İşit nedir, İşit ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Eşit, denk.
İşit ile ilgili Cümleler
- O dönemde işitme engelliler için okul yoktu.
- Kaç kere laf işittim bu yüzden, sineye çektim.
- Şimdi beni işitebiliyor musun?
- İşitmem eskisi kadar iyi değil.
- Benim işitmem kötü.
- Amerikalı çocuklar bu sözcükleri işiterek büyürler.
- İşitme güçlüğü varmış gibi davrandı.
- Çocukların keskin bir işitme duyusu var.
- İşitme güçlüğü vardı ve yürüyemiyordu.
- Çocukların yalan söylemesinin ana nedeni azar işitmekten kaçınmaktır.
- İşitebilmek için önde oturdu.
- Yemekten sonra sürgün herifin aklını yoklamak için, kızım sana dedim, gelinim sen işit, demeye getirip sordu.
- İşitmesi çok kötü, neredeyse sağır.
- İşitme kaybında kulak içi cihazlar işe yarar mı?
- Oda o kadar sessizdi ki bir iğnenin düşmesini bile işitebilirdin.
İşit ile ilgili Atasözü veya Deyim
ağır işitmek (veya duymak) : kulakları iyi işitmemek, az işitmek.
ağzından çıkanı (veya çıkan sözü) kulağı duymamak (veya işitmemek) : sözlerini tartmadan söylemek.
davul çalsan işitmez : sağır uykusu çok ağır, derin uykuda.
istediğini söyleyen istemediğini işitir : bir kimseye hakaret etmek, ağır sözler söylemek doğru değildir, o da ağır sözlerle karşılık verir anlamında kullanılan bir söz.
işitmezliğe getirmek (veya işitmezlikten gelmek) : işitmemiş, duymamış gibi davranmak, aldırmamak.
kızım sana söylüyorum (veya dedim) gelinim sen anla (veya işit) : doğrudan doğruya kendisine söylenemeyen düşünce ve uyarıların, o kimsenin çok yakınına söylendiğinde kullanılan bir söz herhangi birine dolaylı olarak söylenecek uyarı söz konusu olduğunda kullanılan bir söz.
kulağı ağır işitmek : kulağı iyi işitmemek.
laf işitmek : azarlanmak, birisi kendisine darılmak.
methini işitmek (veya duymak) : ününden haberdar olmak.
söz işitmek : laf işitmek.
İşit anlamı, tanımı
Dış işitme yolu : Dış kulakta yağ bezlerinin sarı renkli salgısının oluşumunu sağlayan ve iç boşluğu çok katlı keratinize epitelle çevrelenmiş yol
Dimek işitmek : Muhaverede bulunmak, konuşmak.
Düşünme işitimi sabuklaması : Kişinin düşüncelerinin kendisi ya da başkalarınca işitildiği kanısına dayanan bir sabuklama.
Gör işit araçları : Düzgülü öğretimi desteklemek amacıyla kullanılan, göze ve kulağa yönelik araçlar.
Gör işit gereçleri : Film, şerit film, plak, ses bandı ve benzerleri gibi göze ve kulağa seslenen gereçler.
Görsal işitsel eğitim : Görsel işitsel araçların geniş ölçüde kullanılmasıyla öğrencilerin duyularını en ileri kerteye değin uyanık tutarak, özellikle görme ve işitme duyuları yoluyla uygulanan etkin bir eğitim yöntemi.
Görsel işitme : İşitme özürü olanların, konuşulanı dudak hareketlerinden izleyerek anlaması.
Görsel işitsel araçlar : Hem görme hem işitme duyularını aynı zamanda etkileyen, görsel-işitsel eğitimde kullanılan araçlar; görsel araçlar ile işitsel araçların bileşimi. (Bunların başında sesli filmler (sinema) ile televizyon yayını (televizyon) gelir. Görsel-işitsel araçların başlıcaları şunlardır: Film gösterici, saydam resim gösterici, mıknatıslı görüntü aygıtı, televizyon almacı, radyo, kapalı yayın düzeni, ses aygıtı, plakçalar, dil işlemeliği, film kutucuğu, televizyon kutucuğu).
Görsel işitsel eğitim gereçleri : Şerit-film, film, harita, resim, fotoğraf gibi görme ve işitme duyularına yönelik, eğitim ve öğretimde kendilerinden yararlanılan türlü gereçlere verilen genel ad.
Görsel işitsel karşısürüm : Filmin görsel öğeleriyle işitsel öğeleri arasında tam bir uyuşum, görsel etkiler ile müzik motifleri arasında örgensel bir bağ olması gerektiği yolunda, yönetmen Eisenstein'ın ileri sürdüğü görüşü anlatan terim.
Görsel işitsel kurgu : Kurguda filmin yalnızca görüntü bölümünün ele alınmasıyla yetinilmeyerek, ses ile görüntü arasında, eşlemeden ayrı, örgensel bir bağın gerçekleştirilmesine dayanan kurgu.
Görsel işitsel yöntem : Görsel-işitsel eğitimin gerçekleştirilmesinde başvurulan yollar.
İç işitme yolu tabanı : Piramit kemiğinin pars petrosa'sının mediyal yüzünde meatus acusticus internus'un tabanı, fundus meatus akustisi interni.
İki kulakla işitme : Dış çevredeki ses kaynaklarını, yerini kestirecek biçimde iki kulakla birden algılama. Seslerin iki kulakla algılanması.
İletsel işitme özürü : Dış ya da orta kulakta herhangi bir bozukluk yüzünden ya da bu örgenlerin görevlerini tam yapamayışları nedeniyle sesin iç kulağa ve beyne tam olarak iletilememesi.
İşitebilme : İşitebilmek işi.
İşitebilmek : İşitme imkânı veya olasılığı bulunmak.
İşitgen : Kulak. iyi işiten.
İşitil etmek : Haber vermek.
İşitilebilirlik sınırı : İnsan kulağının algılıyabileceği ve değerlendirebileceği ses dalgaları yineleniminin 30 Hz'den başlayıp 20.000 Hz'de biten sınırları.
İşitilebilme : İşitilebilmek işi.
İşitilebilmek : İşitilme olasılığı bulunmak.
İşitilmemişlik : İşitilmemiş olma durumu.
İşitim : İşitme duyusu, işitme yetisi.
İşitimölçer : İnsan kulağının işitebildiği ses sıklıklarını ve ses yeğinliklerini ölçen aygıt.
İşitiş : İşitme işi.
İşitme alanı : Bir kez dinlendikten sonra yinelenebilen sözcük, sayı ya da başka şeylerin toplamı.
İşitme artığı : İşitme özürü olanlarda işitme gücünden arta kalan yararlı ya da yararlanılmayacak durumdaki kalıntılar.
İşitme belleği : Konuşma ya da öbür ses özelliklerinin güç, perde ve uyum gibi yanlarını yanlışsız tanıma, istençli anımsama ve yineleme gücü.
İşitme çizelgesi : Düzgülü işitme sınırları içindeki türlü ses yükseklikleri karşısında her iki kulağın ayrı ayrı duyarlığını gösteren bir çizelge. (Odyometre ile bulunur.).
İşitme görüntüsü : İnsan kulağının işitme sınırlarını kapsayan, saniyede 20-20.000 saykıl arasındaki sesler. bk. işitme sınırı.
İşitme hücreleri : Kulakta Corti organındaki işitme duygusu olan duygu hücresi. Kulağın vestibulum yapısındaki denge duygusu alan duygu hücresi. Balıklarda ve amfibyumlarda akustik lateral sistemdeki benzer hücreler.
İşitme imgesi : Birbirinden ayrı zamanlarda alınan işitme izlenimlerinin anlıkta birleştirilmesi.
İşitme kapsülü : İç kulakta ses titreşimlerinin alındığı kohlea.
İşitme kaynaşımı : Her iki kulağın ayrı ayrı aldığı seslerin, tek bir izlenim halinde kaynaşması.
İşitme kemikçikleri : Orta kulak boşluğunda kulak zarından iç kulak duvarına uzanan ve ses titreşimlerini iç kulağa taşıyan çekiç, örs ve üzengi kemikleri.
İşitme kılı : Corti organının duygu alan hücreleri. Corti organının duygu alan gözeleri.
İşitme kuramları : Ses titreşimlerinin, işitmeyi sağlayan sinir tepilerine nasıl çevrildiğini açıklamaya uğraşan kuramlar.
İşitme organı : Belli ses dalgalarını almaya yarayan ve ikincil duygu hücrelerinden meydana gelmiş olan organlar; kulak, böceklerde ses alan kıllar, timpanal organ. Belli ses dalgalarını almaya yarayan ve ikincil duygu gözelerinden meydana gelmiş olan organlar; kulak; böceklerde ses alan kıllar, timpanal organ.
İşitme özürü : Olağan yakınlıktaki bir kaynaktan çıkan olağan güçteki sesin dış, orta ve iç kulaktan geçerek beyne ulaşıp tam olarak algılanmaması sonucu sağırlık ya da ağır işitme biçiminde beliren özür. bk. ağır işiten, sağır. İşitme gücü duyarlığının, türlü aşamalarda yitirilmesi.
İşitme perdelemesi : Kulaklardan birine uygulanan ses uyaranının, aynı ya da daha yüksek güçte olan başka bir sesle örtülmesi.
İşitme sınırı : İnsan kulağının işitebileceği 20-20.000 kilosaykıl arasındaki en yüksek ve en düşük ses sınırı.
İşitme siniri : Corti organında işitme kıllarına sinir telleriyle bağlı olan ve beyinle bağlantısı bulunan sinir. (nervus acusticus):Corti organında, işitme kıllarına sinir telleriyle bağlı olan ve beyinle de bağlatısı bulunan sinir.
İşitme yeteneği : Culicidae ailesindeki sivrisineklerde bulunan özellik. Birçok Culicidae erkeği antenlerinin ikinci segmentinde bulunan Johnston organı vasıtasıyla dişinin kanat vuruşlarını (yaklaşık 250-350 Hz) duyabilirler ve cezbolurlar. Dişiler erkeğin kanat vuruşlarını (250-500 Hz) hissedemez ve bu nedenle erkeklerden kaçamazlar.
İşitme yolu kası : Kıkırdaksal dış işitme yoluna yaslanan ve kulak kepçesine yapışan kas, muskulus stiloaurikularis.
İşitmeze urmak : Duymuyormuş gibi davranmak, işitmemezlikten gelmek.
İşitmezlenmek : İşitmezliğe gelmek.
İşitmezlik : İşitmemiş, duymamış gibi davranma.
İşitsel araçlar : Eğitimde kullanılan plak, bant ve radyo gibi kulağa seslenen araçlar. Görsel-işitsel araçların işitsel olanları. (Bunların başlıcaları plak, ses kuşağı, radyodur).
İşitsel bellek tipi : İşitimle kazanılan izlenimleri uzun süre bellekte tutan ve kolayca anımsayan bellek tipi.
İşitsel çözümleme : Sözcük ya da hecelerin temel ses öğelerine parçalanması.
İşitsel etmenler : Ses aygıtlarıyla yapılan sahne etmenleri. Kulaklara yönelen, elektrikle ya da mekanik yoldan gerçekleştirilen etmenler.
İşitsel sıklık : İşitme ile ya da sesle ilgili titreşim sıklığı.
İşitsel üreteç : İşitim bölgesindeki sıklıklarda, sese dönüştürülebilen dalgalı akım veren üreteç.
İşitsel yükselteç : Algıç çevriminin işitsel sıklıktaki çıktısının gücünü yükselten düzenek.
İşittirebilme : İşittirebilmek işi.
İşittirebilmek : İşittirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
İşittiri söylemek : Duyuracak şekilde söylemek.
Salt işitme duyarlığı : Hiç bir karşılaştırma yapmadan verilen tek bir tonun perdesini ayırt edebilme duyarlığı.
Görsel işitsel : Görme ve işitme duyularıyla ilgili olan, odyovizüel.
Görsel işitsel çağrışım : Görme ve işitme duyularına dayalı olarak oluşan çağrışım.
Görsel işitsel eğitim : Basılı eğitim gereçlerinin yanında genellikle görme ve işitme duyularına yönelik gereçlerden yararlanılarak yapılmış olan eğitim.
İşitilme : İşitilmek işi.
İşitilmek : Duyulmak.
İşitilmemiş : O güne değin duyulmamış, şaşılacak, olağan dışı.
İşitme : İşitmek işi. Duyma, sema (II).
İşitme kesesi : Suda yaşayan bazı omurgasız hayvanlardan, işitme taşını içinde bulunduran akışkan sıvılı organ, otosist.
İşitme taşı : Omurgalılarda ve bazı omurgasızlarda denge organı olan, iç kulakta bulunan kalker parçacıkları, otolit.
İşitmek : Kulakla algılamak, duymak. Haber almak.
İşitmemezlik : İşitmemiş, duymamış gibi davranma.
İşitsel : İşitimle ilgili.
İşittirme : İşittirmek işi.
İşittirmek : İşitmesini sağlamak, duyurmak.
Renkli işitme : Ses duyumu sırasında göze birtakım renklerin görünmesi durumu.
Diğer dillerde İşi verme anlamı nedir?
İngilizce'de İşi verme ne demek ? : entrusting

Bu kısımda İşit nedir? İşit ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca İşit tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz İşit hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.