Judgers türkçesi Judgers nedir

  • Hüküm giydiren kimse.
  • Hüküm veren kimse.
  • Yargılayan kimse.

Judgers ingilizcede ne demek, Judgers nerede nasıl kullanılır?

Forejudger : Önceden hüküm verip karara bağlayan kimse. Müsadere kararı veren. Önceden kararlaştıran kimse. Sürgün kararı veren.

Forjudger : Önyargılı kimse. Önceden hüküm veren kimse. Önceden yargılayan kimse. Önceden kararlaştıran kimse.

Judge advocate : Askeri mahkeme savcısı. Askeri yargıç. Askeri adli müşavir. Askeri hakim. Askeri savcı. Askeri hukuk müşaviri.

Judge advocate general : Baş askeri adli müşavir. Askeri baş hukuk müşaviri. Askeri başsavcı. Askeriyenin bir dalında baş adli memur ve danışman.

Judge as you would be judged : Birinin neler yaşadıklarını bilmeden onu yargılama. Birinin yaşadıklarını yaşamadan onu yargılama.

Be a good judge of : Anlamak. -in ne olduğunu bilmek.

Judge made law : Mahkeme içtihatlarına dayanan hukuk. Mahkeme kayıtlarına dayanan hukuk. Mahkeme kararları ile gelişen hukuk.

Judge by externals : Görünüşe dayanarak hükme varmak.

Be a bad judge of : Anlamamak.

Judge of the peace : Önyargıç. Sulh yargıcı.

İngilizce Judgers Türkçe anlamı, Judgers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Judgers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Reckon : Tahmin etmek. Hesaba katmak. ...gözüyle bakmak. Addetmek. Gözüyle bakmak. Güvenmek. Tutmak. Hesaplamak. Saymak. Hesap etmek.

Pass judgment : Hüküm vermek.

Rank : Derecelendirme yapmak. Sıralama. Yer almak. Aşama. Tabaka. Sıra olmak. Saf. Rütbelendirmek. Sıra. Parametrik olmayan testlerde kullanılan bir işlem olup yalın bir dizideki n verinin küçükten büyüğe doğru dizilmesi ve en küçük verinin sıra numarasının 1 ve en büyük verinin sıra numarasının ise n olacak biçimde tüm verilere sıra numaralarının verilmesi işlemi.

Place : Koymak. Yerleşim yeri. Mekan. Yerleştirmek. Anımsamak. Kim olduğunu çıkarmak. Bir cismin durduğu, bulunduğu nokta ya da yüzey parçası. Oturtmak. Yer. Ev.

Reject : Kusmak. Çıkarmak. Iskartaya çıkarmak. Iskarta. Bir tarafa atmak. Atmak. İstememek. Bir kenara atılan yararsız şey. Geri çevirmek.

Fail : Kuvveti kesilmek. Bitmek. Suya düşmek. Batmak. Başarısız olmak. Çaktırmak. Başarısızlıkla sonuçlanmak. Yapmamak. Zayıf not.

Adjudge : Mahkum etmek. Hüküm giydirmek. Ödül vermek. Karar vermek. Hükme bağlamak. Kararına varmak. Vermek (ödül vb.). Hüküm vermek. Hükmetmek. Ödül vb vermek.

Forecast : Kestirmek. Bir olay, durum ya da sonucu henüz gerçekleşmeden, sağduyusal ya da sezgisel ipuçlarına dayanarak önceden kestirme yeteneği. Kestirme. Tahmin etmek. Öngörüde bulunmak. Tahmin. Tasarlamak. Tahmin yürütme. Önceden tahmin etmek.

Underestimate : Küçümsemek. Gerçek değerinin altında paha biçmek. Az değer biçmek. Hafife almak. Az olarak tahmin etmek. Azımsamak. Hor görmek. Düşük olarak tahmin etmek. Az tahmin etmek. Küçük görmek.

 

Review : Bir bakışta kavramak. Mahkeme kararını yeniden incelemek. Bir yazılı görüş ya da veriyi eleştirmek üzere gözden geçirme. Yeniden gözatmak. Teftiş etmek. Eleştiri. Denetim yapmak. Yeniden inceleme. Geçmişi anmak. Eleştiri yazmak.

Judgers synonyms : misgauge, lowball, cerebrate, grade, value, calculate, critique, guess, prejudge, set, disapprove, attribute, compute, figure, guesstimate, stand, choose, declare, consider, gauge, rate, try out, essay, conceive, sentencer, give, make, believe, work out, cogitate, pass, put, try.

Judgers zıt anlamlı kelimeler, Judgers kelime anlamı

Fail : Batmak. Yapmamak. Başarısız olmak. Becerememek. Çakmak. Zayıf not. Çaktırmak. Kuvveti kesilmek. Bitmek.

Pass : Geçirmek. Geçiş. Pasavan. Derbent. Geçit. Sınır boylarında yaşayanlara kısa süreler için sınırı geçebilmelerini sağlamak üzere resmi makamlarca verilen izin belgesi. Piyasaya sürmek. Vermek. Briç pas demek. Bir oyuncunun, ayakla ya da başla topu kendi takım arkadaşlarından birine göndermesi.

Approve : Uygun görmek. Onaylamak. Beğenmek. Razı gelmek. Doğru bulmak. Tasvip etmek. Olumlu bulmak. Kabul etmek. Hoş karşılamak.

Judgers antonyms : disapprove, reject, convict, qualify, disqualify, acquit.