Künde nedir, Künde ne demek
Künde; bir spor terimidir. kökeni farsça dilinden gelmektedir.
- Güreşçinin, hasmını altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek ellerini kilitlemesi.
- Düzen, tuzak, oyun, hile.
- Suçluların ayağına bağlanan demir halka, köstek

Yerel Türkçe anlamı:
Her gün; her zaman.
Sürekli, günde, her zaman: Künde oduna giderim.
Et tahtası.
Çamur taşınan tahta araç, teskere.
Çanak, çömlek yapmak için hazırlanmış çamur topağı.
Her gün
Set.
Ekmek yapmak için ayrılan hamur topağı, beze.
Hergün, günde.
Güreş terimi olarak anlamı:
Ayakta, diz üstünde ya da oturur durumdayken alttaki güreşçiyi belinden, tek bacağından ya da güreş donunun şakından tutarak başının üzerinden aşırıp atma.
Diğer sözlük anlamları:
Ava alışkın doğanın üzerinde oturduğu ağaç
Doğan kuşunun ayaklarına bağlanan kayış; bukağı.
Künde anlamı, kısaca tanımı:
Kündeden atmak : Güreşçi, rakibini belinden kavrayıp kendi üzerinden aşırarak arka üzeri atmak. aldatarak tuzağa düşürmek.
Kündeye almak : Güreşçi, rakibini altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek kilitlemek. oyuna getirmek, tuzağa düşürmek.
Kündeye gelmek : Aldanmak, tuzağa düşmek.
Kündeye getirilmek : Aldatılmak, tuzağa düşürülmek.
Bel kündesi : Güreşte ellerin arkadan gelip hasmın göbeği üzerinde kilitlenmesiyle kündeleme.
Oturak kündesi : Güreşte bir elin arkadan iki bacak arasından, ötekinin de önden getirilerek kasık üzerinde kilitlenmesi biçimindeki kündeleme.
Kündeleme : Künde oyununu yapma.
Kündelemek : Künde oyununu yapmak.
Güreşçi : Güreş yapan, güreşen kimse, pehlivan.
Altın : Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Bu elementten yapılmış. Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli.
Öteki : Öbür, diğer. Mevcut kültürün içinde dışlanmış olan. Sözü edilen veya benzer iki nesneden önem ve konum bakımından uzakta olan. Diğeri, öbürü.
Kilitleme : Kilitlemek işi.
Düzen : Bez dokuma tezgâhı. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Dolap, hile. Yerleştirme, tertip. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Alet edevat takımı. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort.
Tuzak : Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzen, komplo. Kuş veya yaban hayvanlarını yakalamaya yarayan araç veya düzenek.
Oyun : Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Kumar. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Hile, düzen, desise, entrika. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü.
Hile : Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma. Birini aldatmak, yanıltmak için yapılmış olan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika.
Kündede savunma : Kündeye alınan güreşçinin, ileriye fırlamak, bacak arasına bacak uzatmak, topuk ellemek, yere oturmak ya da karşısındakinin kol ve bacaklarını bağlayıp künde yapanı kündeye almak gibi oyunlarla karşı koyması ya da kündeye alana engel olması.
Kündede topuk çekme : Kündedeki güreşçinin, karşısındakinin ayağını yakalayıp, topuğundan çekerek altına alması.
Kündekari : Kakmacılık. (Süsleme) Camilerde kapı, pencere gibi ağaçtan bölümlerin zamanla çalışarak bozulmaması için, bu bölümlerin küçük tahta parçalarını geometrik bezemeler meydana getirecek biçimde yan yana yapıştırarak yapılması tekniği; bu teknikle yapılmış iş.
Kündeki : Hergünkü; günlük. || kündeki külli çöreyh: bıkkınlık veren şey; çok alışılmış şey veya kimse
Kündelmek : Kesici araçların uçları aşınmak, körlenmek: Demirin ucu kündeledi. Küntleşmek, körleşmek
Kündeye almak : güreşçi, rakibini altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek kilitlemek. İlgili cümle: "Kolunu tutup kündeye getiriyor, bir taraftan da bacağının birini ikiye büküyorum." M. İzgü. mec. oyuna getirmek, tuzağa düşürmek. İlgili cümle: "Plan kurar, tertip yaparlar; kendilerini kurtarmaya, yeni müdürü de kündeye getirmeye çalışırlar." M. Ş. Esendal.
Diğer dillerde Künde anlamı nedir?
İngilizce'de Künde ne demek? : [Kunde (der) ] n. customer, client, buyer; news, information about previously unknown facts; cognition; knowledge, awareness
n. knowledge, learning, science
n. full nelson
Rusça'da Künde : n. путы (PL)

Bu kısımda Künde nedir? Künde ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Künde tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Künde hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.