden oluşan bir fikri sermaye türü. krş. beşeri sermaye yatırımı. İnsan kaynakları. İnsana yapılan yatırım eğitim öğretim ve yetişme masrafları vb. Beşeri sermaye. İnsan sermayesi.

Human amulet : Ata kalıntılarından yapılan muska türü. bk. muska. krş. hayvansal muska, bitkisel muska, taş muska, yapımsal muska, yazılı muska. İnsan muskası.

Human anatomy : İnsan vücudu anatomisi. Antropotomi. İnsan anatomisi. İnsan vücudunun yapısı ve sistemlerini inceleyen bilim dalı.

İngilizce Hums Türkçe anlamı, Hums eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hums ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Swish : Islık sesi çıkarmak. Pahalı. Hışırdatmak. Şaklatmak. Hışırdamak (yapraklar veya ipek vb). Sopa ile dövmek. Islık gibi ses çıkarmak (havada hareket ederken). Hışırtı. Kırbaçlamak. Hışırdamak.

Sibilance : Islık. Islık sesi.

Whir : Pır diye uçmak (kuş). Pır pır uçmak. Pır pır etmek. Zırıltı. Pırpır etmek. Pırlamak. Vın sesi.

Antiacid : Antiasit. Asitleri bağlayan, asit giderici. Asiditeyi nötr hale getiren madde ile ilgili.

 

Swishes : Şaklatmak. Islık gibi ses çıkarmak (havada hareket ederken). Hışırdamak. Kırbaçlamak. Sopa ile dövmek. Hışırdamak (yapraklar veya ipek vb). Şaklama. Islık sesi çıkarmak. Hışırdatmak.

Whirred : Karışıklık. Pır pır etme. Pırpır etmek. Pırlamak. Pır pır. Zırıltı.

Noise ripple : Seslendirmede filmdeki taneciklerden ileri gelen gürültü. sinema/tv. okumada, yükselteçten ileri gelen gürültü. elektrik devresindeki yinelenimin seslendirme araçlarındaki gürültüsü. tv. televizyonda, elektriksel imin görüntüde çizgi olarak beliren etkisi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Murmur : Şikayet. Söylenme. Üfürüm. Homurdanmak. Dinleme sırasında işitilen ve kalp faaliyetleriyle ilişkili bulunan kalp seslerinin tümü. ses karakteri dikkate alınmaksızın kalp sesleri veya yan sesler. Söylenmek. Kendi kendine söylenmek. Mırıldamak.

Hum : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Drone : Parazit. Haylazlık etmek. Tembelce yaşamak. Erkek arı. Tembellik etmek. Pes ses tonu. Homurdanmak. Uzaktan kumandalı uçak.

Hums synonyms : alkaliser, gastric antacid, alkalizer, hummed, bleat, bumbles, hammer at, burble, howl, whiz, work like a beaver, bombilate, mumbled, mutterings, fizzed, whistling, burbles, work hard, hawed, whirrs, fizzle, droning, swooshes, sings, drones, mutter, buzzes, background noise, sang, murmurings, zings, fizzing, antacid.

Hums zıt anlamlı kelimeler, Hums kelime anlamı

Straighten : Düzlemek. Yoluna girmek. Yoluna koymak. Toplamak. Düzleştirmek. Çözmek. Düzeltmek. Düzelmek. Halletmek. Doğrusunu açıklamak.