Künd nedir, Künd ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kök: Bu ağacın kündü kırılmış.

Karşılıklı ve kovalamaca biçiminde oynanan bir oyun.

Ekmek yapmak için ayrılan hamur topağı, beze.

Ekmek yapmak için ayrılmış hamur topağı, beze.

Teknik terim anlamı:

Kör, körleşmiş, kesmez.

Ahmak, aptal.

Künd ile ilgili Atasözü veya Deyim

kündeden atmak : güreşçi, rakibini belinden kavrayıp kendi üzerinden aşırarak arka üzeri atmak Mecaz anlamı aldatarak tuzağa düşürmek.

kündeye almak (veya getirmek) : güreşçi, rakibini altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek kilitlemek Mecaz anlamı oyuna getirmek, tuzağa düşürmek.

kündeye gelmek : aldanmak, tuzağa düşmek.

kündeye getirilmek : aldatılmak, tuzağa düşürülmek.

Künd kısaca anlamı, tanımı

Diz kündesi : Diz üzerine gelinerek atılan künde

Kündede savunma : Kündeye alınan güreşçinin, ileriye fırlamak, bacak arasına bacak uzatmak, topuk ellemek, yere oturmak ya da karşısındakinin kol ve bacaklarını bağlayıp künde yapanı kündeye almak gibi oyunlarla karşı koyması ya da kündeye alana engel olması.

Kündede topuk çekme : Kündedeki güreşçinin, karşısındakinin ayağını yakalayıp, topuğundan çekerek altına alması.

Kündekari : Kakmacılık. (Süsleme) Camilerde kapı, pencere gibi ağaçtan bölümlerin zamanla çalışarak bozulmaması için, bu bölümlerin küçük tahta parçalarını geometrik bezemeler meydana getirecek biçimde yan yana yapıştırarak yapılması tekniği; bu teknikle yapılmış iş.

 

Kündelmek : Kesici araçların uçları aşınmak, körlenmek: Demirin ucu kündeledi. Küntleşmek, körleşmek.

Kündiye : Gündeye, gündelik: Kündiye elbise ile misafir yanına çıkılmaz.

Kündlük : Ahmaklık.

Kündü : Çobanların kibrit yerine kullandıkları kalem biçimindeki ağaç kavı ile kükürt karışımı (çakmak taşiyle yakılır). İçinde değirmen çarklarının bulunduğu tahta dolap. Ağacın ortasındaki kav gibi yumuşak madde.

Kündüç : Susam tanesi. Susam.

Kündük : Basık burunlu. Sapı kırık ağaç kaşık.

Kündükü : Kilim boyacılığında kullanılan bir renk. Koyu mavi.

Kündüme : Gündeye, gündelik.

Kündümennik : Gündeye, gündelik.

Kündürme : Gelincik çiçeği.

Kündüz : Gündüz: Kunduz çift sürmeye gidiyorum.

Yerde künde karşılığı : Alta düşüp kündeye gelmekte olan güreşçinin birden sıçrayarak karşısındaki güreşçinin üzerine bir ayağını atıp dönüşe geçmesi.

Bel kündesi : Güreşte ellerin arkadan gelip hasmın göbeği üzerinde kilitlenmesiyle kündeleme.

Künde : Güreşçinin, hasmını altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek ellerini kilitlemesi. Düzen, tuzak, oyun, hile. Suçluların ayağına bağlanan demir halka, köstek.

Kündeleme : Künde oyununu yapma.

Kündelemek : Künde oyununu yapmak.

Oturak kündesi : Güreşte bir elin arkadan iki bacak arasından, ötekinin de önden getirilerek kasık üzerinde kilitlenmesi biçimindeki kündeleme.

Diğer dillerde Kümülatif sıklık anlamı nedir?

İngilizce'de Kümülatif sıklık ne demek ? : cumulative frequency