Hyperbole türkçesi Hyperbole nedir

  • Söz biliminde bir duyguyu, bir düşünceyi veya bir olayı aşırı derecede büyüterek veya küçülterek anlatma: kalbimin derinliklerinde dalgalanan ummanlar. incir çekirdeği kadar aklı var. bu adam orman ayısı. bu kız peri güzeli vb.
  • Abartmak.
  • Abartma.
  • Abartı.
  • Büyütme.
  • Mübalağa.
  • Gramer alanında kullanılır.

Hyperbole ingilizcede ne demek, Hyperbole nerede nasıl kullanılır?

Hyperboles : Mübalağa. Abartı. Abartmak. Abartma.

Hyperbola : Hiperboloit. Hiperbol.

Hyperbolas : Hiperbol.

Hyperbolic : Hiperbolik.

Hyperbolic cosecant : Hiperbolik eşkesenlik. Csch fonksiyonu. Hiperbolik kosekant. Kosekant hiperbolik.

Hyperbolic garch model : Hiperbolik garch modeli.

Hyperbolic navigation system : Hiperbolik seyir sistemi. Hiperbolik yöngüdüm sistemi. Hiperbolik seyrüsefer sistemi.

Hyperbolic geometry : Hiperbolik geometri.

Hyperbolic function : Hiperbolik fonksiyon.

Hyperbolic secant : Sekant hiperbolik. Hiperbolik sekant. Hiperbolik kesenlik. Sech fonksiyonu.

İngilizce Hyperbole Türkçe anlamı, Hyperbole eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hyperbole ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adjektive : Somut ve soyut ad ve kavramları niteleme, belirtme, yer gösterme, sayı gösterme, sorma gibi çeşitli yönlerden vasıflandıran, sınırlayan kelime türü: doğru imla, ağır yük, uzun yol, ince iş, güzel fikir, hünerli kişi, doru at, kızıl elma, bin bir dert, tek yol, o zaman, bu durum; hangi iş vb. sıcacık, ışıltılı günü bekliyordu (y. kemal, ortadirek, s. 190). tekmil otların taze, yeşil, gıcır gıcır kokusuyla kokuyordu (y. kemal, göst, e., s. 191). taşbaşoğlunun keskin, umutlu gözleri teker teker üstündeydi (y. kemal göst.e, s. 301). tenha, sessiz yollarda yürür, yürürüm (p. safa, biz insanlar, s. 181). mavi duman, bir bilek damarı gibi kabartılı ve sıcak dudaklarından çıktı (s. faik, bütün eserleri 1, s. 69). biz de mükemmel bir yalancı olduk arkadaş! (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 298). bazen bir kaç hafta fazla, bir kaç gün fazla yaşamak işleri nasıl da alt üst ediyor (k. tahir, göst. e., s. 322). hacer! — ha bak, gelirken benim o uzun yeşil ipek başörtümü de getir (m.n. sepetçioğlu, çardaklı bacı, s. 96) vb. Sıfat.

 

Action verb : Cümlede yüklemin gösterdiği işin yapma niteliği taşıdığını, yapanın dışında bir nesneye yöneldiğini gösteren fiil: al-, bil-, getir-, derle-, düşün-, kaz-, yaz-, taşı- vb. (gramer) eylem veya hareket belirten yüklemin merkezi olan kelime. Eylem fiili. Kılış fiili. Hareket veya eylem fiili.

Accusative : İsmin -i halindeki sözcük grubu. Akuzatif. İsmin -i halindeki. İsmin -i haline ait. Belirtme durumu. Geçişli fiil taşıyan bir cümlede fiilin doğrudan doğruya etkilediği yani fiildeki işlevin etki bakımından üzerine yüklendiği adın içinde bulunduğu durum. türkçede bu durum ya eksiz yahut da yalın veya iyelik ekleriyle genişletilmiş adlardan sonra gelen +(y)ı/+(y)u eki ile karşılanır: iş bulmak, görüş bildirmek, yol sormak, ağaçlar+ı budamak, yaka+yı kurtarmak, okul+u bitirmek, istedik+im+i getirdi; yazdıklarınız+ı okudum, görünüş+ü koruyunuz gibi. ancak, bu ek üçüncü şahıs teklik ve çokluk iyelik eklerinden sonra araya bir zamir n’si alarak +nı/+nu biçimine girer; arkadaşımın yeni ev+i+ni gezdim. artık yuva+sı+nı kurmaya çalışıyor; bildik+leri+ni anlattı, yorulduğ+u+nu görmedim vb. İsmin -i hali. İsmin -i halindeki sözcük. Yükleme durumu.

 

Ballooned : Balon. Balon gibi olmak. Havadan atmak (top). Havadan atmak. Balon gibi şişmek. Zam yapmak. Şişmek. Şişirmek. Küre.

Fustian : Tumturaklı. Dimiden yapılmış. Abartılı. Şişirme. Pazen. Pamuklu kadife. Boş. Saçma. Dimi.

Embroidery : İşleme. Oya. Nakış. Nakış işleme. İşlemecilik. Süs.

Accent of group : Grup vurgusu. Kelime vurgusunun yerine iki veya daha çok kelimeden oluşan bir kelime grubunda, yoğunluğu kelime vurgusundan daha güçlü bir vurgunun yer alması: ‘pencere perdesi; ço’cuk arabası; ‘mor menekşe; ‘yarın geleceğim; ‘nasıl bir iş vb.

Amplifications : Amplifikasyon. Artırma. Sesi artırma. Ayrıntıları ile açıklama. Yükseltme. Daha ayrıntılı bir şekilde söyleme. Sesi yükseltme.

Aggrandise : Gücünü veya konumunu yükseltmek. Uzatmak. Zenginliğini çoğaltmak. Büyütmek. Daha büyük yapmak. Genişletmek. Ayrıntı eklemek (ayrıca aggrandize). Bir şeyin daha yüce görünmesini sağlamak. Çoğaltmak.

Adorn : Ballandırmak. Donatmak. Renk katmak. Şişirmek. Bezemek. Donamak. Tezyin etmek. Süslemek. Güzelleştirmek.

Hyperbole synonyms : brought up, exaggerating, active voice, exaggerations, action noun, aggrandize, accent intensive, unconscionability, carry too far, come now, excesses, cross the line, adams apple, carry things too far, aggrandizement, actif, aggrandizes, augmentation, balloon, extravagancy, amplification, immoderation, hyperbolism, expansion, ablative, overstatements, active verb, excess, fustians, accidence, dramatization, surplusage, come it too strong.

Hyperbole ingilizce tanımı, definition of Hyperbole

Hyperbole kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A statement exaggerated fancifully, through excitement, or for effect. A figure of speech in which the expression is an evident exaggeration of the meaning intended to be conveyed, or by which things are represented as much greater or less, better or worse, than they really are.